
'Provokasyonlara izin vermeyeceğiz'
Moderatörlüğünü Küresel BAK temsilcisi Yıldız Önen'in yaptığı toplantıda ilk sözü alan DSİP Genel Başkan Yardımcısı Şenol Karakaş, Çözüme Evet Koalisyonu'nun kurulmasına ilişkin bilgilendirmede bulundu. Sürecin, Türkiye cezaevlerinde 68 gün süren ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla son bulan açlık greviyle başladığını söyleyen Karakaş, "Hükümet ve İmralı'da yapılan görüşmelerin ardından 30 yıllık savaşın gidişatı değişti ve yumuşama meydana geldi" dedi. Batıda yaşayan vicdanlı ve farklı siyasi kimliklere sahip insanların bir araya gelerek Çözüme Evet Koalisyonu'nu kurduğunu ifade eden Karakaş, "Batıdan, halk kardeşliğinden yana olanlar olarak bir araya geldik. Çok hızlı bir şekilde örgütlendik" dedi. Çözüm süreci devam ederken devlet içerisinde "savaştan beslenen derin yapıların" provokasyonlar yapabileceğini belirten Karakaş, "Çözümü engelleyecek hiçbir provokasyona izin vermeyeceğiz" diye konuştu.
'Barış treni yola çıkacak'
Karakaş'ın ardından konuşan İHH üyesi Gülden Sönmez ise savaştan dolayı insanların artık acı çekmesini istemediklerini söyledi. Sönmez, "Hiçbir engele takılmadan, insanların kendi değerleriyle yaşamasını istiyoruz" dedi. Çözüme Evet Koalisyonu'nun önümüzdeki günlerde yapacağı etkinlikler hakkında bilgi veren Sönmez, Türkiye'nin farklı kültürlerinin temsilcilerinin de içinde olacağı ve Trakya'dan Amed'e kadar sürecek "Barış Treni"nin ileriki aylarda yola çıkacağını aktardı. Kritik bir süreçten geçtiklerini belirten Sönmez, "Hangi eve, sokağa mikrofon uzatıyorsak, aileler beklenti içinde olduklarını belirtiyor" dedi.
'Evrensel barış dili yakalanmalı'
Akil İnsanlar Komisyonu "Doğu Anadolu" Heyeti üyesi Abdurrahman Dilipak da yaşanan süreçten sorumluluk duyan herkesin destek vermesi gerektiğini söyledi. Süreç karşısında barış dili kullanılması gerektiğini; ancak muhalefet dilinin barış dili olmadığını vurgulayan Dilipak, "Evrensel bir dili benimsemek gerekir. Dilimizin etnik bir grubu değil, bütün etnik yapıları kapsaması gerekir" dedi. Sürecin doğru yönde ilerlediğini ifade eden Dilipak, "Meslek odaları ve baroların da sürece katılması gerekir. Ancak odalar ve barolar yeterli düzeyde destek vermiyorlar. Eksik kalıyorlar" diye konuştu. Devletin inkar ve asimilasyon politikalarını terk etmesi gerektiğini vurgulayan Dilipak, "Bu sorunu kökünden halletmek istiyorsak, devletçi, Kürtçü değil, ezilenden ve mazlumdan yana olmamız gerekir. Birlikte Türkiye'yi kucaklayalım. Barış geleceğimizdir. Barış Allah'ın adıdır benim için" diye konuştu.
Barış ve demokrasi ayrılmaz
Gazeteci Roni Margilues ise konuşmasında, "Bu toplumda hala barışı izah etmeye çalışıyoruz. Toplumda barışa karşı olanlar var" dedi. Yaşanan süreçten dolayı ne Kürt ne de Türk gençlerinin öldüğünü ve bu süreçte en büyük kazanımın bu olduğunu vurgulayan Margilues, "3 aydır kimse ölmedi. Anayasa nasıl çıkarsa çıksın, barış süreciyle Kürtlerin kimliği tanınmıştır" dedi. Barış sürecine karşı duran kimseler tarafından kullanıldığını belirttiği "Demokrasi olmadan barış olmaz" sözünü hatırlatan Margilues, "Bu sözün tamamıyla yanlış olduğunu düşünüyorum. Barışa atılan her adım demokrasiye açılan kapıdır. İki kavram da birbirini tamamlayan unsurlardır" dedi. Bölge halkının uzattığı ele batının da el uzatması gerektiğini vurgulayan Margilues, insan hayatına ve demokrasiye inanan herkesin bu sürece destek vermesi gerektiğini belirtti.
Devlet yanlıştan dönüyor
Newroz'da Kürtlerin çok güçlü bir şekilde Batıya mesaj gönderdiğini ifade eden sanatçı Kerem Kabadayı ise "Barış savaşan taraflar arasında yapılır. Türkiye'nin batısında barış için halkı sokağa dökmeliyiz. Kendimizi sokakta göstermeliyiz ve savaştan yana olanların barıştan yana olanları görmesi gerekir" dedi. Demokrasi ve Özgürlük Hareketi üyesi Yaman Yıldız da "Barışı, AKP'ye bırakacak değiliz. Hep beraber barışı getireceğiz" dedi. Barışı, alışverişe dönüştüren ve karikatürize edenlerin barışa saygısızlık ettiğini belirten yazar-şair Ahmet Mercan ise, "Devlet şimdiye kadar yanlış bir akıl kullandı. Devletin aklı, insan aklı kadar çalışmadı. Devletin yanlışını gördü ve bu yanlıştan döndü. Barışın kalıcı olması için, yapılacak yeni anayasanın herhangi bir etnik gruba vurgu yapmaması gerekir. Ancak böyle barış kalıcı hale gelebilir" dedi. Sivil Demokrasi Platformu üyesi Hasan Avşar ise sürecin olumlu bir şekilde sonuca varması durumunda Türkiye'nin Ortadoğu'da ve Avrasya'da en önemli güç haline geleceğini belirtti. Süreç karşısında yaşanacak provokasyonlarda sağduyunun öne çıkması gerektiğini kaydeden Avşar, "Yeni anayasa revize değil, tamamen sıfırdan demokratik ve sivil bir anayasa olursa çatışmalı bir ortamdan kurtulabiliriz" diye konuştu.
'90 yıllık tarihiyle yüzleşmelidir'
Hak-İş Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Paçal konuşmasında, "Çok kritik bir tarihsel momentten geçiyoruz. Devlet 90 yıllık tarihiyle yüzleşmelidir. Bu topraklarda insanı ve tarihiyle yüzleşerek toplumsal barışı sağlanmazsa toplumsal zenginliğini kaybeder" dedi.
Gençler adına toplantıya katıldığını belirten Beyaz Hareket Derneği'nden Aydın İnci ise "Hayata dolu dolu bakmak istiyoruz. Gençler olarak, yaşanan süreçten umutluyuz. Barış bize uzak değil. Herkesin elini taşın altına koyması gerekir" ifadelerini kullandı. Kafkas Forumu'ndan Kuban Kural da "Hepimiz barışın muhataplarıyız ve süreç karşısında inisiyatif almalıyız. Barışı hepimiz birlikte inşa edeceğiz. Türk-Kürt barışı değil, herkesin barışı olması için herkesin inisiyatif alması gerekir" diye konuştu.
DİHA/İSTANBUL