Gerillada herkesin bir katılım hikayesi vardır. O hikayeler sürekli anlatılmaz, ama ortamı bulunduğunda özel olarak sorulduğunda anlatılır. Özgürlük Hareketi bu, herkes özgürlük adına bir yol diye görür, hak’a, adalete ulaşmak için ne zorluğu varsa da göze alır ve katılır o kervana. Gerillada bolca hikaye dinledim tabi bu kadar hikayede kendi katılım hikayem de vardı.
Doğu Kürdistan’ın Salmas kentinden gerilla saflarına katılan Rugeş’in hikayesi dinlediğimde, kapitalist modernitenin her yorumuna öfkemi arttırdı. İran rejiminin baskısı altında yaşayan Rugeş ve ailesi Besic (Türkiye’deki korucu sistemine benzeyen ama onun biraz daha katmerli ajanlaştırması diyebileceğimiz bir sistemdir) yaptırılmak için türlü türlü saldırılara maruz kalıyorlar. Rejim güçleri Rugeş’in babasını defalarca işkence için götürülüyor. Fakat aileden bir türlü birilerini Besic yapamıyorlar. O aile olmazsa ailenin komşularına bu sefer rejim güçleri musallat oluyor. Tabi özellikle gençler hedefleniyor. Gençlerin her yere girip çıkabilecekleri düşünülüyor. Rugeş o zaman oldukça genç. Tabi bilirsiniz, yaşı ilerlemiş sistemle şöyle ya da böyle bağı olanların kaygıları çoktur. Gençlerin duyguları, düşünceleri her zaman daha bir güçlüdür. Öyle dengeye, hassasiyete çok bakmaz. Dedim ya bizim Rugeş oldukça genç. Rejim güçlerine öyle bir öfkeli ki, madem sen beni ve komşu kızlarımızı besic yapmak istiyorsun, ben sana gösteririm diyor. Ve komşu kızlarıyla konuşup anlaşıyor. Bir gece vakti yollara düşüyorlar. Yol karanlık, uzun ve çetrefilli. Korku da hakim oluyor, yüreklerine ama asla dönüş yok diyorlar. mutlaka gerillayı bulup ulaşacağız ve bu besic belasından kurtulacağız diyorlar.
Kızlarla bir kez anlaşmışlar kim geri dönmekten bahsedebilir. Söz vermişler bir birlerine arkadaşına söz vermek başka bir şeye benzemez ne olursa olsun gecenin karanlığında köy yollarında, koyaklarda, tepelerde mutlaka bir gerillaya rastlayacaklardır. İnatla yürürler ve bir grup gerillaya ulaşırlar. Artık hayalleri gerçekleşmeye başlar. İlk adım atılmıştır. Geriye kalan yaşamın öğretecekleridir. Rugeş komşu kızlarıyla birlikte Rojhilat’ın (Doğu Kürdistan) Salmas kentinden Özgürlük Hareketine katılır. Yurdunun kötülükten arınması ve iyilikle mücadelesi için savaşır. Rugeş’i Lelîkan tepesinde tanımıştım, katılım hikayesini de Beritan’ın yurdu Lelîkan yamaçlarında dinledim. Katıldıktan sonra arkadaşlığa nasıl inandığını HPG BİM kameralarına anlatırken görünce insan sen zaten yoldaşlığı inandığın için PKK’ye katılmışsın diyesi geliyor insanın. Tabi tanıyana dinleyene, anlayana, anlam verene.
Rugeş Gabar (Salmas) 2018 yılında Cudî’de Türk devletine karşı yürüttüğü savaşta şehit düştü. Komşusunun kızları halen mücadele devam ediyorlar. Kürdistan’ın farklı farklı parçalarında Rugeş’i yad ederek, Rugeş için de anlamlara anlam katarak.
Anlatım klasik gelebilir, ancak Rugeş gerçekten yaşadığı sistemi kabul etmediği için PKK saflarına katılmıştı. Sistemi en derinden hissedip yaşamak, onunla yeniden ve daha güçlü yüzleşmek için bunları yaptığını biliyoruz.
