
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, “Şu anda Kürt karşıtı bir milliyetçi cephe oluşturulmaktadır. Güya dışa karşı ya da darbecileri destekleyenlere karşı milli birlik görüntüsü veriyorlar. Bu kesinlikle bir aldatmadır. Bu milliyetçi cephe Kürt karşıtı ve demokrasi karşıtı bir cephedir. Hiç kimse aldanmamalıdır” dedi.
Bayık, Türkiye’deki darbe dinamiğinin kaynağında Kürt sorunundaki çözümsüzlük olduğunu belirtti. AKP’nin MHP ve CHP’yi yedeğine alarak Kürtlere karşı ilan ettiği savaşı sürdüreceğini vurgulayan Bayık, “darbecilerle işbirliği yapıyorlar” suçlamasına ise sert tepki gösterdi. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Öcalan’a yönelik tecrit, CHP’nin tutumu, AKP’nin Rojava politikası, 15 Temmuz darbesinin ABD ve PKK ile ilişkilendirilmesine ilişkin ANF’nin sorularını yanıtladı. Uzun ve kapsamlı röportajın 2. kısmından bazı bölümleri kısaltarak yayınlıyoruz.
Amaç Kürtleri ezmek
Türkiye’nin hala temel sorunu Kürt sorunudur. Kürt sorununda çözüm politikası olmadığından Kürt halkının özgürlük mücadelesi ezilmek istenmektedir. AKP bu darbeyle birlikte rakiplerini saf dışı etme yanında, Kürt Özgürlük Hareketi’ni de bu ortamda ezmeyi temel politika haline getirmiştir. Meydanlara halkı çağırması da, MHP ve CHP’yi yanına alması da bir taşla iki kuş vurma gibi bir amacı gütmektedir. Kısa vadeli olarak Fetullahçıları ve diğer muhaliflerini susturma olarak kullansa da esas olarak Kürt halkının özgürlük mücadelesini ezmek için bu ortamı kullanmak istediği görülmektedir. Zaten HDP’yi de dışlaması bu amaçlıdır.
Yeni darbelere açık
Türkiye’de iktidar olmanın kanunu mevcut durumda hala Kürt düşmanlığıdır. Kim iktidar olmak istiyorsa en ateşli PKK ve Apo düşmanlığı yapmaktadır. Fetullahçılar da PKK ve Apo düşmanlığını en fazla yapanlar olmuştur. AKP iktidarı Kürt düşmanlığı ve Kürt sorununu çözmeme politikasıyla darbe zeminini güçlendirdiği gibi, son darbe girişiminde bulunanları da hem besleyen, hem de bunlara darbe yapacak imkanları sağlayan ve zemini sunan bir iktidar olmuştur. Özcesi hem Kürt sorunu çözülmeyecek, hem de bir iktidar uzun süre ayakta kalacaktır? Bunun Türkiye gerçeğinde olması mümkün değildir. Belki bugün darbe başarısız olmuştur, ama Kürt sorunu çözülmediği müddetçe yeni darbelerin zemini döşenecektir.
OHAL yaklaşımımızı değiştirdi
Bu darbenin demokratikleşme eksikliğinden çıktığı bilincine varılır, samimi bir biçimde çözüm yaklaşımı gösterilirse buna olumlu cevap verebileceğimiz biçiminde bir durumu tartışma gündemimize almıştık. Ancak Olağanüstü Hal’in ilan edilmesi ve Özgürlük Hareketimize yönelik düşmanca uygulama ve politikalar karşısında böyle bir yaklaşımın anlamsız olduğunu, hatta mevcut durumda AKP’nin demokrasi güçleri ve Kürt halkı üzerinde kurmak istediği tekçi hegemonyaya hizmet edeceğini düşünerek böyle bir yaklaşımı gündeme almadık.
Dönüm noktası
Darbe girişiminden sonra Türkiye’de çok şey değişecektir. Yeni dengeler kurulacaktır. Bundan sonra da Türkiye’de siyasetin gerilimli, çatışmalı geçeceği açıktır. AKP iktidarı bugün faşist müttefikleriyle birlikte Kürtleri ezecek, demokrasi güçlerini ezecek, tamamen düşündükleri Kürt inkarına, soykırımına dayalı yeni bir Türkiye sistemi kurmayı amaçlamaktadır. Bunun olması mümkün müdür? Türkiye’nin içeride de, dışarıda da tarihi olarak ortaya çıkan değişim ve dönüşüm süreci böyle bir Türkiye’nin oluşmasına imkan vermeyecektir.
