
1963 Amed doğumlu Nuran Edli, diktiği yöresel kıyafetlerle Kürt kültürünün yaşamasına katkıda bulunuyor. Yıllardır Kürt kıyafetleri diken Edli'nin birçok defa dükkanı polis tarafından basılmış.
HADEP'te bir dönem çalışma yürüten Edli, 1999'da küçük bir dükkan açarak terzilik yapmaya başlıyor. Bu defa da kültürel Kürt kıyafetlerini diktiği için baskı gören Nuran Edli hergün dükkanının basıldığını, kimlik kontrolü yapıldığını ve kendisinin uzaktan sürekli takip edildiğini söylüyor.
'Dükkanın altında tünel olabilir'
Dükkanın, E-Tipi Cezaevi'nin karşısında olmasının sürekli bir bahane olarak kullanıldığını Edli şu sözlerle dile getiriyor: "Her gün gelip, haftada bir 50 kişi ile dükkanımı basıyorlardı. Tek iddia veya bahane ise, 'Dükkanımın altında cezaevine doğru bir tünelin bulunabilme ihtimali.'
Şirnex yöresine ait elbiseleri diken terzilerin 'gerillaya kıyafet yapıyorlar' iddiasıyla 3 ile 9 yıl arasında hapis cezası aldıklarını da hatırlatan Edli, yaşadıkları tüm baskılara rağmen bu elbiseleri dikmekten vazgeçmediklerini belirtiyor.
Newroz için özel dikili
Newroz için özel giysilerini diktiğini vurgulayan Edli, "Biliyorsunuz, yasaklar ardından kutlanmaya başlanan ilk Newroz 2000 Newrozu'ydu. Fuar alanında arkadaşlar, 3 meşale çıkardılar pencerelerden, meşaleleri yaktılar, slogan attılar. Diktiğim elbiselerim ile karşılık veriyordum. Sanki sözü olmayan bir konuşma, bir diyalog gelişmişti arkadaşlar ile benim aramda" diye anlatıyor duygularını.
Artık bir çok insanın kendi yöresel giysilerine kavuştuğunu ve önem verdiğini anlatan Edli, böylece bir kültürel sahiplenmenin geliştiğini önemle vurguluyor. Kendisinin Amed ve çevresinde ilk olarak böylesi bir özel terzi dükkanının açtığını, ardından ise, bazı semtlerde benzer dükkanların açıldığını anlatan Edli, "Böylesi bir ilerleme ve gelişme beni tersine içten sevindiriyor. Ne kadar çoğaldıkça, o kadar sahiplenme çoğalıyor" diyor.
Her kıyafetin bir dili var
Her kıyafetin bir dili olduğunu sözlerine ekleyen Edli, bazı yörelerin elbiselerini ve neleri anlattığını şöyle anlatıyor:"Mesela Hakkari'nin kadınları kol kısımlarını arkadan bağlamadır. Bunun anlamı, evli olanlar arkadan bağlarlar, başlarının bağlı olduğunu gösterir. Kollarına sararlar, bu nişanlı olduklarını gösterir. Serbest bırakırlar, bu bekar olduklarını gösterir, kimseye bağlı olmadıklarını gösterirler. Urfa'nın giysileri renklidir, giysileri halkların bütün desenlerini içinde barındırıyor.
Her kıyafetin dili ayrıdır. Giyindiğin zaman bir şeyler anlatır. Mesela Hakkari'de giyimlerin önünde bir açıklık vardır. Sırnak'ta da bu böyledir. Dekolte derler, bizim Kürt kadınların kıyafetlerinde çok eskinden dekolte aşırı derecede vardır. Çünkü, bebeğini emzirir kadın."
Sınıf özellikleri yansıyor
Sınıflara özgü kıyafetlerin olduğunu belirten Edli, mirlerin, ağaların vs. hepsinin özelliklerinin de ayrı ayrı olduğunu vurguluyor. Kumaşlarının ağır, dikişlerinin özentili olduğuna dikkat çeken Edli her aşiretin, her beyin, aşiret reisinin kendine özgü simgeleri olduğunu ifade ediyor. Edli, "Halktan bir insan beyin kıyafetini giyemez. Çünkü o beye bir başkaldırı olarak anlaşılır ve yargılanırdı. Yine Dersim'de kentte yaşayanın giyindiği kıyafet ile köyde yaşayan birinin giyindiği kıyafet ile ayrışıyor. Mardin'in motiflerinde de Êzîdîliğin mortiflerini de görebiliyorsunuz. Elbise giyindiğin zaman, o karşıdakine vereceğin mesajı o giyindiğin kıyafet ile veriyorsun" diyor.
Genç kadınlar daha çok ilgili
Kıyafetlere genç kadınların daha çok ilgi gösterdiğini ve Avrupa'dan da çok spariş aldıklarını söyleyen Edli, "Ayrıca eski elbiseleri toparlamaya çalışıyorum. Eğer imkanım olursa bu elbiseleri bir büyük sergi şekilde bir müze halinde insanlarımıza ve gelecek nesillere sunmak isterim"diye belirtiyor.
"Kürt kadınlarının taktıkları kofiler, peruğun kökenidir aslında" diyen Edli, İslamiyet'te kadının saçlarının görünmesinin günah olduğunu, bundan dolayı saçını kapattığını, söylüyor.
Erkek elbiselerinin farkı
Erkek giysilerinin de farklılıklar gösterdiğini sözlerine ekleyen Edli, ağa, mir, bey ve köylü farklılıkların yanında bir de şalvarların paçalarında, peyiklerin uzunluğu veya kısalığında belirgin farklılıklar olduğunu belirtiyor.
Edli son olarak şunları söylüyor: "Mesela erkek şalvarların bacak arası alt kısmı, Dersim yöresinde biraz daha yüksek iken, özelikle Elazığ ve Bingöl biraz daha düşüktür. Mesela kimi erkek şalvarlarına baktığın zaman, arkadan sanki koyunun kuyruğuna benzer şekil görürsün. Bu, erkeklerin daha çok toprak ve hayvancılık ile uğraştıkları bölgelerde belirgindir. Karacadağ, Urfa Siverek şalvarları da kendisine hastır. Kadınların kıyafetleri doğanın vermiş olduğu renklerle canlı ve parlakken, erkeklerin daha çok toprak renklerini alır. Erkeklerin bu renkleri tercih etmesinin bir diğer nedeni de, bu kıyafetlerin savaş anlarında kamuflaj özelliğinin olmasıdır."
NİHAL BAYRAM/RIZA AYDOÐDU