Her yıl 7 Soma daha

  • Soma Katliamı davası avukatlarından Sercan Aran, İnfaz Yasası’nda yapılan değişiklikle sanıkların ölen her bir işçi için 6 gün yatıp çıkmış olacaklarını söyledi. DİSK’ten Tayfun Görgün ise “Türkiye de her yıl 7 tane daha Soma Katliamı yaşanıyor. İş cinayetlerinin esas nedeni çarklar dönsün, işçiler ölürse ölsün zihniyetidir” dedi.

Türkiye’nin en büyük iş kazası olarak tarihe geçen ve 301 canın göçük altında kaldığı Soma’da geçen 6 yıla rağmen acı dinmedi. Yıllarca kaybettikleri canlar için adalet talep eden ailelerin umutları, yeni düzenlenen İnfaz Yasası’yla birlikte yok oldu. Soma Katliamı davası avukatlarından Sercan Aran, İnfaz Yasası’nda yapılan değişiklikle sanıkların, ölen her bir işçi için 6 gün yatıp çıkmış olacaklarını belirtti.

 Av. Aran, davanın başından bu yana sanıkların olası kasttan adam öldürmekle yargılanmasını talep ettiklerini, ancak sanıkların kasten hareket ettiklerini gösteren pek çok rapora, bilgiye rağmen bu talebin kabul edilmediğini belirtti. Mahkeme sürecinde önce savcının sonra da mahkeme üyelerinin değiştiğini belirten Aran, en sonunda ise mahkeme başkanın değiştirildiğini hatırlattı. Mahkemeye Elbistan’da Çöllolar maden katliamı davasına başkanlık etmiş birinin atandığını vurgulayan Aran, “Bu hakim Elbistan’da sanıklara beraat vermişti. Bu aşamadan sonra zaten davanın seyrini öngörebilmiştik ve nihayetinde de ödül gibi cezalar verdiler. Verilen cezaların az olduğuna ilişkin itirazlarımızla birlikte kararı istinaf mahkemesine taşıdık ve istinaf mahkemesinde duruşma yapılmasını istemiştik. Çünkü kararı verenler hiçbir sanığın sorgusunu yapmamış, dosyaları yeterince inceleyememiş, hiçbir tanığı, aileyi ve mağduru da dinlememişti. Buna rağmen karar vermişti. İstinaf mahkemesi ise hızlı bir şekilde yerel mahkemenin kararını onadı ve Can Gürkan’ı serbest bıraktı. Şu an karar Yargıtay aşamasında” dedi.

 Soma davasında kamu görevlilerinin yargılanması için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurduklarını da hatırlatan Aran, AYM’nin kamu görevlileri hakkında etkin bir soruşturma yapılmasına yönelik kararıyla birlikte kamu görevlilerinin yargılanmasının da önünün açıldığını söyledi. “Umarız bu davada gerçek adalete erişebiliriz” diyen Aran, Selçuk Kozağaçlı’nın Soma davasında adaletin ortaya çıkması için mücadele etmesinin bir suç gerekçesi olarak gösterilerek, 11 yıl 3 ay sürecek bir cezalandırıldığını aktardı. Aran, “Şu anda Yargıtay kararını bekliyoruz. İki ayrı meslektaşımız da adil yargılanma talebiyle açlık grevinde. Hukuksuz, adaletsiz ve insani olmayan bir durumla karşı karşıyayız” şeklinde konuştu.

 

Koşullar ağırlaştı, hastalıklar arttı

Bağımsız Maden İşçileri Sendikası Örgütlenme Sekreteri Kamil Kartal da 6 yılda havzadaki madenlerde neler yaşandığını Mezopotamya Ajansı’na (MA) anlattı. Soma Kömür İşletmeleri’ne ait çeşitli ocaklardan atılan veya emekli olan işçilerin 5 yıl boyunca tazminat haklarını almak için mücadele ettiklerini hatırlatan Kartal, “Soma Kömür İşletmeleri şirketine ait ama rödovanslı ocaklarda çalışıp da atılan ya da emekli olan bin 500 işçinin tazminatları hala ödenmedi. Görüştüğümüz yetkililer, sorunu giderecek bir torba yasası çıkaracaklarına dair söz verdiler ama henüz böyle bir torba yasa çıkarılmadı” dedi.

