Her şey Maksim Gorki ile başladı

Kültür/Sanat Haberleri —

31 Mayıs 2021 Pazartesi - 19:31

  • Toroslar'ın bin 500 rakımlı Arslanköy’ünde tarlada çalışan, ev temizliğine giden kadınlardan oluşturduğu tiyatro topluluğu ile seslerini dünyaya duyuran Ümmiye Koçak, “Bir gün tesadüfen Maksim Gorki'nin ‘Ana’ adlı kitabı elime geçti. Benim serüvenim o gün başladı” dedi.

ESRA SOLİN DAL

MA / MERSİN

 

Mersin’in Toroslar ilçesine bağlı Arslanköy Köyü’nde yaşayan tiyatro ve sinema yönetmeni Ümmiye Koçak (70), kadınların yaşadığı zorluğu, eşitsizliği, şiddeti ve engelleri kurduğu tiyatro grubuyla beyaz perde ile buluşturdu. Toroslar'ın bin 500 rakımlı köyünde 2001 yılında Arslanköylü Kadınlar Tiyatro Topluluğu’nu kuran Koçak, sahnelediği oyunlarla yaylalardan film festivaline uzanan hikayesiyle kırsal kesimlerdeki kadınların sesi oldu.

Bir gün duyurusunu gördüğü bir tiyatro oyununun gösterimi için köy meydanına giden Koçak, çok etkilendiği oyundan yola çıkarak, kendi hikayelerini anlatmak için bir tiyatro gurubu kurmaya karar verdi. Aylarca kapı kapı gezerek hayallerini anlattı ve kendisine katılan 7 kadınla birlikte Tiyatro Topluluğu’nu kurdu. Yevmiye ile tarlalarda çalışan, ek gelir için ev temizliğine giden kadınlar, gündelik yaşamdaki sıkıntılarını bu sayede sahnelere taşıdı. Önce kent merkezinde sonrasında da diğer kentlerde seyirci karşısına çıkan topluluk, kısa sürede büyük beğeni topladı. 

 

17 tiyatro oyunu yazdı

“Gündüz bahçede, yaylada çalıştım. Gece yazdım. Tüm zor koşullara rağmen başardım” diyen Koçak ve grubu, ilk Remzi Özçelik’in “Taş Bademler” adlı oyununu sahneledi. Daha sonra kendi hikayelerinden derledikleri “Kadının Feryadı” adlı oyunu seyirciyle buluşturdu. Bugüne kadar 17 tiyatro oyunu yazan Koçak, tarlalarda çalışarak kazandığı parayla kadına yönelik şiddeti anlatan “Yün Bebek” adlı filmi yazdı ve yönetti. 49’uncu Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde galası yapılan film,  Koçak'a New York Avrasya Film Festivali'nde “Sinemada En İyi Avrasyalı Kadın Sanatçı” ödülünü kazandırdı. Koçak, 2017 yılında ise Real Madridli dünya yıldızı futbolcu Cristiano Ronaldo'nun oynadığı Türk Telekom'un reklam filminin yönetmenliğini yaptı. 

 

Toroslar’ın kırsal köyünden beyaz perdeye uzanan başarı öyküsünü anlatan Koçak, “Benim dönemimde sadece erkek çocukları okula gidiyordu, kız çocukları gönderilmiyordu. Bir gün köyün camisinden ‘Her evden bir kız çocuğu okula gidecek, gitmese anne veya babası hapse atılacak’ diye anons geçildi. Okula böyle başladım. Okumayı öğrendikten sonra sürekli okuyordum. Bir gün tesadüfen Maksim Gorki'nin ‘Ana’ adlı kitabı elime geçti. O kitap bana hayal kurmanın parayla olmadığını ve hayallerimin peşinden gitmem gerektiğini öğretti. Benim serüvenim o gün başladı” dedi.

 

Tek tek ikna etti

Amacının köydeki kadınları dünyaya anlatmak olduğunu belirten Koçak, bunun için tiyatro topluluğunu kurduğunu vurguladı.  Yevmiye ile tarlalarda çalışan ve ev temizliğine giden kadınlardan oluşan tiyatro topluluğunu kurarken yaşadığı zorlukları ve deneyimi Koçak, “Kadınlar çalışmak istiyordu ama eşleri izin vermiyordu. Pes etmedim, kadınlara ulaşmak için 40 kapıya gittim. 7 kadını ikna ettim ve tiyatro grubumuzu kurduk” diye konuştu

 

 

Size mi kaldı tiyatro?

Bir yandan kadınların tiyatro topluluğuna katılımı için diğer yandan erkeklerin cinsiyetçi söylerine karşı mücadele veren Koçak, engelleri tek tek aşarak, hayallinden ödün vermedi. “Size mi kaldı tiyatro yapmak. Köy yerinde tiyatro mu olur. Deli bu kadın” sözlerini işiten Koçak, ancak bu sözlerin kendisini hiçbir şekilde vazgeçirmediğini söyledi. “Çünkü tek bir hedefim vardı; kadınların daha fazla üretime katılıp tiyatro grubunda yer almaları. Tüm engellemelere rağmen yoluma devam ettim. 50’ye kayın öğrencim oldu. İsmimizi daha çok duyurmak için sinema filmi çekmeye karar verdim. Eskiden tiyatro için izin vermeyip argo kelimeler kullanan erkekler, bu aşamadan sonra ‘Ümmiye abla ya benim hanıma da küçük bir rol ver’ demeye başladı” diyen Koçak, bunu kadın mücadelesiyle başardıklarını dile getirdi. 

Koçak, başarı hikayesini “Gündüz bahçede, yaylada çalıştım. Gece yazdım. Tüm zor koşullara rağmen başardım” diyerek özetledi.

 

İkinci filmine hazırlanıyor 

3 yıllık hazırlık aşamasının ardından senaryosunu bitirdiği ikinci filmi hakkında bilgi veren Koçak, Mersin ve Arslanköy'de geçecek olan hikayede tiyatro oyuncularının yanı sıra yöre halkından vatandaşların da yer alacağını, yönetmenliği de yine kendisinin üstleneceğini aktardı. Film için destek çağrısında bulunan Koçak, “İkinci film, küçük karakterin doğduğu, öğretmenlerle gençler arasında bir rol model olacak. Hani bir sponsor bulursam yayınlamak istiyoruz. Yine eski oyuncu kadromla devam etmek istiyorum. Şuana kadar 50’ye yakın öğrencim oldu. Genelde oyuncularımı köyümün dışında seçmiyorum” ifadelerini kullandı. 

 

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.