
Ankara Katliamı’nın MİT bilgisi dahilinde gerçekleştiğine dair peşpeşe bilgiler ortaya çıkıyor.
Yayınlanan yeni bir belgeye göre, katliamdan 22 gün önce istihbarat tüm emniyet müdürlüklerini DAİŞ’in canlı bomba saldırısı hazırlandığı yönünde bilgilendirmiş. 17 Eylül tarihli istihbarat belgesinde, “DEAŞ’ın ülkemize yönelik uluslararası ses getirecek çapta büyük bir eylem yapma kararı aldığı, bu eylemle ilgili olarak seçtiği grubu Suriye/Deyr-ez Zor’da bulunan bir kampta özel eğitime tabi tutmaya başladığı, planlanan eylemin uçak/gemi kaçırma ya da miting/kalabalık yerde aynı anda çok sayıda canlı bomba patlatma şeklinde kompleks bir eylem olabileceği…” şeklinde ifadeler yer alıyor. Emniyet müdürlüklerinin bu büyük eyleme karşı harekete geçmesinin istendiği görülüyor.
Askeri lojmanda alarm
DİHA ise Ankara’daki askeri kaynakların 10 Ekim günü ‘canlı bomba’ istihbaratına ulaştığını yazdı. Çankaya bölgesindeki lojmanlarda yaşayan askeri bir kaynak, patlamadan 4 saat önce lojmana giriş çıkışların “canlı bomba” gerekçesiyle yasaklandığını belirtti. Gazi Orduevi’nde çalışan işçiler de patlama sabahı “Ankara’da büyük bir patlama olacak” diyerek Orduevi’ne alınmadıklarını anlattı.
Kimliğinin açıklanmasını istemeyen Çankaya bölgesindeki askeri lojmanda yaşayan bir askeri kaynak, patlamanın yaşandığı günün sabahı saat 07.30 sıralarında askerlerin lojmanların kapılarını tek tek çalarak, lojmanlardan giriş ve çıkışların yasaklandığı uyarısında bulunduğunu söyledi. Kaynak, askerlerin ikinci bir emre kadar dışarıdan gelen misafirlerin de içeri alınmayacağını kendileriyle paylaşarak, buna gerekçe olarak da, “Kızılay’da iki tane canlı bomba dolaşıyor” bilgisi gösterildiğini söyledi.
Orduevi’nde bomba hareketliliği
Orduevi’nde çalışan bir başka tanığın söyledikleri de askeri kaynağın iddialarını güçlendirdi. Yaklaşık iki aydır Gazi Orduevi’ndeki inşaat işinde çalışan S.E. adlı bir işçi de, patlama sabahı saat 06.50 sıralarında Orduevi’nde tanık olduğu dikkat çekici “bomba” hareketliliğini aktardı. E., işçiler ve sivil araçlarla birlikte uzun süredir Orduevi’ne rahatlıkla giriş-çıkış yaptığını ancak katliamın yaşandığı 10 Ekim Cumartesi günü saat 06.50’de “bomba ihbarı olduğu” gerekçesiyle sivil araçlarının içerini alınmadığını aktardı.
Asker: Patlama olacak
S.E., katliamın yaşandığı günün sabahına Orduevi girişinde askerlerle arasında geçen diyaloğu şöyle anlattı: “Biz 45 gündür Gazi Orduevi’ne arabamızla girebiliyoruz. Daha önceden kimlik bilgilerimizi verdik, GBT yaptırdık zaten. Rahatlıkla girip çıkıyorduk. 10 Ekim günü sabah saat 06.50’de içeriye girmek istedik. Askerler bizi bırakmadı. Sonra bir uzman çavuş geldi. ‘Sana zahmet arabanı Orduevi’nin dışında bir yer var oraya park et’ dedi. Uzman çavuş bizi tanıyor, biz de onu. ‘Komutanlıktan, üst düzeyden emir var; hiçbir sivil aracı içeri almayacağız’ dedi. ‘Niye almıyorsunuz’ dedik. Uzman çavuş, ‘Ankara’da büyük bir patlama olacak’ dedi. ‘Biz de ne patlaması‘ dedik. ‘Yok ya öyle böyle değil. Ankara’da çok büyük bir patlama olacak’ dedi. Biz sonra birkaç arkadaşı iş başı yaptırdık. Saat 09.00 gibi Orduevi’nden çıktık. Gençlik Parkı’nın oradan mitinge gidiyorduk ki büyük bir patlama oldu.” S.E., kendisinden başka arkadaşlarının da bu olaya ve konuşmalara şahit olduğunu söyledi. Ayrıca, E. tanık arkadaşlarıyla birlikte katliama ilişkin soruşturma dosyasında ifade verebileceğini ifade etti.