 

Daha fazla kar, daha ağır koşullar

 Soma havzasında bulunan madenlerde üretimin de değiştiğini aktaran Kartal, klasik kömür çıkarma işlemlerinin yerine büyük madenlerde mekanizasyon sürecinin başladığını söyledi. “Bu nedenle de daha fazla üretim, daha fazla kar ve işçilerin çalışma koşullarının daha da ağırlaştığı bir üretim biçimi gerçekleşti” diyen Kartal, son dört yılda maden işçilerinde akciğer ve solunum hastalıklarının artmaya başladığını ifade etti. Kartal, çünkü mekanizasyonun daha fazla kaya ve kömür tozuna maruz kalmalarını sağladığını vurguladı.

 

200 işçinin testi pozitif 

Salgın günlerinde madenlerde çalışmaya devam edildiğini söyleyen Kartal, ciddi önlemlerin alınmadığını dile getirerek, yaşananları şöyle sıraladı: “Bu yüzden 200’den fazla maden işçisinin koronavirüsü testi pozitif çıktı. Soma’da salgının yaygınlaşması demek Bergama, Savaştepe, Kırkağaç ve Akhisar’a uzanan bir soruna dönüşecektir. Çünkü madenci ailelerinin çoğunda tarım işçisi olan da var ve madencilerin ailelerine bulaş taşıması söz konusu olduğunda tüm bölgeye yayılacaktır. Bu yüzden Sağlık Bakanlığı’na ısrarla tüm madencilerin ve ailelerinin bir an önce test yapılması için çağrıda bulunuyoruz. Zorunlu olmayan alanlarda çalışan işçilerin ücretli izine gönderilmesini, çalışmak zorunda olan madenlerde de işçilerin sağlığı için gerekli tüm önlemlerin alınmasını ısrarla talep ediyoruz.”

20 kişinin anma yapmasına izin vermediler

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Ankara Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası (ASMMO) ve Ankara Tabip Odası (ATO), yıl dönümü dolayısıyla basın toplantısı düzenledi. ATO binasında gerçekleşen toplantıya, emek ve meslek örgütlerinin temsilcilerl katıldı. Emek ve meslek örgütlerinin katliamının yıl dönümü dolayısıyla kentteki Madenci Anıtı önünde yapmak istedikleri anma etkinliğinin Valilik tarafından pandemi gerekçesiyle yasaklandığını hatırlatan ATO Başkanı Vedat Bulut, “Salgından kaynaklı 20 kişinin anma yapmasına izin vermediler ama biliyoruz, madenlerde yüzlerce kişi iç içe sosyal mesafe olmaksızın çalışıyor” diyerek tepki gösterdi.

Çarklar dönüyor, emekçiler ölüyor

Toplantıda konuşan DİSK Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün ise “Çarklar dönüyor; emekçiler, işçiler ölüyor” dedi. Soma katliamı üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen sıcaklığını koruduğunu dile getiren Görgün, “Soma’da 5’i mühendis, 301 maden işçisini yitirdiğimiz o günden bugüne acılarımız, yaralarımız daha da büyüdü. Dayıbaşlarına kadar uzanan bir çıkar ortaklığı, yer altında ve üstünde ortaya çıkabilecek olası vahşetin bedelini biliyor ve sonuçlarını göze alıyorlardı” diye konuştu.

Görgün, “Türkiye de her yıl 7 tane daha Soma Katliamı yaşanıyor. İş cinayetlerinin esas nedeni çarklar dönsün, işçiler ölürse ölsün şeklindeki kar hırsı, savsaklanan denetim, özelleştirmeler, üretim zorlaması ve taşeronlaştırmanın teşvik edilmesidir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanını sermayeye, piyasaya terk etmek, gerekli işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini almamak hata değil, bilerek, isteyerek yapılan bir tercihtir” dedi.

HABER MERKEZİ


HDP: Soma faillerinin önü açıldı

HDP Emek Komisyonu, Soma Katliamı’nın 6. yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yayımladı. Eşbaşkan Yardımcısı Şaziye Köse imzasıyla yayımlanan açıklamada, “6 yıl önce Türkiye tarihinin en büyük iş cinayeti, 301 işçinin canını yitirdiği Soma’da yaşandı” denildi.

