
İnsan Hakları Savunucusu Rûken Tekeş ise babasının yıllar önce yaşadığı bir hikayeyi beyaz perdeye aktararak, bu topluluğun yaşadığı trajediye dikkati çekiyor. 7 yaşındaki Êzîdî Zelal’ın okul ortamında yaşadığı trajediyi anlatan Hevêrk (Çember) adlı ilk kısa filmi 69. Uluslararası Cannes Film Festivali’nin Kısa Film karegorisinde (The Short Film Corner) ödül aldı. Film, Cannes’da “Diversity in Cannes 2016 En İyi Film dalında İzleyici Ödülüne” layık görüldü. Film, toplam 39 Kürt çocuğu oynuyor. Mekan olarak ise Hasankeyf seçilmiş. Hevêrk’in 8 kişilik ekibinin 5’i kadın. 14 dakikalık filmin görüntü yönetmenliğinde ise ödüllü Deniz Eyüboğlu’nun imzası var.
Küçük Zelal’in çembere alınması
Gerçek bir hikayeden yola çıkan Yönetmen Rûken Tekeş, Kürt bir küçük kızın şahsında Ortadoğu’da ötekileştirmeyi konu ediyor. Kürtçe, Arapça ve Türkçe olan film, Zelal isimli Êzîdî bir küçük kızın yaşadığı dışlanmışlık üzerine duruyor. Filmde, 7 yaşındaki Êzîdî Zelal’in diğer çocuklar tarafından çembere alınması anlatılıyor.
Türk eğitim sisteminin Kürdistan’daki asimilasyon politikalarını da eleştiren film, gerek mekanlar, gerekse kurgu olarak etkileyici. Sular arasında kalması beklenen Hasankeyf’in eşsiz doğası arasında çekilen film aynı zamanda, bu yönlü de bir eleştiri yöneltiyor. Bütün bu güzellikler içerisinde Hevêrk bize Êzîdîlerin ve diğer azınlıkların çember altına alınarak, dışlanmışlıkları konusunda net ve açık bilgi veriyor.
‘Babama pişmanlığını sordum ve...’
Hevêrk’i babasının bir hikayesinden yola çıkarak, çektiğini söyleyen Rûken Tekeş, “Babam ‘68 kuşağı devrimcilerindendi. Vefat etmeden önce ‘bu hayatta pişmanlıkların nelerdir” diye sordum. O da 7 yaşındayken yaşadığı bir olayı anlattı. Ve bundan dolayı rahatsız olduğunu ve hiç unutmadığını söyledi. Ben de bundan oldukça etkilendim, yazmaya başladım ve filmi çektim” dedi.
İlk filminin olması ve Cannes’da gösterilmesinin de kendisi için önemli olduğunu belirten Tekeş, şöyle devam etti: “Böyle bir film ile burada olmak güzel bir duygu. Aslında film çok bölgesel gibi dursa da evrensel bir sorunu yansıtıyor.” Filmi Hasankeyf’te çekmenin nedenini ise Tekeş, şu sözlerle açıkladı: “Hasankeyf ile Êzîdîlerin kaderi birbirine çok benziyor. Her ikisi de yok oluyor! Êzîdîler günümüzde gittikçe azalıyor ve yok oluyorlar. Hasankeyf’in o muhteşemliği de sular altında kalıyor. Onun için böyle bir bağlantı kurdum.”
ALİ GÜLER/ANF/CANNES