Polis noktasından transit geçiş
Ankara Katliamı’nda kullanılan üzerleri bomba sarılı tetikçileri taşıyan aracın polis noktasında GBT sorgusu ve aramaya rağmen hiçbir sorun yaşamadan geçtiği ortaya çıktı. Canlı bombaları taşıyan araca rehberlik eden aracın şoförü Yakup Şahin, savcılık ifadesinde “canlı bombaları taşıyan camları filmli Focus marka aracın yapılan sıkı aramadan nasıl geçtiğini anlamadığını” belirtti. Polis tarafından rehberlik yapan aracın iki, canlı bombaları taşıyan aracın bir kez durdurulması, GBT sorgusu ve arama yapılmasına karşın yola devam edip Gölbaşı’na kadar geldi.
Canlı bombaları taşıyan aracın şoförlüğünü yaptığı belirlenen Halil İbrahim Durgun, Antep’te olduğu dillendirilmesine karşın ‘yakalanamadı.’
Şahin de takipdeymiş
Canlı bombalara rehberlik eden Yakup Şahin’in de takipte olduğu belirlendi. Bilgiye göre, Antep Emniyeti İstihbarat Şubesi, IŞİD’le bağlantısı olduğu gerekçesiyle Şahin’i geçtiğimiz ay teknik ve fiziki takibe aldı. Yaklaşık bir ay boyunca Şahin hem şehir içinde hem de şehir dışında teknik ve fiziki olarak izlendi. Ancak Yakup Şahin, eylemden iki gün önce takipten kurtuldu, cep telefonundan da sinyal alınamadı. 9 Ekim’de Şahin’in telefonundan yeniden sinyal alındı ve Antep’te olduğu tespit edildi. 10 Ekim sabah 07.00 sularında ise Şahin’in telefonu Ankara yakınlarından sinyal verdi. Telefonun Ankara’da sinyal vermesine rağmen bu şehrin polislerine bilgi verilmedi.
İlk hedef HDP merkeziymiş
Soruşturma dosyası ve Yakup Şahin’in savcılıkta verdiği ifadeye göre, ilk hedef HDP Genel Merkezi’ydi. HDP Genel Merkezi’ne bombalı saldırı planlaması yapılabilmesi için Mitsubishi marka minibüsün bir galeriden alınarak sicili temiz bir kişinin üzerine kaydettirildiği belirlendi.
HDP Genel Merkezi’ne yönelik saldırıda kullanılacak bombaların Deniz Büyükçelebi adlı bir kişi tarafından Suriye’den getirildiği ifade edildi. HDP Genel Merkezi’ne yönelik saldırı planı 10 Ekim’de Ankara’da barış mitinginin yapılacağı bilgisinin öğrenilmesi üzerine ertelendi ve saldırı önceliği miting oldu.
HDP’li üye gibi davrandı
Ankara Katliamı’ndan 10 gün sonra, 18 Ekim’de yapılacak olan Antep mitingine saldırının Cemil adlı bir kişi üzerinden planlandığı da öğrenildi. Edinilen bilgilere göre, bu kişi HDP’li bir üye gibi etkinlikleri takip etti. HDP, Ankara Katliamı ardından tüm miting programlarını iptal ederek, HDP Eşbaşkanı Yüksekdağ’ın da katılacağı Antep mitinginde yaşanacak bir faciayı önlemiş oldu.
Valiliklere uyarı yazısı gitti
Ankara Katliamı ardından Emniyet Genel Müdürlüğü, tüm valiliklere uyarı yazısı göndererek, HDP Genel Merkezi ve HDP’lilere saldırı olabileceğini belirtti.
