YPG/QSD’nin tüm başarıları ardından provokasyon amaçlı saldırıları olmuştu. Yakın süreçte gerçekleşen saldırılara göz atmakta fayda olduğunu düşünüyorum.

* 18 Mayıs günü rejim güçleri Asayiş noktalarına saldırmış ve çatışmalar yaşanmıştı. Orada da 5 rejim askeri öldürülmüştü. 

* 3 Temmuz gece saat 22.00’da rejim güçleri tekrar Asayiş noktalarına saldırmış, çatışmalar aralıksız bir şekilde gece saat 03.00’a kadar devam etmişti. Bu çatışmalar ertesi gün de aralıklarla devam etmişti.

* 25 Temmuz günü de rejim milisleri (Difa el Watanî) yine Asayiş noktalarına saldırmış, yaşanan kısa süreli çatışmada 2 milis öldürülmüştü. 

* 25 Mayıs günü de Halep’te rejime ait savaş uçakları YPG mevziilerine bombardıman düzenledi. 


İran milisleri

Rejimin Hesekê’deki en önemli askeri gücü Kewkeb üssündeki ağır silahları ve 500 civarındaki askeri var. Bu sayı hakkında çeşitli söylentiler de var. Yine kent merkezindeki Sêgoşeya Ewlekarî denilen bölgedeki istihbarat, askeri karargah ve rejime ait diğer yönetim merkezlerinin bulunduğu bölge var.

Geçen yıl, çatışmalar esnasında bölgeye gelen Hizbullah/İran subay ve askerlerinin de Hesekê’de konumlandı. Ayrıca bu güçler tarafından özel olarak eğitilen milisler de mevcut. Bu milislerin çoğu savaş halleri dışında sivil yaşam sürdürdüğünden net bir sayı vermek mümkün değil. Zaten çoğu çatışmaların tetikleyicileri bunlardan oluşuyor. Suni gerekçelerle gerginlik çıkartmak, halk arasında federasyon yönetimi aleyhinde kara propaganda yapmak ve QSD/YPG savaşçılarını federasyon çizgisinden uzaklaştırma amaçlı çalışmalar yürütüyorlar.


Hesekê’nin dinamikleri

Hesekê’nin büyük bölümü Kürtlerden oluşuyor. Yine Kürtlerle birlikte hareket eden Arap, Süryani, Asuri, Ermeniler de var. MSD çizgisine yakın Asuri ve Suryanilerin çoğu kent dışında yaşıyor. Kent içinde de rejim bu halklardan küçük gruplar örgütlüyor, onlar da Hesekê kent merkezinde konumlanmış durumda.

Şedad’ın özgürleştirilmesinden önce bu bölgeye ait çok sayıda insan da Hesekê’de yaşıyordu ve çıkarları gereği politika belirliyorlardı, ama şimdi kentteki etkinlikleri azalmış durumda.

Yurtsever kesim de oldukça çok. Geçmişten gelen bir rejim karşıtlığıyla yetişen bu kesimlerin QSD/MSD çizgisindeki duruşu kentte önemli bir ağırlık yaratıyor.


İran çözüme karşı

Hesekê’de çatışmaların arkasında İran var. Bunu net olarak söyleyebiliriz. Öte yandan İran, sadece Hesekê’de değil, tüm Suriye’de rejime danışmanlık ve akıl hocalığı yapıyor. Özellikle 2014 yılında Suriye genelindeki gerilemesini engelleyen en önemli faktör İran’ın ve Hizbullahın müdahalesiydi. Askeri alanda rejimin çöküşünün önünü alan İran gittikçe ülke politikasında da etkinlik sahibi oldu. Adeta iç ve dış siyasette İran’dan habersiz iş yapamaz duruma geldi rejim. 

Bilindiği üzere İran, Kürtlerin son iki yıldır bölgede artan etkinliğinden en rahatsız olan güçlerin başında geliyor. Bölge statükosunu Türkiye ile birlikte sürdürme derdindeki İran, Suriye’de federatif bir çözüme şiddetli karşı çıkıyor. Bu nedenle Kürtlerin öncülüğündeki tüm gelişmeleri sekteye uğratmak için çeşitli oyunlar sergilemekten kaçınmıyor. Son Hesekê savaşının da İran’ın akıl hocalığında yürütüldüğü bu nedenle oldukça mantıklı.

Minbic hamlesinin başlamazdan önce İran aracılığıyla Suriye rejimi ve Türkiye görüşmeler yürüttü. Bu görüşmeler halen devam ediyor. En son MİT’ten yapılan ziyaret bu görüşmelerin ulaştığı düzeyi de göstermektedir.


Kantonların birleşmesi engellenmek isteniyor

Hem kantonların birleşmesini, hem de bölgenin geleceğinde önemli rol oynaması beklenen MSD/QSD çizgisini engellemek, Rojava’yı istikrarsızlaştırmak, kendine ait güçleri (ENKS ve ÖSO bileşenleri) bölgede yerleştirmek için sürdürülen bu görüşmelerin somut eylem planlarına dönüşmesi gayet doğal. Hesekê çatışmasının başladığı gün Ehrar EL Şam, Nusra gibi örgütlerin Rai’ye yönelik düzenlediği saldırı da ortaklığı gözler önüne seriyor. 

Yine en son Cerablûs’a sızma girişimleri, Cerablus Askeri Meclis liderinin MİT üyelerince öldürülmesi, Minbic kuzeyinin bombalanmasıyla birleştirildiğinde, Başbakan Binali Yıldırım’ın “Suriye’de önümüzdeki altı ayda daha aktif olacağız” sözleri anlam kazanıyor. Hesekê bunun dışında değildir.


Karargahın bombalanması

Hesekê saldırıları her şeyden önce Kürtlere bir mesaj. Devrimin başından itibaren ilk kez savaş uçağıyla Kürtleri bombalaması “bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” mesajıydı. Daha önce de özerklik, federasyon tartışmalarını şiddetli reddeden rejimin, inkar ve imha politikalarındaki ısrarını ortaya koyuyor. 

Yine QSD karargahını bombalayarak QSD bileşenlerine “bu sonu olmayan bir projedir, Kürtlerden uzaklaşın” mesajıydı.

Aynı zamanda bu güçlerle ittifak halinde bulunan tüm kesimlere de kendinin güçlü bir pozisyonda olduğunu gösterme çabasıydı. 


Şartlı ateşkes

Kürt tarafının ateşkes şartı rejimin Hesekê’deki provokasyonlarının tümüyle sonlanması, ki bu da kentteki varlığının sonlanması anlamına gelir. Savaşta yaşadığı zorlanma da bu şartı kabul etmek zorunda kalacağını gösteriyor. Çünkü buradaki kaybı Qamişlo’daki kaybı olacaktır. Tümüyle bu bölgeden çıkmamak için bile olsa Hesekê’yi bırakmayı düşünebilir.


Qamişlo yönetiminin tavrı

Şam, bu çatışmaların lokal çatışmalar olduğu izlenimine dayalı bir iç politika izliyor. Böylece kendi merkezi konumunu korumayı, sorumluluktan kaçmayı, manevra sahası bulmayı düşünüyor. Bu nedenle çatışmaların ilk gününden beri yetkili organlarla irtibat kurarak ‘biz çatışma tarafı değiliz” diyen bir Qamişlo yönetimi söz konusu.

Bunun bir taktik yaklaşım olduğu bilindiğinden Qamişlo’ya da saldırı olabileceği öngörüsüne dayalı bir savunma yaklaşıma var YPG ve Federasyon yönetiminin.



Sinan Cudi