
Dört parçadaki Kürt halkının da uzun bir süre savaşla yaşayacağını bilmesi gerektiğini; çünkü dört tarafı çevreleyen sömürgeci devletlerin Kürt iradesini kolay kolay kabul etmeyeceklerini belirten KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bayık, Ortadoğu ve sömürgeci gerçekliğini iyi kavramak gerektiğini belirterek, İsrail örneğini verdi: “İsrail, uzun yıllar Araplar içerisinde savaşarak, birçok koldan gelişen saldırılara karşı durarak, savaşarak, savaşçı bir toplum yaratarak bunu bir yaşam tarzı olarak yaşayarak, kendini var etti. Kürtler ise İsrail’den daha tehlikeli bir durumdadır. Bunu bilmeli ve savaşan bir toplum gerçeğini yaratmalıyız.”
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, ulus devlet rejimiyle birlikte politikaları da çöken AKP’nin HDP’yi hedef gösterdiğini; şovenizmi, milliyetçiliği ve faşizmi güçlendirerek, Kürt düşmanlığını geliştirmek ve Kürtleri ezmek, Kürtler şahsında da bütün demokrasi güçlerini ezmek istediğini söyledi. Çünkü Türkiye’de bugün demokratik siyaset alanında, demokrasi güçlerine HDP öncülük yaptığını kaydeden Bayık, şöyle devam etti: “Yeniyi, demokrasiyi ve özgürlüğü temsil eden HDP ve onun şemsiyesi altında birleşen güçlerdir. Bunu HDP temsil ediyor. Onun için HDP’nin etkisiz kalması gerekiyor. Şimdi milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldıracak, tutuklatacak, dağıtacak, etkisizleştirecek, bununla erken seçimin yolunu açacak, güya HDP seçim dışı bırakılacak, CHP ve MHP zaten kendisine destek veriyor. Parlamentoda istediği sayıya ulaşacak, böylelikle istediği padişahlık rejimini Türkiye’de oturtacak. Bunun için HDP’yi etkisizleştirmek istiyor. Nedeni budur. Büyük bir ihtimalle dokunulmazlıklarını kaldıracaklar. HDP’yi etkisizleştirecekler ve erken seçimde de istediği hedefi gerçekleştirmek isteyecektir. Bunu ne kadar gerçekleştirebilecektir gerçekleştirebilir mi? Orası tartışmalıdır.”
HDP/HDK öncülük etmeli
Kürtlerin, Alevilerin, solun, demokrat ve vicdan sahibi olan Müslümanların, kısaca Erdoğan’ın bu politikalarından rahatsız olan herkesin güçlerini birleştirmeleri ve ortak mücadele etmeleri gerektiğini kaydeden Bayık, “Öncülük yapabilecek güç demokratik siyaset alanındaki HDP’dir. Yine onun dayandığı HDK’dir. Bunların bu demokrasi bloğunun ve cephesinin oluşması için öncülük yapması gerekiyor… Kürdistan’daki direniş, gerçekten hem devleti, hem Erdoğan’ı hem de AKP’yi oldukça zorlamış, oldukça çatlaklıklara yol açmış durumdadır. Bu daha da derinleşebilir. Bu onlar için tehlikeli bir gidişatı teşkil ediyor. Türkiye’deki demokrasi güçleri bir araya gelir ve mücadele edilirse bu çatlaklıklar daha da derinleşir. O zaman demokrasi güçleri kazanır” diye konuştu.
Anti faşist birlik sağlanmalı
Rejimin özel savaş rejimi, AKP’nin o rejimin hükümeti, Erdoğan’ın da bu özel savaşın koordinatörü olduğunu anımsatan Bayık, sürekli psikolojik ve özel savaşı geliştirerek karşısındaki güçleri parçaladığına dikkat çekti. Bayık, “HDK ve HDP’nin, solun, demokrasi güçlerinin bu konuda oldukça kararlı davranması; direkt ve dolaylı müdahaleleri önlemesi; birlik yönünde adım atmaları gerekiyor. Büyük, küçük hesaplar yapmadan, örgüt hesapları, dar hesaplar yapmadan, temel bir kaç ilkeyi esas alarak asgari bir birlik, yani anti faşist bir birlik sağlanmalıdır. Herkes sorumlu davranarak üstüne düşen görevi yerine getirirse kısa sürede bu demokrasi bloğu cephesi oluşur” dedi.
HDP hızla halka gitmeli
Onun için HDK ve HDP’nin hızla Parlamento dışındaki bütün partiler, sivil toplum kuruluşları, çeşitli halklar, kültürler, dinler, tarikatlar ve Kürt halkıyla birleşerek, saldırıları göğüslemesi gerektuğu vurgulayan Bayık, şunları kaydetti: “Mademki Erdoğan talimat vermiş; devlet ve hükümet talimatıyla HDP Meclis’ten atılarak, etkisizleştirilmek isteniyor; o zaman HDP’nin de halka gitmesi gerekiyor. Ne yapalım? Ne diyorsunuz? diye sorması gerekiyor. Onların vereceği cevaba göre de hareket etmelidir. Ben öyle inanıyorum ki; ‘direnin!’ diyecek ve onlarla birlikte direneceklerdir.
