Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından organize edilen ''Radikal Demokrasi Mücadelesinde Yeni Muhalefet ve Örgütlenme Biçimleri - Yeni Siyaset Arayışları'' başlıklı konferans, Ankara'da yapıldı. Konferansın "Ortadoğu'da Alternatif, Çoğulcu ve Demokratik Yerinden Yönetim Biçimleri: Otoriter Rejimlere Karşı Otonomi Mücadelesi" başlıklı birinci oturumunun moderatörlüğünü Garo Paylan yaparken, PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah ve HDP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel konuşmacı olarak katıldı. Paylan, Rojava'da kantonlarının ilanını selamlayarak başladı. Paylan, Rojava'daki pratiğin Türkiye'de varolması için Türkiye'deki demokrasi güçlerinin ve Kürt hareketinin üzerine düşeni yapacağını ifade etti. Paylan ardından sözü PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah'a verdi. 


Halkların mücadelesi
Suriye'de 3 yıldır kesintisiz mücadelenin sürdüğünü belirten Asya Abdullah, "Parti olarak devrimci, barışçıl bir mücadele verdik. Bizler Suriye halklarının birliğinden, kardeşliğinden yanayız. Bu mücadelenin sonucu olarak Rojava'da Demokratik Özerklik sistemi oluşturuldu ve buna bağlı olarak üç kanton kurduk. Herkes kendi rengiyle bunun içerisinde yer alabilir" dedi.
Demokratik Özerklik projesinin toplumsal demokratik kültürün ilerlemesinin bir aracı olduğunu belirten Abdullah, şu değerlendirmede bulundu: "İlk önce komünler şeklinde örgütlenmeye gittik. Toplumun en küçük hücresini esas alır ve meclisler bunun üzerinde şekillenir. Demokratik Özerklik'in siyasi hattı ise demokrasiden yanadır. Demokratik siyaset, toplumsal ihtiyaçları tespit edip ve çözümler üretir. Toplumun kendi kendisini yönetmesini esas alır. Merkezi otoriteyi kabul etmiyoruz. Yerinden yönetimi esas alıyoruz. Bunun bütün Suriye toprakları için model olacağı düşünüyoruz."
Rojava'daki sistemin Türkiye halkları tarafından doğru anlaşılması için özellikle sol güçlerin desteğine ihtiyaçları olduğunu kaydeden Abdullah, "Rojava'da ortaya çıkan sistemden korkan güçlere bir bir örnekle seslenmek istiyorum. Cizîrê Kantonu, Kürtler, Çerkezler, Araplar ve Ermeniler gibi birçok halklardan oluşmuştur. Kantonlarda gençler ve kadınlar öncülük yapmaktadır. Bütün karar mekanizmalarında kadınlar yer almaktadır. 9 tane siyasi parti yönetimdedir. Bütün dinler eşit şekilde kendini temsil hakkına sahip olmuştur."

Sistem çöktü

''Radikal Demokrasi Mücadelesinde Yeni Muhalefet ve Örgütlenme Biçimleri - Yeni Siyaset Arayışları'' başlıklı konferansın ikinci oturumunda, "Neoliberalizme Karşı Alternatif İnşa Etmek: Toplumsal Hegemonya Mücadelesinde Yeni Muhalefet ve Örgütlenme Biçimleri" konusu tartışıldı. Oturumun birinci bölümünün moderatörlüğünü Levent Köker yaparken, HDP Eşbaşkanı Ertuğrul Kürkçü, Die Linke ve Avrupa Sol Partisi YK üyesi Dominic Heilig ve Kıbrıs Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Asım Akansoy ise konuşmacı olarak yer aldı.
Oturumda ilk söz alan Ertuğrul Kürkçü, küreselleşme karşı dünya çapında bir meydan okumanın olduğunu ve yeniden dünya çapında hesaplaşmaya girildiğini belirtti. Yeninin aslında bir kriz ile ilgili durum olduğunu belirten Kürkçü, "Dünya sadece Türkiye'den ibaret değil, dünyada yaşananlar Türkiye'den bağımsız değil. Bunlar arasında yeniden nasıl bir bağ kurabiliriz. Bunu tartışmak bir fırsat ve bu konferans bunu tartışmak için toplandı" dedi. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu şekliyle çoktandır çökmüş bulunduğunu dile getiren Kürkçü, şunları ifade etti: "Kriz her şeyden önce devletin biçimi, rejimin biçimi ve kurumları itibariyledir. Bütün bunlar için adım atmak herkesin boynunun borcudur. HDP, Kürdistan özgürlük mücadelesiyle Türkiye'deki güçlerin ortaya koyduğu yeni bir durumdur. Biz, kendi özgünlük ve özgürlüklerine sahip olmayan hepsi türdeş haline getirilmiş Türkiye yurttaşların sosyalizme geçmesi tasafuru içerisindeydik. Ancak Kürdistan özgürlük mücadelesinin yarattığı sorgulama bunun böyle olmayacağını gösterdi. Şimdi biz artık türdeş insan toplumundan bahsedemeyiz. Sadece sınıfsal olarak değil kimlikler, inançlar konusunda da bir türdeşlik söz konusu değil. Kürdistan özgürlük mücadelesinin yarattığı paradigmayı bu açıdan önemsiyoruz."
HDP olarak bütün kesimleri kapsayan bir mücadele ile ilerleyebileceklerini belirten Kürkçü, "Biz bu hakikate yeni bir şekil vermeye çalışıyoruz. Türkiye'nin krizi ile kapitalizmin krizi üst üste geldi. Kapitalizmin krizi bize yeni imkanlar ve yeni sorunlar sunuyor" diye belirtti. HDP'nin bir ezilenler koalisyonu olduğunu ifade eden Kürkçü, "Şimdiye kadar işler iyi gitti. Her bir bileşenin bu işten kendisini yeniden var ettiği gördük. Çünkü bu türdeş olmayan bileşenleri bir araya getiriyor. Emeğin kurtuluş mücadelesi, kadının mücadelesi, Alevilerin mücadelesi, Kürdistan özgürlük mücadelesinin kendi kendisini yönetme talebini birleştirmeye çalışıyor. Bu Kürt özgürlük mücadelesinin uzantısıdır şeklinde kurmak doğru değil. Bunu negatif şekilde kurmak doğru değildir. Bize sıkça söylenen şey, 'Kürtler sizin içinizde çoğunlukta.' Onlar sizden doğru söylüyorsa kabul etmeyeceksiniz diyorlar. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bizim açımızdan bu durum sadece Kürdistan özgürlük hareketinin talebiyle ilgili değildir. Bu talebi de içine alan daha geniş bir taleptir" dedi.
HDP'nin sadece sosyalistlere açık bir parti olmadığını dile getiren Kürkçü, şunları dile getirdi: "Bizim üzerinde müttefik olduğumuz hedef, bizim aşağıda olanların kurmak istediği demokratik cumhuriyettir. Bunun ötesi çok büyük ölçüde bizim seferber edeceğimiz kitlelere bağlıdır. Büyük bir özgüvenle söyleyebilir ki; biz anti kapitalistiz, ekolojistiz, LGBTİ haklarının yanındayız. Halk HDP'ye yeni ve başka bir parti olarak bakıyor."