‘Yüzünü ve yüzümüzü
kara çıkarma’
Şimdi başka bir gerilla hikayesine geçeyim. İstanbul’da doğup büyüyen Karslı bir genç kadın. Ailesi adalete ve eşitliğe inanıyor. Ama Kürtlüğünden bihaber. Polisle ilk karşılaşması Kürtlerin, demokratların, ezilenlerin gazetesi Özgür gündem bombalandığında oluyor. “BU ATEŞ SİZİDE YAKAR” manşetiyle çıkan gazeteyi Bakırköy Özgürlük Meydan’ında bağıra bağıra dağıtıyor. Tabi polis durur mu, hemen gelip onu ve iki arkadaşını döve döve gözaltına alıyor. İki gün boyunca yedikleri dayağın ardından mahkemeye çıkarılıyor. Mahkemede serbest kalıyor. O günden sonra modernitenin acımasız yüzünü sürekli göreceğini bildiği halde mücadeleye daha fazla inanıyor ve sıkı sıkı sarılıyor. Gazete dağıtıyor, gençlik çalışmalarına gidiyor. Okul okuyor ama mücadeleye hep devam diyor. Gazete ve gazetecilik onun için adaleti inşa edeceği, doğruyu görüp göstereceği bir yaşam biçimi. Ama onu da aşması gerek.
Gerillanın sesi, rengi ulaşılmaz bir hayal gibi görüyor. Ama hayal gerçekleşebilir. Bir gün annesi ve babasıyla evdeyken gazete almaya çıkıyorum, diyor ve gidiyor. Mücadele kervanına katılacak. Yol iz bilmez. Gerçekten kararlılık yol gösterici oluyor insana. Yıllar geçiyor, bir gün annesi onunla görüşmeye geliyor. Annesinin ilk gördüğünde verdiği nasihat “Yolunuz acıyla, güçlükle dolu. Yüzünü, yüzümüzü kara çıkarma. Dönmek istesen bile gelemezsin. Ne ben sana yardım edebilirim ne sen kendine yardım edebilirsin. Sözünden dönen kendisiyle yüzleşmekte zorlanır.” diyor. Bizim gerilla, ana evli olsaydım boşanmak isteseydim sen aynı şeyi söyler miydin? Diye soruyor. Ana; “evleneydin, bir koca seçerdin. Ama sen başka bir yaşamı tercih ettin. Öyle olaydı kapı sonuna kadar açık. Ama diğerinde ben sana bir şey diyemem” diyor. Bu arada senin getirmediğin o gazeteyi biz her gün okuyoruz diyor. Anamız bir güzel eziyor kızımızı. Kısacası, ‘giderken diyeydin söyleyeceğimiz bir şey yoktu’ diyor.
Gerillada bunlara benzer binlerce öykü var. Sıradanından, hiç yaşanmamışına tekilden çoğula birçok hikaye. Büyük bir bölümünde ailenin rızası değil, katılanın rızası var. Zorla getirileni yok. Zaten zorla kimseyi o dağlara, sarp yollara vurmak çok zor. İnsan bu, sesinin çıkaramayacak her hangi bir varlık değil. Ama söz konusu Kürt olunca senaryosu modernite için oldukça fazladır. Modernite Kürdü hep yok saymış ya. Akılsız, iradesiz, köksüz, yersiz, yurtsuz, kimliksiz kişiliksiz bir varlık olarak görmüş ya. Üzerine her türlü kurgu yapılır, her türlü senaryo yazılır.
Şimdi Amed HDP il binası önünde kimileri toplanmış, HDP’ye çocuklarımızı geri getirin dedikleri söyleniyor. Her dönem böylesi senaryolar yazılır, çizilir. Türk istihbaratı bu konuda özel çalışmalar yürütüyor. Gerillanın dağılması, tasfiye edilmesi, katılımların azaltılması için bir sürü birim kurulmuş. Kuzeyden Güneye Rojava’dan Rojhilat’a kadar tüm Kürdistan’da birçok faaliyet yürütüyor. Asılsız haberler yapılıyor, yaptıkları bu haberleri köpürtüyorlar. Her yıl bunun için açıklamalar da oluyor. Bu yıl tek farkı bu senaryoya ‘Beyaz Kürt’ diye tanımlanan orta sınıf Kürt aydınlarının katılması oldu. Devlet zaten özel olarak tüm ailelerle uğraşıyor. Bazı aileleri parayla, tehditle vb kandırıyor. Peki ya size ne oluyor beyaz Kürtler, bu devlet sizi mi koruyup kollayacak. Hangi Kürt’ü korumuş bu devlet bu gün değilse yarın hedefine sizi alır. Unutmayın devlet kendi çıkarlarının geliştiği yere kadar orta sınıfa izin verir. Bu senaryoların bir parçası olmaktansa sessizce oturmak belki sizin için daha faydalı olacaktır. Yoksa kimse sizden aman Kürt özgürlük mücadelesine destek olsunlar diye bir beklenti içinde değil. Gölge etmeyin başka ihsan istemez.