Denetimsizlik, tedbirsizlik, işverenlerin cezai sorumsuzluklarıyla birleşince iş cinayetlerindeki artışa da sebep olduğu; mahkemelerin işverenden yana olan tutumunun iş cinayetlerine meşruluk kazandırdığı belirtilen açıklamada, işveren ve şirket menfaatlerinin insan yaşamından üstün tutulduğu kaydedildi. AKP iktidarı tarafından ‘fıtrat’ olarak nitelendirilen işçi cinayetlerine karşı önlem almak şöyle dursun, Soma’nın şu anda hükümlü olan faillerinin de kısmi afla ödüllendirilip önümüzdeki aylarda serbest kalmalarının önünün açıldığı vurgulandı.

 

22 bin işçi katledildi

 İş cinayetlerinin, aynı zamanda AKP’nin temsil ettiği sistemin dayattığı bir sonuç olduğu ifade edilen açıklamada, AKP döneminde 22 binden fazla işçinin katledildiğinin altı çizildi. Soma Katliamı’nın, hileli taşeronluk düzenlemesi olan rödovans (kiralama) sisteminin de bir sonucu olduğu belirtilen açıklamada, iş cinayetlerine bir de salgın tehdidi eklendiği kaydedilerek, alınması gereken önlemler ve talepler şu şekilde sıralandı: “Madencilik işkolunda örgütlü olan sendikaların talepleri dikkate alınmalı; önlemler, düzenlemeler, denetimler, sendikalar ve meslek örgütleriyle birlikte yapılmalıdır. Zorunlu çalışma gerektirmeyen bütün madenlerde üretime ara verilmelidir. İşçilerin, hak kaybı yaşanmaksızın geçimleri güvence altına alınmalıdır. İşten atma yasaklanmalıdır. Zorunlu çalışma yapılan madenlerde, salgın koşullarına göre 3 vardiya sistemi değiştirilmeli, 5-6 vardiya biçiminde düzenleme yapılmalıdır. Koruyucu ekipmanlar kısıtlama yapılmaksızın karşılanmalıdır. İşçilere, ailelerine bulaştırma riskinden dolayı koruyucu ekipman gideri ödenmelidir.”


KESK: Bu düzen göçmüş

KESK Yürütme Kurulu, hukuki, politik, ekonomik ve ahlaki olarak göçmüş bu düzenden Soma’nın hesabını er ya da geç soracaklarını söyledi.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Yürütme Kurulu, Soma Katliamı’nın 6. yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yayımladı. Bugün ‘çarklar dönsün’ diye yüzbinlerce işçiyi, yeterli tedbirleri almadan fabrikalarda, inşaatlarda, marketlerde, kargo şirketlerinde, kamu işyerlerinde çalıştırıp yüzlercesinin salgına yakalanmasına neden olunduğu hatırlatılan açıklamada, “İşçi ölümlerine neden olanlar, bundan tam 6 yıl önce de gerekli denetimleri yapmadıkları, rodövans, dayıbaşılık gibi güvencesiz çalıştırma uygulamalarını yaygınlaştırdıkları için, Soma’da 301 maden işçimizi kaybetmemize zemin hazırladılar. 301 işçi kardeşimiz göz göre göre gelen bir katliam sonucu hayatını kaybetti” denildi.

Katliamın üzerinde 6 yıl geçmesine rağmen acıların taze olduğu belirtilen açıklamada, “Davayı Soma’dan kaçıran, katliamda sorumluluğu bulunanları yargılama konusu yapmayan yargı sistemi, maden patronu ve yöneticilerini ‘olası kasıt’ üzerinden değil; ‘bilinçli taksir’ ile ‘cezalandırarak’ adeta ödüllendirdi. Gizli tanıkların, itirafçıların iftiraları üzerinden, sosyal medya paylaşımlarını gerekçe göstererek, daha birçok hukuki niteliği tartışmalı belge ve istihbarat notlarıyla insanlara müebbet ya da onlarca yıl cezalar veren yargı, madenin patronu Can Gürkan’ın bir işçi için 5 gün hapis yatmasını yeterli gördü” ifadelerine yer verildi.