Uyarı yazısında HDP Genel Merkezi’nin keşfinin ve istihbaratının yapıldığına dair bilgilerin elde edildiği, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş başta olmak üzere parti yöneticilerine, milletvekillerine, adaylarına ve düzenleyecekleri mitinglere yönelik saldırılar olabileceği yönünde bilgiler elde edildiğini vurgulandı. Emniyet, ‘koruma tedbirlerinin’ artırılmasını istedi.
HABER MERKEZİ
Bombalar yeni adreslerde
HDP Ankara Milletvekili ve İmralı Heyeti Sözcüsü Sırrı Süreyya Önder de, canlı bombaları taşıyan araçların polis aramasından hiçbir sorun yaşamadan geçtiğine dikkat çekerek, “Bizim elimizde katliama ilişkin bütün bilgiler mevcut. Bunların açığa kavuşturulmasını bekliyoruz. Katliama ilişkin bilmediğimiz hiç bir şey yok” diye konuştu. Med Nuçe’deki Ankara’ya Bakış programına katılan Önder, katliamdan sonra geri dönen Halil İbrahim Durgun’un yeni katliamlar için bazı bombaları yeni adreslere ulaştırdığına dikkat çekti. Önder, “Bu adreslerden biri de HDP’ye yakın isimlerden biridir. HDP’yi bu katliamla ilişkilendirmek için bize yakın birini seçiyorlar ve onun üzerinden ikinci bir katliam gerçekleştirmek istiyorlar. Ancak aldığımız bilgiler ve sonrasında geliştirdiğimiz tedbirler nedeniyle bu katliamın yaşanmasının önüne geçtik” dedi.
Yüksekdağ’ın halk buluşmasına saldırı planı
Mardin’de konuşan HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, Antep’te kendisinin katılacağı mitinge yönelik bombalı saldırı düzenleneceği yönündeki haberi doğruladı. Mardin Erdoba Elegance Otel’de demokratik kitle örgütü temsilcileriyle biraraya gelen Yüksekdağ, 18 Ekim’de Antep’te kendisinin de katılacağı ancak HDP’nin merkezi kararıyla iptal edilen mitinge dönük saldırı planını doğruladı. “Sızması üzerinden öğrendik. Hükümetten aktarılmış bir bilgi değildir” diyen Yüksekdağ, “Büyük mitinglerimizi iptal ettikten sonra canlı bombanın benim Antep Şehitkamil ilçesinde Vatan Mahallesi’nde yapacağım halk buluşmasına bombalı saldırı düzenleneceği yönünde bir bilgi ulaştı bizlere” diye konuştu.
Canlı bombalardan Gözükara’nın babası: Oğlum Türkiye’de olabilir
Adıyaman’da DAİŞ’e eleman gönderdiği bilinen ve devletin canlı bomba listesinde ismi açıklanan Abdulkadir Gözükara da, DAİŞ’in Adıyaman ve Antep’teki tüm devşirmeleri gibi çete yuvası olarak AFAD kamplarını işaret ediyor.
ANF’ye konuşan baba Gözükara, oğlunun DAİŞ çetesine nasıl katıldığını, “Oğlum Adıyaman’da açılan AFAD kampında çalışmaya başladı. Ondan sonra 90 derce dönüş yaptı, oraya gittikten sonra değişmeye başladı“ sözleriyle anlattı.
AFAD kampı dışında İslam Çay ocağının faaliyet merkezlerinden biri olduğunu hatırlatan baba Gözükara, 8 ay önce AFAD kampından evlendiği Suriyeli eşiyle birlikte ortadan kaybolan oğlunu Emniyet’e bildirdiğini de ekledi. Baba Gözükara, “Polisler de bu işin kendilerini aştığını söylüyorlar. Müdahale edemiyorlar” diye konuştu.
Oğlu ve diğerlerini götürenlerin Mustafa Dokumacı ve Yunus Emre Alagöz olduğunu öğrendiklerini belirten baba Gözükara, oğlunun açıklanan canlı bomba listesinde yer aldığını hatırlatarak, “Benim çocuğum da listede, ben kaygılanıyorum, çocuğumun şu anda Türkiye’de olabileceğinden korkuyorum. Tavuk bile kesemeyen bir çocuktan canlı bomba yaratıyorlarsa gelir patlatır” diye konuştu.