Eski halde yürüyemez
Türkiye zorunlu olarak dönüşecektir. Eski halde yürümesi mümkün değildir. O halde değişecek, dönüşecek Türkiye’de bu değişim ve dönüşümü kim yapacaktır? Mücadele bu temelde yürümektedir. Bu değişim dönüşüm radikal mı olacaktır, sınırlı mı olacaktır, ya da eskinin belli rötuşlarla restorasyonu mu gerçekleşecektir? Bunların hepsini önümüzdeki dönemde göreceğiz. Bu açıdan Türkiye’de mücadele bitmemiştir, mücadele devam edecektir.
Milliyetçi cephe Kürt karşıtı
Şu anda Kürt karşıtı bir milliyetçi cephe oluşturulmaktadır. Peki, bu milliyetçi cephe içeride kime karşı kullanılacaktır? Güya dışa karşı ya da darbecileri destekleyenlere karşı milli birlik görüntüsü veriyorlar. Bu kesinlikle bir aldatmadır. Bu milliyetçi cephe Kürt karşıtı ve demokrasi karşıtı bir cephedir. Zaten Kürt karşıtlığı doğrudan demokrasi karşıtlığı anlamına gelmektedir. Meydanlarda ortak resim vermeyi demokrasiye sahiplenme olarak gösterilmesi tamamen bir yalandır, göz boyamadır. Hiç kimse aldanmamalıdır.
CHP Erdoğan’ın kurtarıcısı
CHP genel başkanı ve çevresindeki yönetim Türkiye tarihinde hiçbir dönemde olmadığı kadar demokrasi güçlerine ihanet yapan, demokrasi güçlerine ve Kürt halkına saldırı için destek veren, bu yönlü saldırılarına meşruiyet kazandıran bir rol oynamaktadır. CHP, AKP adına, oligarşik devlet adına demokrasi güçleri tasfiyeye soyunmuş konumdadır.
Tayyip Erdoğan bir günde faşist karakterden çıkıp, Kılıçdaroğlu’nun deyimiyle diktatör bozuntusu olmaktan çıkıp demokratikleşmediğine göre, zihniyeti ve politikası aynen sürmektedir. Kılıçdaroğlu darbe karşıtlığı adı altında Erdoğan’a ve AKP hükümetine tam destek vererek Erdoğan’a ve AKP’yi temize çıkarmıştır. AKP’nin yıllarca uğraşsa yapamayacağını Kılıçdaroğlu yapmıştır. AKP’nin hegemonyacı faşist iktidarını kurumlaştırmasının önünü sonuna kadar açmıştır.
Demokrasi seçeneği önünde engel
Devletin derinlikleri Kılıçdaroğlu ve çevresini demokrasi güçlerini etkisizleştirmek ve Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmede kullanmaktadır. Sadece CHP dışındaki demokrasi güçleri değil, CHP içindeki demokrasiden yana olan güçler de bu gerçeği görmeli, CHP’nin demokratik seçeneği boşa çıkarma tutumu karşısında demokrasi bloku kurularak Kılıçdaroğlu ve etrafındaki yönetim etkisiz hale getirilmelidir. Türkiye’yi mevcut krizlerden çıkaracak tek seçenek demokrasi güçlerine aittir. Demokrasi güçleri bu seçeneği ortaya çıkardığında kesinlikle kısa sürede Türkiye’nin demokratik yönetimi haline gelebileceklerdir.
AKP’nin DAİŞ’le ilişkileri sürüyor
AKP iktidarı darbeden sonra daha demokratik hale gelmedi. Darbeyle birlikte şoven milliyetçilik daha da şahlandırıldı. AKP iktidarı da bu kadar iç sorun yaşadığı dönemde Rojava düşmanlığını sürdürmeye devam edecektir. Rojava’da Kürtlerin özgür ve demokratik yaşam statüsüne kavuşmasını Türk devleti kabul etmeyecektir. Hala darbeden sonra bile IŞİDle ilişkilerini sürdürmektedir.