Sokak muhalefeti gelişmeli
Kürkçü'nün ardından Die Linke ve Avrupa Sol Partisi YK üyesi Dominic Heilig, söz aldı. Konferansın başlığının çok önemli olduğunu belirten Heilig, "Ben de size söyleyebilir ki, bu daha başlangıç" dedi. Almanya'dan bahsederken Avrupa'dan bahsetmesi gerektiğini belirten Heilig, Portekiz devriminden sonra yaşananlardan örnekler verdi. Heilig, "Avrupa krizde. Neredeyse Avrupa'daki her ülke az ya da çok bir kriz içerisinde. Peki neden krizdeyiz? Bu kriz kontrol edilmemiş bir banka sisteminden kaynaklanıyor. Yoksulların paralarıyla kumarhanelerde oynuyor gibi oynuyorlar bankalarda. Avrupa hükümetler ve bankalar tam olarak son 10 yıldır bunu yaptılar. Gerçeklik şu ki; aileler evlerini kaybediyorlar. Onlar için sağlık olanağı yok. Okula gidemiyor" dedi. Avrupa ve dünyada yeni bir demokrasi anlayışı geliştirmek gerektiğini ifade eden Heilig, "Avrupa Parlamentosu'nda güçlü bir sola ihtiyacımız var. Neoliberal politikalara karşı mücadele etmek için sadece parlamentolarda olamayız ama buralarda da olmamış gerekiyor. Her şeyden önce yeni ve güçlü bir hareketin sokaklarda örgütlenmesi gerekiyor. Farklı siyasi görüşlerden insanları biraraya getirmek zorundayız. Feministleri, sosyalistleri, eski sol moda komünistleri bir araya getirmeliyiz. Başarılı olmak için farklı güçleri birleştirmek zorundayız. Sokaklarda muhalefeti geliştirmek zorundayız" şeklinde konuştu.

Tekçilik çatışma üretmiştir

HDP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, "Türkiye'deki tek tip sistem çatışma üretmiştir" dedi. Sistemin artık çökme noktasına geldiğini dile getiren Tuncel, şunları söyledi: "Seçimlerde partiler değişiyor ama sistem değişmiyor. O yüzden bu ülkede Ermeni Soykırımı, Dersim, Maraş, Sivas ve Roboski ile yüzleşemedik. Dolayısıyla bu sistemi alaşağı etmek yeni bir sistemi savunmakla mümkün olacaktır. Bu konuda da yapılması gereken en önemli şey örgütlenmektir. Rojava Devrimi bize büyük bir güç ve moral veriyor. Bu çerçevede yeni cumhuriyeti inşa etmemiz gerekiyor. Türkiye'nin en önemli sorunu Kürt sorunudur ve Türkiye'de Kürt sorunu çözülmeden Ortadoğu'da Kürdistan sorunu çözülemeyecektir. Türkiye artık merkezi yapıyla yönetilemiyor. Bundan dolayı artık yerinden yönetim olması gerekiyor. Sistemin çürümüşlüğün ortaya çıktığı bir dönemde, bu kriz döneminde Türkiye'de yeni bir sistem kurmanın olanakları var. Biz örgütlenirsek bu çürümüş sistemi değiştirip ve yeni sistemi gerçekleştirebiliriz."


 DİHA/ANKARA