ÖZCAN BOZOÐLU / STUTTGART


90'lı yıllarda İnsan Hakları Derneği Başkanlığı yapan ve bu görevinden dolayı da Türk kontrgerillasının saldırısına maruz kalan Akın Birdal, tek adam diktatörlüğünü içeren anayasa değişikliğine karşı Avrupa'daki Kürdistanlılar ve Türkiyelilerin önemli bir rol üstleneceğini belirtti. Türkiye'deki mevcut uygulamaları karanlık ve kör bir kuyuya benzeten Birdal, AKP'nin uygulamalarının, 90'lı yılları geride bıraktığını ifade etti. 

Stuttgart'a HDK-A'nın düzenlediği bir panele katılan Akın Birdal, Türkiye'de insan haklarının son durumu ile ilgili görüşülerini gazetemize değerlendirdi.

İnsan Hakları Derneği Onursal Başkanı Birdal ve BDP eski Milletvekili Birdal, "AKP'nin bugünkü yaptığı, 90'lı yılların daha da ötesinde. İttihat Terakki'nin ideolojik mirasının Cumhuriyet'e devredilmesi ve  günümüze taşınmasıdır. '90'lara dönüyoruz' deniliyor. Bence bu bir yanılsama. Yaşananlar, 90'li yılları çoktan aştı. Bu yaşananlar, 1914'lerde yaşananlardır. Türkiye'nin İttihat Terakki İslam Sentezi'ne dayalı resmi ideolojisinin bugün inşaa edilme sürecini yaşıyoruz" dedi. 

'İşkence sistematik halde sürüyor'

Türkiye'de insan hak ve ihlallerinin gidişatından kaygılanan Birdal, "1982 Anayasası'yla insan hakları, evrensel normlardan uzaklaşmış, hak ve özgürlükler daraltılmış ve sınırlı kullanılmaktaydı. Şimdi OHAL ve KHK ile birlikte daha da kullanılmaz hale geldi. Başta yaşam hakkı olmak üzere, kişi güvenliği ve özgürlüğü, ifade ve basın özgürlüğü, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü ortadan kaldırıldı. Cezaevleri muhalif insanlarla dolduruldu. HDP milletvekilleri, belediye eşbaşkanları DBP meclis üyeleri, sosyalist, demokrat gazeteciler içeri alınarak gazetecilik suç haline getirildi ve cezaevlerine dolduruldu. İşkence sistematik halde sürüyor. Çalışma alanı daha da daraldı, iş cinayetleri peş peşe geldi" vurgusu yaptı. 

'İnsan hakları can çekişiyor Türkiye'de'

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) tavrını da eleştiren Birdal, "Türkiye AİHM Sözleşmesi'nin tarafıdır. Temel hukuklara uymadığı zaman bir dizi yaptırımlar var" diyerek Ceylan Önkol davasındaki hukuksuzluğu örnek gösterdi. AİHM, Önkol'un yaşamını yitirmesinde Türk devletinin yaşam hakkını ihlal suçu işlemediğine hükmetmişti.  Birdal, AİHM kararını "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bile devletin etki alanına girdi. Bunlar rastlantı değil. insan hakları can çekişiyor Türkiye'de" şeklinde değerlendirdi. 

'Kendi sözleşmelerini reddettiler'

Türkiye'deki sığınmacılar hakkında görüşünü de açıklayan Birdal şunları söyledi: "Mülteciler meselesi Türkiye'nin eline bir koz verdi. Cumhurbaşkanı her defasında bu kozu kullandı. Oysa Avrupa Konseyi'nin 47 ülkesi var ve sığınmacı sözleşmeleri var. Savaş, çatışma, ekonomik olarak insanların başka ülkeye iltica etme hakkı varken örneğin kendi sözleşmelerini reddettiler. Göçmenler Türkiye'de bloke edildi. Mülteciler 3, 5 milyar da Euro veriyoruz dediler. AKP ve Cumhurbaşkanı bunu bir koz olarak kulandı. 'Kapıyı açarım' diyerek tehdit etti. Buna prim vermemek gerekiyordu."

'Güçlerimizi birleştirmeli, geçit vermemeliyiz'

Büyük bir karanlığın içine sürüklenen Türkiye'nin önünde, referandumdan çıkacak 'Hayır'ın, hayati önemde olduğunu belirten Akın Birdal "Avrupa'da yaşayan halkımıza büyük sorumluluk düşüyor" dedi. 

Birdal, "7 Haziran'ın meşruiyetini bir türlü hazm etmediler. Halkların gücünü ekonomik, siyasal ve  inançsal beklentilerinin önünde büyük bir set olarak gördüler. Sonra 1 Kasım'a götürdüler. Ondan sonra bir çok provokasyon, saldırı, katliamlar, cinayetler, günümüze taşındı. Şimdi de yeni bir anayasayla buna yasallık kazandırılmak, diktatoryal ve tek adam rejimine geçilmek isteniyor. Referandum, Türkiye halklarına önemli bir fırsat sunuyor. Bu tek adam rejimine hayır şiarını toplumsallaştırmalıyız. Bütün güçlerimizi birleştirmeliyiz ve geçit vermemeliyiz" değerlendirmesinde bulundu.

'Çok iyi hazırlık gerekiyor' 

Akın Birdal, 16 Nisan’da yapılacak referandum için her bir oyun ne kadar değerli olduğunu şu cümlelerle ifade etti: "Avrupa'da yaşayan halkımıza sorumluluk düşüyor. 1 Kasım seçimlerinde 7 bin 500 oy daha Avrupa'dan gelseydi HDP, 5 milletvekili daha kazanacaktı. O nedenle her bir oyun çok kıymeti var. Kürt arkadaşların ve sol sosyalist güçlerin bu anlamda çok iyi bir hazırlık yapması gerekiyor" dedi.