Kürt düşmanlığını esas alıyor
Türk faşist sömürgeci devleti, onun padişahı Erdoğan, veziri Başbakan ve Bakanlar Kurulu’nun, Kürt düşmanlığını esas aldığını, Rojava Devrimi’ne büyük düşmanlık duyduğunu ifade eden Cemil Bayık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çünkü Rojava Devrimi, Türk devletinin, özellikle de Erdoğan’ın Ortadoğu, Suriye ve Kürdistan politikasını boşa çıkardı ve iflas ettirdi. Onun için intikam almak istiyor. Rojava’yı hedefleyerek, etkisizleştirerek, bu engeli ortadan kaldırarak, Suriye, Kürdistan, Ortadoğu politikalarında başarılı olmak istiyor. Onun için hep Rojava’yı, PYD’yi, YPG’yi hedef gösteriyor.
DAİŞ’in lideri Erdoğan’dır
Kilis’te güya DAİŞ adı altında roketler, toplar attırtıyor. Bu da aslında Rojava’ya, Suriye’ye müdahalenin zeminini yaratmak içindir. Bunu attırtan Erdoğan’dır, MİT’tir. Kilis’in güvende olmadığı görünümünü oluşturarak, buraya girme gerekçelerini hazırlıyor. Bununla Kobanê ile Efrîn’in birleşmesini, Kürtlerin statü elde etmesini önlemek, devrimi boğmak istiyor. Aslında DAİŞin, Nusra’nın, Ehrar el Şam’ın lideri Erdoğan’dır. Bunu az çok herkes, uluslararası güçler de biliyor. Erdoğan’ın onlara daha fazla sorun yapmaması için çaba gösteriyorlar. Erdoğan da bunu gördüğü için askeri tehditlerle, saldırılarla, gücünü hudutlara sürerek, PYD’den gelecek yönelimlerin propagandasını yaparak, şantaj yapıyor. NATO’yla ilişkisini, mülteciler sorununu kullanarak bu tarzda politikalarında sonuç almaya çalışıyor. Türkiye’nin bu politikalarına göz yumulmaması, buna karşı durulması gerekiyor. Halkımızın da Türkiye’nin saldırılarına karşı kendini iyi örgütlemesi gerekir.”
Uzun süre savaşla yaşayacağız
Kürt halkının hangi parçada yaşarsa yaşasın uzun bir süre savaşla yaşayacağını bilmesi gerektiğini; çünkü dört tarafı çevreleyen sömürgeci devletlerin Kürtlerin kendi kimliğiyle, değerleriyle, kültürüyle, diliyle, kendi toprakları üzerinde özgürce yaşamalarını, kendilerini ifade etmelerini, kendilerini yönetmelerini kolay kolay kabul etmeyeceklerini vurgulayan Bayık, şöyle konuştu: “Kürdistan’ın bütünü özgürleşmedikçe hiçbir parça özgür olmayacaktır. Öyle hayallere kapılmak olmaz. Ortadoğu ve sömürgeci gerçekliğini iyi kavramak gerekiyor. İsrail, uzun yıllar Araplar içerisinde savaşarak, birçok koldan gelişen saldırılara karşı durarak, savaşarak, savaşçı bir toplum yaratarak bunu bir yaşam tarzı olarak yaşayarak, kendini var etti. Kürtler ise dört devlet içerisine bölünmüş, parçalanmıştır. Sürekli bunların soykırım politikaları altında yaşıyor. Onun için İsrail’den daha tehlikeli bir durumdadır. Bunu bilmeleri gerekiyor. Savaşan bir toplum gerçeğini yaratmalıyız.
Sömürgecilik gerçeğini unutmadan
Sömürgeciler yakıp yıkıyor, yakıp yıkacaktır. Katledecektir. Geçmişte de yaptılar, günümüzde de yapıyorlar, bundan sonrada yürüteceklerdir. Bunu bilerek yılmamamız, bunları büyük bir öfkeye, bilince, örgütlülüğe, mücadeleye dönüştürerek intikam almamamız gerekiyor. Böyle yaklaşırsak biz sonuç elde ederiz. Belki sonuç almada zorluklar yaşayacağız, bedeller ödeyeceğiz; fakat büyük gelişmelerin sahibi ve öncüleri olacağız. Öncüler yol açacağı gelişmeleri dikkate alarak, bu konuda ödenmesi gereken bedelleri öderler, yaşaması gereken zorlukları yaşarlar ve bundan da çekinmezler.
Her insanımızın görevidir
Tarih, insanlık, şehitlerimiz, yürüttüğümüz bütün mücadele bizden öncülük bekliyor. Bunun gerisinde bir mücadele kesinlikle Kürtlerin gerçeğine terstir. Tüm halkımızın nerede bulunuyorsa görev ve sorumluluklarına zamanında başarıyla sahip çıkması gerektiğini belirtiyorum. Hiç kimse şu eksik var, şu yanlışlık var dememeli. Birilerinin gelip bunu kaldırmasını istememeli. Herkes yanlışlık mı var, eksiklik mi var; bunu kendi eksiği ve yanlışı olarak görüp gidermeyi esas almalı. Her insanımız her yerde bunu esas almalı.”
BEHDİNAN