
Türk devletinin SAS komandolarından bordo berelilere kadar bütün savaş unsurlarını tank, panzer ve diğer zırhlı araçlar ile helikopterler desteğinde saldığı Sur’daki direniş devam ediyor. Türk işgal güçleri, mahalleleri yakıp yıkmasına ve sivil katilamlara imza atmasına rağmen direnişi kıramıyor.
Sur’daki şiddetli çatışmalar kesintisiz devam ediyor. YPS güçleri tarafından insansız görüntü aracı olan 2 adet Drone düşürdü.
Türk Genelkurmayı dün yaptığı iki ayrı açıklamada, 2 Şubat’taki çatışmalarda yaralanan JÖH elemanı Jandarma Uzman Çavuş Göksal Cin’in öldüğünü duyurdu. Türk midyası Zonguldaklı Cin’in, Dersim’den Sur’a gönderildiğini paylaştı. Genelkurmay, dün öğleden önceki çatışmalarda da ağır yaralanan JÖH elemanlarından birinin 13.10’da hasatenede öldüğünü bildirdi.
Emniyet Müdürlüğü tarandı
Bağlar ilçesi Selahattin Eyyubi Mahallesi’ndeki İl Emniyet Müdürlüğü merkez hizmet binası önceki gece uzun namlulu silahlarla tarandı. Bölgede kısa süreli çatışma yaşandı.
Suriçi’nin tamamına yasak
Sur İlçe Kaymakamlığı, aynı saatlerde yaptığı açıklamada, “Suriçi’nde bulunan Camii Kebir, Camii Nebi, İskenderpaşa ve Melikahmet mahallelerinde 03.02.2016 Çarşamba günü gece saat 00.00 itibari ile ikinci bir emre kadar Kaymakamlığımızca sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir” denildi. Tarihi Sur içerisinde yer alan İskender Paşa, Cami Kebir, Cabi Nebi ve Melikahmet mahallelerinin de süren kuşatmaya dahil edilmesi ile birlikte ilçenin Sur içi kesiminde kalan toplam 15 mahallesinde de ‘sokağa çıkma yasağı’ ilan edilmiş oldu.
Saat 10.00’da kaldırıldı
Kaymakamlık dün yaptığı açıklamada ise “27.01.2016 tarihinde ilan edilen ilçemiz Suriçi’nde bulunan Abdaldede, Alipaşa, Lalebey, Süleyman Nazif ve Ziya Gökalp Mahallelerini kapsayan ve yine 02/02/2016 tarihinde ilan edilen Camii Kebir, Camii Nebi, İskenderpaşa ve Melikahmet Mahallelerini kapsayan sokağa çıkma yasağı 03.02.2016 tarihi Çarşamba günü saat 10:00 itibari ile kaldırılmıştır” dedi.
Sur’un kapısında bekliyorlar
Kuşatılan ilçede zırhlı araçlarla yapılan “evlerinizi boşaltın” anonslarının yanı sıra devlet güçlerinin saldırılarından dolayı evlerini terk etmek zorunda kalanlar, dört gözle kuşatmanın kaldırılacağı günü bekliyor.
Her gün sabah erken saatlerden itibaren Urfakapı mevkiinde toplanan ilçe sakinleri, akşam saatlerine kadar bir an olsun gözlerini içerden ayırmıyor. Urfakapı’yı kapatan ve burada kum torbalarıyla oluşturdukları mevzilerde konuşlanan polislerin tüm hakaret ve bağrışlarına aldırış etmeyerek bekleyişlerini sürdüren halk, kuşatma ve saldırılara karşı tepkilerini “Ne yaparlarsa yapsınlar evlerimize geri döneceğiz” diyerek dile getiriyor.
‘Biz hiçbir yere gitmiyoruz’
Lalebey Mahallesi’nde oturan ve saldırılar nedeniyle evini geçici bırakmak zorunda kalan Sur sakinlerinden 7 çocuk babası Aydın Taş, tepkisini “Biz hiçbir yere gitmiyoruz. Burası bizim topraklarımız. Açlıktan ölsek de, perişan olsak da topraklarımızdan ayrılmayacağız” diyerek gösterdi.
Onun gibi her gün Urfakapı’ya gelerek evine döneceği günü bekleyen Alipaşa Mahallesi’nde oturan Seyfettin Çiftsüren de “Bizi anonslarla evlerimizden göçerttiler. Devlet elimizden evimizi alıyor. Evimize geri dönmek istiyoruz” dedi.
Uğur Yiğiter isimli ilçe sakini, polisin kuşatmayı kaldırmasını beklediklerini belirterek, “Biz mayın da olsa yine de evimize gideriz. TOKİ ne yaparsa yapsın biz evimizi, toprağımızı bırakmayacağız, ölsek de toprağımızda ölürüz” diye konuştu.
Türk medyasının Sur için servis ettiği haberlere Çetin Daimi isimli ilçe sakini ise şu sözlerle tepki gösterdi: “Biz Kürtler 5 bin yıllık bir kültüre sahibiz. Türkiye’nin ise 100 yıllık bir tarihi var. Bizi burada imha etmek istiyorlar. Türkiye artık bu Kürtleri makarnayla, kömürle kandıramaz. Biz evimizde, topraklarımızda yaşamak istiyoruz.”
Polis barikatına direniyor
Türk güçleri tarafından zorla ev ve mahallerinden göçertilen ailelerden biri de Çelik Ailesi. 5 çocuklu Çelik Ailesi tüm saldırı ve baskılara rağmen Sur ilçesinden ayrılmıyor. 30 yıldır yaşadığı Suriçi’nden ayrılmamak için direnen anne Birgül Çelik, her gün evinin yanına kurulan polis barikatına gidiyor. Tüm ısrarlarına rağmen evine gitmesine izin verilmeyen Çelik, ne olursa olsun evini ve mahallesini bırakmayacağını ifade etti. 4 gün süren mücadele sonucu evine girdiğini belirten Çelik, “Günlerce denedim izin vermediler, en sonunda girebildim. Girdiğim anda alelacele çıktığımız için alamadığım kuşlarıma baktım. Bir tanesi soğuktan hastalık kapmış, kafesinde çok hareketsiz yatıyordu. Ben bu kuşları 3 yıldır çocuklarımla birlikte besledim. Kuşum hastalandı, ona bir şey olursa vebali Erdoğan’ın boynunadır. Yasak bir an önce kalksın evimize gitmek istiyoruz” dedi.
AMED