ABD’yi töhmetin nedeni Rojava
Türk devleti Rojava Devrimi’ni mutlaka tasfiye etmek, bastırmak istemektedir. Bütün dış politikasını bunun üzerine kurmuştur. IŞİD’i hala Rojava Devrimi’ne karşı bir araç olarak kullanmaktadır. Özellikle darbeden sonra ABD’yi töhmet altında bırakarak Rojava politikaları konusunda kendisine destek verilmesini sağlamaya çalışmaktadır. Erdoğan’ın darbe girişiminden sonra hep ABD’yi, Avrupa’yı suçlaması esas olarak da onları Rojava politikasında kendi istedikleri gibi hareket etmeye zorlamak amaçlıdır.
Erdoğan’a ABD yanıtı
Bayık, darbe girişiminin arkasında ABD’nin olduğu, kendilerinin de darbeden haberdar olduğu yönündeki iddialara ise şu yanıtı verdi:
* Bu tür söylemler, bu tür değerlendirmeler AKP’nin gerçek yüzünü örtmesini ifade etmektedir. Bu darbeye yol açan politika ve uygulamaların tamamen AKP’ye aittir. Bu darbeciler bizzat AKP ve Erdoğan iktidarı tarafından ordu içinde güçlendirilmiş, köşe başlarına getirilmiş, Kürt halkına karşı kirli savaşta kullanılmış, kirli savaşta kullanırken de her türlü inisiyatif verilmiş; bu durumda bu kesimlerin darbe yapması için örgütleme imkanı ve fırsatı bulmasına yol açmıştır.
* Erdoğan kendine muhalif olan kesimleri saf dışı etmek için ABD ve Avrupa’nın desteğini almamış mıdır? Bunun sonucu da ABD ve Avrupa’ya yakın olan birçok subay ve generalin terfi etmesini sağlamış mıdır? Bu darbeciler AKP zamanında ordu içinde güçlenip etkili hale gelmemişler midir? Ordunun köşe başlarını tutmamışlar mıdır? Bu gerçek açık ve net ortadır.
Tümü Fethullahçı değil
Biz darbecilerin tümünü Fetullahçı olarak görmüyoruz. Tümünün Fetullahçı olarak gösterilmesi, AKP’nin kendi gerçek yüzünü saklamasıdır. Bu darbeyi yanlış iç ve dış politikanın ortaya çıkardığının, Kürt düşmanlığının tetiklediği bir darbe olduğunun üstünü örtmek amaçlı tümü Fetullahçı olarak gösterilmektedir. Fetullahçıların önemli düzeyde bu darbede yer aldıkları açıktır. Ancak bunlar dışında AKP karşıtı olan başka generaller, subaylar da bu darbe içinde yer almışlardır.
AKP iktidarı Ergenekoncu denilen kesimler karşısında kendisini etkin kılmak, onları etkisizleştirmek için bugün kendisine darbe yapan tüm generalleri ve subayları ordunun köşe başlarına yerleştirmiştir, onları terfi ettirmiştir. Bu gerçek ortadayken kalkıp bu girişimin arkasında Hareketimizin olduğunu söylemek gerçekleri tersyüz etmektir.
Dolaylı onay almış olabilirler
Arkasında ne kadar ABD var bilemeyiz. Ancak şu bir kesindir; bu ordu NATO ordusudur, NATO’yla ilgilidir, NATO kültürüyle yetişmektedir. Bu darbecilerin NATO’yu yokladıkları da anlaşılmaktadır. Emir komuta içinde bazı kesimlerin, komutanların bu darbeye katılmamasına rağmen böyle bir darbe yapmada kararlı olmaları dış bazı destek alacaklarını düşünmüş olmalarındandır. Bu darbeciler bir azınlık olmadığından, NATO ile ABD ile şu ya da bu düzeyde bir ilişki kurmuş olabilirler. Dolaylı bir onay almış olabilirler. Birçok ilişkisiyle ABD’nin ve Avrupa’nın AKP iktidarı konusundaki tutumunu, yaklaşımını öğrenmiş olabilirler. Çünkü AKP’nin politikaları ABD’yi de Avrupa’yı da son derece rahatsız etmekteydi. Ama bunu yaratan da AKP’nin kendisidir.
