Kürdistan’da yıllardır süren savaşın en ağır izlerini taşıyan Sêrt, 1990’lı yıllarda en acımasız yüzünü gösteren savaşın şüphesiz en ağır faturasını ödeyen illerden biri. 1990’lı yıllarda asker ve korucular tarafından köy yakmaları ve hak ihlallerinin en yoğun yaşandığı, 2000’li yıllarda ise toplu mezarların bir bir açılmasıyla gündeme gelen Sêrt, ne yazık ki 2000’li yıllardan sonra kadın intiharları ve çocuklara yönelik cinsel istismarla gündeme gelmeye başladı. 2010 yılında Yatılı İlköğretim Bölge Okulu’nda (YİBO) iki kardeşe aralarında okul müdür yardımcısı, din adamı, bakkal, kahvehane sahibi gibi çeşitli esnaf, polis, asker, sınıf arkadaşlarının da bulunduğu çok sayıda kişinin 2 yıl boyunca gerçekleştirdiği cinsel istismar skandalının yankıları devam ederken, geçtiğimiz günlerde gündeme gelen iki kız kardeşe Sêrt Belediye Başkan Yardımcısı Abdullatif Çekin’in cinsel istismarda bulunması olayı, gözleri tekrar Sêrt’e çevirdi.


Alenen fuhuş yapılıyor


Herkesin adeta ağız birliği edercesine konuşmak istemediği Sêrt’te kadınlar ise kaygılı ve tedirgin. Özellikle son dönemlerde belli otel, işyeri, kafe ve evlerde devletin bilgisi dahilinde fuhuş yapıldığı iddia edildiği Sêrt’te, fuhuşun 12-13 yaşına kadar düştüğü belirtiliyor. Sêrt’in merkeze bağlı ve en fazla göç alan Yeni Mahallesi’nin halk arasında “Maybok” diye bilinen mevkisinde bulunan bazı evlerde aleni bir şekilde fuhuş yapıldığı ileri sürüldü. Siirt İl Jandarma Komutanlığı’nın hemen arkasında bulunan mahalle sakinlerinin “Polis, asker ve korucular da müşteri olarak bu evlere geliyor” iddiası ise, kafalarda soru işareti bırakıyor.

Kadınlar eve hapsolmuş durumda

Kadınların kendilerini güvende hissetmediği Sêrt’te, özellikle kenar mahallelerde ikamet eden kadınlar, adeta eve hapis olmuş durumda. Maddi durumları kötü olduğu için farklı bir yere gidemediklerini belirten mahalle sakinleri, gündüzleri kapıları kilitleyip evde oturduklarını, akşamları ise erkenden evin bütün ışıklarını kapattıklarını belirtiyor. Fuhuş yapılan evlere müşteri olarak gelenlerin kendi kapılarını çalıp rahatsız ettiğini dile getiren kadınlar, korkudan eşlerine kendilerine yapılan tacizi dahi anlatamıyor.



Müşteriler asker, polis, korucu
Yeni Mahalle’de ikamet eden kadınlarla yaptığımız görüşmede, kadınlar korkudan görüntü ve isimlerini vermek istemezken, mahallelerinde yaşananlardan dolayı duydukları rahatsızlığı dile getirmekle yetiniyor. İsim vermek istemeyen bir mahalle sakini, hemen evlerinin bitişiğinde bulunan evde fuhuş yapıldığını belirterek, “Eve müşteriler geliyor. Polis, asker, sivil insanlar herkes geliyor. Gözümüzle görüyoruz. Ama yapacak bir şey gelmiyor elimizden. Şikayet ettiğimizi duysalar bizi linç ederler. Mahalleye gelen esnaflarla bile fuhuş yapılıyor. Alış veriş yapıldıktan sonra esnafları eve alıyorlar. Bir yere gittiğimizde mahallemizin ismini söylediğimizde ‘siz de mi onlardansınız’ diyorlar. Hayır dediğimizde ‘onlardan değilseniz o mahallede işiniz ne’ diyorlar. Belediye bir çözüm bulsun. Konut yapsınlar ve bunların hepsini içimizden alıp o konutlara yerleştirsinler. Bunlara bir şey söylediğimizde ‘bizim kimliğimiz var. Serbestiz. Vergimizi ödüyoruz. Gidin şikayet edin’ diyorlar” diye konuştu.


Yaşadıklarımızı kimse anlayamaz


Görüştüğümüz bir başka mahalle sakini ise, Sêrt’te bu şekilde yetkililerin bilgisi dahilinde birçok yerde fuhuş yapıldığını ve artık bu bataklığın içerisine çocukların dahi çekildiğini belirterek, şunları söylüyor: “Şikayet edeceğiz dediğimiz zaman bize çok rahat bir şekilde ‘gidin şikayet edin, hiçbir şey yapamazlar. Onlar bizim arkadaşlarımız. Gelenler de onlardır’ diyorlar. Yani bizim burada yaşadıklarımızı kimse anlayamaz. Ancak yaşayan bilir. Toplumun her kesiminden şahıslar buraya müşteri olarak geliyor.”


İsim vermek istemeyen bir başka kadın ise, korkudan evlerinin kapısında oturamadıklarını belirterek, “Birçok yabancı gelip gidiyor. Kapıda oturamıyoruz. Devletin de bilgisi var. Birkaç mahalle sakini birleşip Yeni Mahalle Polis Karakolu’na gidip şikayet etti. Karakol yetkilileri ‘bize kanıt getirin, şikayet edin’ dedi. Korkuyoruz. Herkes biliyor; ama bir çözüm bulunmuyor. Eşim şehir dışında, oğlum askerde. Tek başıma yaşıyorum. Ve başıma bir şey gelmesinden çok korkuyorum” dedi. 
Mahallede ikamet eden bir başka kadın ise şunları aktardı: “Genellikle kiralık ev bahanesiyle geliyorlar. Rahatsız ediyorlar. Olanları gözümüzle görüyoruz. Bu mahalleden gitmelerini istiyoruz.”

Kapımıza kadar geliyorlar

İsim vermek istemeyen bir başka kadın ise, iki çocuk annesi olduğunu belirterek, bu mahallede oturduklarından dolayı aynı muameleye maruz kaldıklarını dile getirdi. “Bir yere gittiğimizde adresimizi söylemeye utanıyoruz. Geçtiğimiz günlerde çocuğum hastalandı. Onu hastaneye götürürken, beni taciz edip teklifte bulundular” diyerek şunları anlatıyor: “Kapımız çalınıyor. Bir yere gittiğimizde laf atılıyor. Buna bir çözüm bulunmasını istiyoruz. Eşim şehir dışında çalışıyor. Gündüzleri çocuklar kapıyı açmasın diye kilitliyorum. Akşamları ise erkenden ışıklarımı söndürüyorum ki kimse kapıya dayanmasın. Takip ediliyoruz. Asker ve polislerin dışında özellikle Xizxêr (Şirvan) ilçesindeki korucular da buraya müşteri olarak geliyor. Bunlar daha çok sivil geliyorlar. Ama araçlarından ve tiplerinden kim oldukları belli oluyor. Artık tahammül edemiyoruz. Akşamları gelen müşterilerin araçlarından dolayı belediyenin çöp araçları mahalleye girip çöpleri dahi alamıyor. Maddi durumumuz kötü olduğu için başka yere de gidemiyoruz. Artık öyle bir duruma geldi ki, eşimden dahi tiksinmeye başladım.”


PINAR URAL/DİHA/SÊRT