Maşallah ÖZTÜRK
Senin arkandan bir yazı yazacağım aklımın ucundan bile geçmezdi. Seni yazmak çok zor, çok acı be heval.
Biliyorum görsen kızardın bana. “Ağlamak yok” derdin. Lakin duygularıma hükmedemedim. Taziyende de kelimeler boğazımda düğümlendi. Seni sevenlere, Mam Zeki’sini kucaklamaya gelenlere, senin için gözyaşları dökenlere seni anlatamadım. Bu satırları yazarken de duygularıma bir türlü engel olamıyorum.
Zeki heval, ne kadar güzel bir insandın. Özün güzel, sözün güzel, huyun güzel, dostluğun ve hevalliğin güzeldi. Çok sade çok mütevazi bir duruşun vardı. Gül açardı gülüşlerinde, dilinden bal akardı.
Ne güzel anlatırdın Kürdün mücadelesini. Pas tutmuş beyinler, gaflet ve delalet içinde yaşayanlar bile seni anlar, sana inanırdı.
Gittiğin her yerde halkı kucakladın, halk da seni. Herkesin derdine derman olmaya çalıştın. Onlar için kimi zaman dost, kimi zaman arkadaş oldun.
Ne çok severdin dostlarını, yoldaşlarını. Yüreğin sevgi doluydu. En sevimsizlerimizin bile sevilecek bir yanını bulur severdin. O koca yüreğinde herkese bir parça yer vardı. Kürt halkı da seni İsmal’e Ferman, Heval Zeki ve Mam Zeki olarak çok sevdi.
Sen katliam ve acılarla dolu Êzîdî toplumumuzun tarihinde ak bir sayfa, kurak ve susuz Şengal’e akan bir nehir oldun.
Sonu nerde ve zaman biteceği bilinmeyen bir maratondu seninkisi. 1978’de Celle’de Abdullah Sevgatlar, Ali Agallar ile yola çıktın. Sevdanın ardı sıra tam 40 yıl durmadan koştun.
21. yüzyılın Dewrêşê Evdî’si sen, Edulê’n ise uğruna ölümler gittiğin Kürdistan oldu.
Kürt halkının özellikle de Êzîdî toplumumuzun bilinçlenmesinde ve örgütlenmesinde önemli bir rol oynadın. Ülke ile Avrupa arasında mekik dokudun. Kah Zele’de, kah Hewlêr’de kah Şengal’de kaldın.
73. Fermanın yaralarını sarmak, yeni fermanların önüne geçmek için Şengal’e koştun. “Êzîdîlerin kendilerini koruma, örgütleme ve örgütlemelerini geliştirme ve siyasete katılma ve kendisini yönetme hakları vardır” diyerek Şengal’deki halkımızın örgütlenmesinde ve direnmesinde başat bir rol oynadın. Êzîdî toplumumuzun mücadele azimini hep diri tuttun.
Ulusal birliğin sağlanması, bu temelde de bir ulusal kongrenin toplanması için sorumlu ve özverili bir çalışmanın içinde oldun.
Şengal’deki varlığın cümle alçakların, katillerin barbarların, uykularını kaçırdı. 74. Fermanı da sana çıkardılar.
Heval Zeki, şehadetinle de Kürt halkını ayağa kaldırdın. Bakur, Başûr, Rojava, Rojhilat seninle ayağa kalktı. Molburone’dan, Toronto’ya, Stocholm’den Marsilya’ya kadar her yerde, senin için sokaklara aktı. Sömürgeci faşist Türk devleti ve işbirlikçi hainlere kin ve nefret kustu.
Celle’de gördüm. Êzîdî halkımızın sana sahip çıkışları tam anlamıyla muhteşemdi. Sel olup akmışlardı seni anmaya. Yürekleri kan ağlasa da Ape İbrahim’in seninle kardeş, İskender ve Hediye’de senin babaları olmalarının gururunu yaşıyordu.
Heval Zeki, namerdi hiç sevmez, işbirlikçi hainlere de oldukça kızardın. Onları nefretle yad eder, onlar için “Kürdün yüz karaları“ derdin.
Ne yazık ki, senin şahadetinde de ihanetin parmak izleri var. Dikkatler, Türk devletinin Şengal politikasını hep destekleyen, 3 Ağustos katliamında suçlusu olan, KDP’ye odaklı. Şehadetinin üzerinden günler geçmesine rağmen KDP hala suskun. Bizim bu konu ile bir ilgimiz yok demiyor.
Heval Zeki, şaşılası bu dünyada ne ahlak kalmış ne de vicdan. İnsanlık için tehlikeli bir hal alan faşist Türk rejime kimse dur demiyor. DAİŞ soykırımına maruz kalan, Şengal’deki Êzîdîler’in yeniden bombalanmasına BM seyirci kalıyor. Kirli yüzünü, insan hakları ve demokrasi ile maskeleyen AB’ de benzer bir tutum sergiliyor.
Hasılı kelam Heval Zeki, söz konusu Kürtler olunca, dünya üç maymunları oynamaya devam ediyor...
Burada önemli olan halkımızın tutumu, “Mam Zeki’nin davasının takipçisi olacağız” şeklindeki kararlı duruştur.
Güzel insan, can arkadaş, gözün arkada kalmasın. Uğruna, ölümlere gittiğin Şengal özgürleşecek; umut çiçeklerin bir bir açılacaktır…
Güle güle Heval Zeki. Güle güle Mam Zeki.