Darbenin sahibi Erdoğan
Bizim darbeden haberdar olmamız mümkün değildir, ama bu tür durumların gelişebileceğini söylemişiz. Önder Apo da Kürt sorununda çözümsüzlük darbe mekaniğini tetikler, harekete geçirir demiştir. Biz de çeşitli zamanlarda AKP’nin politikasının darbe mekaniğini tetikleyeceğini söylemişiz. Bu bir kehanet ya da önceden bir bilgi sahibi olmak değildir. Bu Türkiye’nin Kürt karşıtı politikasının ortaya çıkardığı bir durumdur. Kesinlikle bu darbenin ortaya çıkmasından AKP sorumludur.
Hepsi Kürt düşmanı
Bu darbenin bizimle uzaktan yakından bir alakası olabilir mi? İster Fetullahçı olsun, ister yeni ulusalcılar olsun, ister ittifakları olsun bunların hepsi Kürt düşmanıdır. Hepsi Özgürlük Hareketini ezmek için birbiriyle yarışan güçlerdir. Geçmişte Fetullahçılar en fazla Kürt düşmanlığı yapmıyor muydu, PKK düşmanlığı yapmıyor muydu? Sivil ve asker bürokrasisini etkilemek, böylelikle Türkiye’nin birliğini ve bütünlüğünü sağlayan bir güç olarak kendini göstermek ve bu temelde kendini etkili kılmak için PKK ve Apo düşmanlığı yapmadılar mı? Bugün Kürt düşmanlığı ve PKK düşmanlığı yapanların hepsi Türkiye’de asker ve sivil bürokrasinin desteğini alıp kendini iktidar yapmak isteyenlerdir. Fetullahçılar da bunlardan biriydi. n HABER MERKEZİ
Görüşe kadar eylemler sürmeli
Şu anda AKP iktidarı herhangi bir hukuk, yasa tanımadan darbe karşıtlığı rüzgarından yararlanarak her türlü hukuk dışı uygulamalar yapmaktadır. İktidar çatışmalarının yoğun ve karmaşık olduğu bu tür süreçler her türlü komplonun, tezgahın, siyasal cinayetin olduğu dönemlerdir. Darbecilerin bütün karargahlarda, bütün askeri alanlarda bir güç olduğu ortaya çıkmıştır. AKP iktidarı, Türk devleti, herkesin darbeciler şu kadar kötü, şu kadar tehlikeli, şu kadar hain, şu kadar terörist dediği dönemde tabii ki halkımız Önder Apo’nun sağlığı ve güvenliği konusunda hassas olacak ve sağlığı ve güvenliği konusunda net bir bilgi edinmek isteyecektir. Bunun yolu da hükümetin açıklamaları değildir. Hükümetin ‘durumlar iyidir bir şey yok demesi’ değildir. Kürt halkı, avukatları ya da ailesi Önderlikle görüşme yapmayana ve Önderliğin sağlık ve güvenlik sorunu netleşmeyene kadar eylemlerini süreklileştirecektir. Özel savaş hükümeti durumunda olanların sözlerine kim inanır? AKP hükümetinin açıklamalarına inanılmayacaktır.
Kürtler asker olmamalı
Bayık, çocuklarını askere gönderen Kürt ailelerine ve Kürt gençlerine şöyle seslendi: Bu ordu Kürtlere ait bir ordu değildir. Kürtlerin ne yaşamını ne de varlığını koruyan bir ordudur. Kürt şehirlerine ne yaptıkları ortadadır. Darbecilerin çoğu Kürdistan’da savaşanlardır. Bu açıdan böyle bir orduya Kürtler çocuklarını göndermemelidirler, Kürtler asker olmamalıdırlar. Kürtler kendi halkına kurşun sıkan bir ordunun askeri olabilir mi? Niye askere gidecekler? Kürtlerin bu zorunlu askerliği kabul etmemeleri gerekir. Gençler askere gideceğine özgürlük dağlarına gelmeliler, Kürt halkının özgür ve demokratik yaşam mücadelesini vermelidirler.