Görgü tanıklarının askerlerce hedef gözetilerek vurulduğu söylenen Ortakaya, Toplumsal Özgürlük Parti Girişimi üyesi ve Marmara Üniversitesi Yüksek Lisans Öğrencisi.
Kadriye kimlikteki ismiymiş, ama çevresi onu Kader diye tanır, öyle hitap edermiş.
'Kader' kavram olarak "bütün olayların önceden ve değişmeyecek biçimde düzenlediğine inanılan doğaüstü güç, ezeli takdir. Yazgı veya mukadderat olarak da anılır. Kader kavramı birçok farklı din ve felsefi akımda önemli bir yer tutar" diye bir tanıma sahip.
Yani razı olmayı, boyun eğmeyi, verili yazgıyı sorgulamamayı öngörür. Biat etmeyi öğütler aslında. O yüzden ezilen halklar, kadınlar çokça kullanır bu kavramı.
Ortakaya kendisi mi bu ismi seçmişti, yoksa ailesinin tercihi miydi bilinmez. Ezilenlerin ortak yazgısı olarak kabullendirilmeye çalışılan ve her dönem farklı argümanlarla içi doldurulmaya çalışılan bu kavramı kabul etmediği, yaşamından ve düşüncelerinden belli.
28 yıllık ömrüne oldukça büyük, anlamlı idealler yükleyerek kendi yazgısını bir halk ve bu halkın kadınları ile buluşturduğu kesin.
Kader Ortakaya Kürt halkına, kadınına ve ezilen bütün kesimlere kabullendirilmek istenen kadere isyandadır. Kürt halkının yıllardır kendi kaderini belirleme mücadelesine gönül vermiş ve bunu gerçekleştirmek için yollara düşmüştür.
Ortakaya; ataerkil, devletçi zihniyete isyanı ve özgürlük arayışını 30 Eylül'de Facebook hesabında yazdığı şu sözlerle de ifade ediyor: "Her devrim küçük bir kıvılcımla başlar. Ve vardır her namlunun ucunda bir yaşam ateşi. Böyle büyük düşler de yolculuklarla başlar. Ve serüvenciler düşer bu yollara."
Kobanê'ye geçerken ailesine bıraktığı mektupta ise; "Ben istiyorum ki bütün insanlar özgür ve eşit bir şekilde yaşasın. Hiç kimse bir lokma ekmek, başını sokacak bir ev için ömrü boyunca sömürülmesin. Bunların olabilmesi için de savaşmak ve mücadele etmek gerekiyor" diyor. Belli ki Kürt halkı ve Türkiyeli halkların kaderi olarak kabul ettirilmiş bu zihniyete, bu düzene isyanı var. Ve bunun çözümünü de Kobanê'deki direnişte, mücadelede görüyor.
Sterk TV'ye konuk olarak katıldığı bir programda; "Her yeri Kobanêleştirmek gerekiyor. Çözüm buradadır, özgürlük buradadır" demişti.
Yine ailesine yazdığı mektubun bir bölümünde; "Bu savaş sadece Kobanê'de yaşayan insanların değil, hepimizin savaşı. Ben de çok sevdiğim ailem ve tüm insanlık için bu savaşa katılıyorum. Eğer bu savaşı kendi savaşımız olarak görmezsek, yarın bombalar bizim evimize düştüğünde yalnız kalırız. Bu savaşın kazanılması bu yoksulların ve sömürülenlerin de kazanmasıdır. Ben bu savaşa katılarak aileme ve tüm insanlığa memur olmaktan daha çok fayda sağlayacağıma inanıyorum. Sizi üzdüğüm için bana belki kızacaksınız ama haklı olduğumu er ya da geç anlayacaksınız" diyor.
Kader Ortakaya, Kürt halkı ve bölge halklarının ortak geleceğinin, Kobanê'de verilen mücadele ile belirleneceği, bölge kadınlarının kaderinin Kobanê'de direnen kadın mücadelesinden geçtiği konusunda da büyük inanca sahip.
Bölge devrimin kıvılcımı olarak gördüğü Kobanê direnişini desteklemek amacı ile yirmi gündür beklediği Pirsûs sınırında defalarca askerin gazlı bombalarla yaptığı saldırılara maruz kalmış, ama belli ki bu saldırılar sadece mücadele azmini bilemiş, devrim kıvılcımını yüreğine düşürmüş.
Kader Ortakaya; binyıllardır bölge halklarına reva görülen 'kader'ini değiştirmek için sınırları aşmıştır.
Halkların demokratik, ortak geleceğinin sembolü haline gelen Kobanê direnişi, binlerce Kader'i sokaklara dökmüş, dünya Kobanê olmuştur. Halkların ortak geleceğine tahammülü olmayan Türk devletinin militarist, faşist zihniyetinin katliam politikaları, sadece insanların mücadele azmini bilemektedir. Bu geçmişte de böyleydi, bundan sonra daha fazla böyle olacak.