ZUHAL ATLAN
MA/ŞIRNEX
Silopî’deki öz yönetim direnişleri sırasında katledilen kızı Pakize Nayır’ın boşluğunu siyasete atılarak doldurmaya çalışıyor Behiye Nayır. Botan halkının yaşadığı bunca acı ve baskıya rağmen hala nasıl ayakta kaldığını, “Cûdî’ye atılan her bombadan sonra yanan fidanlar gibiyiz. Her gelen baharda yeniden yeşeriyoruz” sözleriyle ifade ediyor.Kadına benzer Botan. Onlarca katliama ve baskıya rağmen kendinden ödün vermeyen, susmayan, direnen bir kadın. Duygusaldır. Duygusallığı onu yıldırmaz aksine güç verir, isyan ettirir. Gözyaşlarını içinde tutmaz, gider Dicle’ye akıtır. Dicle’nin suları onun gözyaşlarıyla taşar, öfkesini onu üzenlere kusar.
Hüzünlenince durulur Botan. Ama durgunluğu asaletindendir. Sessizleşmesi, onun taşacağının habercisidir zaten. Bu zamanlar Gabar ve Cûdî’ye sığınır. Düşünceye dalar ve ayağa kalkacağı günü bekler.
Kadınları örgütledi
Behiye Nayır da Botan gibi gözyaşlarını akıtsa da, O’nu ayakta tutan “arkadaşımdı” dediği kızı Pakize olmuş. Behiye Nayır, kızı Pakize’yi Silopî’deki öz yönetim direnişleri döneminde kaybetti. Silopî Halk Meclisi Eşbaşkanı’ydı Pakize. Kuaförlük yapıyormuş, işinden kalan zamanını ise ilçedeki kadınları örgütleyerek geçirirmiş. Annesi de ona destek olur, hiç yalnız bırakmazmış.
Behiye Nayır’ın çocukluğu da Silopî’nin bir köyünde geçmiş. Nayır ve ailesi, devletin baskısından dolayı başka bir köye göçertilmiş. Nayır, burada kuzeniyle evlendirilmiş. Eşinin memur olmasından dolayı bir süre Nisêbîn’de yaşayan Nayır, sonunda ait olduğu topraklara geri dönmüş. Pakize de Silopî’de açtığı kuaför dükkanıyla ailesinin ekonomisine katkıda bulunmuş.
Evini terketmeyenlere yardım etti
Silopi’de yasak başladığında da Nayır, kızını yalnız bırakmamış. Nayır, o günleri daha dün yaşanmış gibi şöyle anlatıyor: “Yasakta herkes evlerini boşaltırken Pakize Silopî’den çıkmak istemedi. Çocukların hepsini çıkardık, ben, Pakize ve ağabeyi kaldık evde. Pakize, evlerini terk etmeyen halkının yanında olmak istedi, onları terk etmek istemedi. Ailelere yardım etti, onlara erzak götürdü.”
Kızım değil arkadaşım gibiydi
Onların hikayesi, anne-kızdan öte iki arkadaşın hikayesi. Öyle ki Nayır, Pakize’nin ölüm haberini aldığı anı, “Dünya başıma yıkılmıştı” sözleriyle dile özetliyor ve ekliyor: “Çünkü dünyayı Pakizemin gözünde görebiliyordum. 8 çocuğum vardı; ama en sevdiğim Pakize’ydi. Pakize benim kızım değildi, arkadaşım gibiydi. Nereye gitsem hep Pakize’yi yanıma alırdım. Bana, ‘Anne, niye hep beni yanında götürüyorsun?’ diye sorardı. Ben de, O’na, ‘seninle iyi oluyorum’ derdim.”
Pakize’nin yerini doldurdu
Nayır, ölümünden sonra kızı Pakize’nin yerini doldurmak için Halkların Demokratik Partisi (HDP) Silopi İlçe yöneticiliği yapmaya karar verir. Nayır, “Pakize gittiğinden beri mücadeleye sıkı sıkı sarıldım. Onun yerini doldurmaya çalıştım, çünkü o haklının ve doğrunun yanındaydı” diyor.
Cûdî’ye atılan bombada yanan fidanlar gibiyiz
Anne Nayır, yıllardır Kürdistan’ı viraneye çeviren, halklarını katleden faşist güçlere şu mesajı veriyor: “Benim gibi yüzlerce anne var. Çocukları sebepsiz yere katledilmiş, tutuklanmış… Sebebi sadece Kürt ve haklarımızı savunuyor olmamız. Ama unuttukları bir şey var. Buralar bizim toprağımız. Bizi zorla toprağımızdan çıkarmak istiyorlar, ama yapamayacaklar. Kızımın şahsında bize dayatılan zorbalığa karşı ben güç alıyorum ve şu anda da ayaktayım.”
“Cûdî’ye atılan her bombadan sonra yanan fidanlar gibiyiz. Her gelen baharda yeniden yeşeriyoruz ve bizi ayakta tutan da budur” diyen Nayır, çünkü Botan’ın Mem û Zîn ile Mîr Bedirxanların toprakları olduğunun da altını çiziyor.