Bu düzenin, ‘çarklar dönsün de gerisi teferruattır’ diyen acımasız, zalim bir düzen olduğu vurgulanan açıklamada, şunlar eklendi: ”Bu düzen Soma’da ve epidemide siyaseten ve ahlaken göçük altında kalmıştır. Bu düzen ve onu ayakta tutan zihniyetin sonucu olarak, Türkiye iş cinayetlerinin en fazla olduğu ülkelerden biri olmuştur. Soma katliamını unutmamak unutturmamak hepimizin görevidir. Hukuki, politik, ekonomik ve ahlaki olarak göçmüş bu düzenden Soma’nın hesabını er ya da geç soracağız.”


DİSK: Yaralarımız daha da kanadı

DİSK Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu, o günden bugüne acılarının hafiflemediğini, aksine yaralarının daha da kanadığını, acılarının daha da büyüdüğünü söyledi.

”Soma’dan sonra hiç bir şey eskisi gibi olmayacak” şeklindeki beyanların havada kaldığını, Türkiye’de iş cinayetleri artarak devam ettiğini, Soma Katliamı’nın hesabının sorulmadığını ifade eden Çerkezoğlu, ”Yaşadığımız vahşi sermaye düzeninin normali olduğu her gün yeniden hatırlatıldı” dedi.

Başından beri madenlerde gerekli denetimi yapmayanlar, Soma’daki öldüren çalışma düzenine izin verenler, güvencesiz ve taşeron çalıştırma biçimlerini egemen hale getirenler, sendikalaşmanın önüne engeller koyanlar da hiçbir biçimde hesap vermediğine dikkati çeken Çerkezoğlu, ”Oysa madenlerdeki taşeron, rödovans, dayıbaşılık gibi güvencesiz çalıştırma uygulamalarını yaygınlaştırmak, madenleri özelleştirmek, kamu denetiminden çıkarmak da hata değil, kasıttır” şeklinde konuştu.

Çerkezoğlu açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi:
”İş cinayetleri kaza değildir, fıtrat değildir. İş cinayetleri bugün de salgın sürecinde karşı karşıya olduğumuz ‘İşçiler ölse de çarklar dönsün’ anlayışının sonucudur. Hafta sonu bulaşan ama hafta içi bulaşmayan, sokakta/meydanda/parkta bulaşan ama fabrikada, AVM’de bulaşmayan, yürürken bulaşan ama çalışırken bulaşmayan, herkese bulaşan ama işçiye bulaşmayan bir virüs icat ederek salgını bir işçi sınıfı hastalığına çeviren politikalar, akıl, bilim ve yaşama karşı vahşi sermaye düzeninin tercihidir. Çarklar dönsün denilerek çalışmaya zorlanan işçiler arasında hastalığın Türkiye ortalamasına göre 3.5 kat yaygın olması, fabrikalarda, madenlerde, şantiyelerde koronanın bir işçi sınıfı hastalığı haline gelmesi, Soma Katliamı’na yol açan politikaların bir devamıdır. Çalışırken ölmeyeceğimiz, insanca çalışacağımız, insanca yaşayacağımız yeni bir toplumsal düzeni mutlaka kuracağız!”


Bugün de o kadar güvensiz

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, o gün madenler ne kadar güvensizse bugün Soma’daki madenlerin de neredeyse o kadar güvensiz olduğununu, kar hırsı ve üretim baskısının daha da katmerleştiğini söyledi.

CHP’li Özel, yaptığı açıklamada, “Türkiye tarihinin yaşanmış en büyük maden faciasının üzerinden 6 yıl geçti. 301 şehidimizi rahmetle, özlemle anıyoruz. O günden bugüne Soma’da ne ölenlerin yakınlarına ne de geride kalan madencilere verilen sözler tutuldu. Soma’da bir mahkeme vicdanları yaralayacak kararlar verdi, tahliyeler geldi. Bir de üstüne üstlük o günlerde ‘Hesap soracağız’ diyenlerin çıkardığı af kanunuyla Soma faciasının katillerine af geldi. Soma’da 6 yıl önce 301 kişi ölünce herkesi gözü Soma’nın üzerindeydi. Ancak o tarihten bu yana 2015’te 67, 2016’da 73, 2017’de 93, 2018’de 66, 2019’da 63 madenci maden kazalarında yaşamını yitirdi. Soma’dan sonra en az 362 madenci yaşamını maden ocaklarındaki kazalarda yitirdi.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.