
Mannheim'da yaşayan Kürdistanlı ailelerin çocuklarına derslerinde yardımcı olmak amacıyla kurs veren Hêvi Rhein-Neckar Derneği kuruldu. Derneğin kurucuları arasında 8 Alman öğretmen bulunuyor.
Almanya'nın Mannheim kentinde yaşayan Kürdistanlı ailelerin çocuklarına derslerinde yardımcı olmak amaçlı kurslar veren, Hêvi Rhein-Neckar adı ile bir dernek kuruldu. 8 Alman öğretmenin kurduğu dernek öğrencilerinin yaşları 8 ila 15 arasında değişiyor. Dortmund yakınlarındaki Hamm doğumlu Peter Sewarte bu öğretmenlerden biri.
Kürtleri tanıma süreci
Dernek kurucularından 49 yaşındaki Peter Sewarte, Münster Üniversitesi'nde tarih eğitimi gördü ve 2 yıl bu üniversitede çalıştı. Sewarte, öğrenimi sırasında İngilizce, Latince ve Fransızca öğrenmekle birlikte sonradan gittiği ikinci üniversite olan Germersheim'da, Eski Yunanca, İtalyanca, Yeni Yunanca dillerinden de diploma aldı.
4 dönem Türkçe dersleri de alan Sewarte, Mannheim'da Türk-Alman Ekonomi Merkezi'nde 2003 yılında verdiği kurslar sırasında Kürt sorununu tanıdığını ve Kürdistan'ı merak ettiğini, bu bağlamda çok sayıda sayıda kitap okuduğunu söylüyor.
2005-2006 yıllarında Antalya'ya, oradan da Amed, Mûş ve ilçesi Gimgim'a giden Sewarte bu gezileri sırasında Kürt sorununu yakından tanıma şansı buluyor.
Çocukların anadil sorunu
Peter Sewarte, yaşadığı süreci şöyle anlatıyor: "Mannheim'da Kürdistan'ın farklı bölgelerinden çok sayıda Kürt aile vardı. Bunlarla sık sık görüşüyordum, evlerine gidiyordum. Bana, 'Bizim en kötü yanımız şu; Anadilde eğitimimiz olmadığından çocuklarımız da iyi Kürtçe bilmiyorlar, Türkçe'yi ve Almanca'yı da iyi bilmediklerinden bu durum okul başarılarını da olumsuz yönde etkiliyor. Türkler kendi derneklerinde bu sorunlarını çocuklarına verdikleri kurslarla çözüyor. Ama Kürtlerin böyle çözüm arayışları yok' diyorlardı."
Sewarte, bu şekilde bir Kürt arkadaşı ile birlikte Kürdistanlı ailelerin çocuklarına ev ödevlerinde yardımcı olmaya başladıklarını, ilk başlarda az olan öğrenci sayısının zamanla arttığını söylüyor. Sabit ve düzenli eğitim görebilecekleri bir yerin olmadığına da dikkat çeken Sewarte, bunun için belediye ile görüşmeler yaptıklarını, yetkililerin kendilerine, "İyi bir iş yapıyorsunuz. Ama dernek kursanız daha iyi olurdu" dediğini anlatıyor. Belediyenin önerisi sonrasında ise, dernek çalışmaları başlatılıyor.
Öğretmen sayısı 9 oldu
Sewarte, kuruluş sürecinde karşılaştıkları sorunları ve gelinen aşamayı da şöyle anlatıyor: "Finanzamt'tan (Ekonomi Bürosu) yardım talebinde bulunduk. 6 ay görüşmeler yaptık. Yine yer problemine yönelik çözüm aradık; Burgerhaus'ta bir yer bulduk. Başka bir problemimiz ise, öğretmen sorunumuzdu. Çünkü kurslara gelen öğrenci sayımız artmıştı. Ama öğretmenimiz azdı. Üstelik bunu da çözmek zordu. Çünkü parasız ve gönüllü öğretmen bulmamız gerekiyordu. Sorunu üniversite öğrencileri aracılığı ile çözdük. Tabi bu kolay olmadı. Şu an 9 öğretmen olduk. Her branşta öğretmen bulduk."
Neden Hêvî?
Sewarte, derneğin isminin neden 'Hêvî' olduğuna ilişkin sorumuza ise, "Derneği kurduk; ama ismi ne olsun diye düşünüyorduk. Verdiğimiz dersleri Kürt çocuklarına verdiğimizden onlara seslenen bir isim olmalı dedik. Bu uğraşımızda çocuklara iyi bir gelecek sunmak istediğimizden 'umut olmalı', 'Kısa bir sözcük olmalı' dedik. Sonra bunun Kürtçe karşılığını araştırdık; böylece 'Hêvî' sözcüğünü bulduk" şeklinde cevaplıyor.
Kürtçe eğitim almak istiyor
Tanıtım yapmamalarına rağmen derse ihtiyacı olan Kürt çocuklarının gelip kendilerini bulduğunu kaydeden Sewarte, sayılarının her geçen gün arttığını belirtiyor. Mevcut durumda öğrenci 20-25 arasında olduğunu söyleyen Sewarte, "Kız öğrencilerin sayısı erkeklere göre daha fazla. Siyasal gelişmeleri izliyorum. Kürt sinemasını takip ediyor, Kürt müziğini de dinliyorum. Bu yüzden iyi bir Kürtçe eğitimi de almak istiyorum" diyor.
Herbiri farklı bölgeden
Sewarte, aileleri ve öğrencileri o kadar iyi tanıyor ve seviyor ki, tümünün isimlerini tek tek sayabiliyor. "Duhok'tan Heval, Şırnak'tan Sevkan, Zaho'dan Ala ve Zozan, Varto'dan Berfin, Pazarcık'tan Mehmet, Diyarbakır'dan Semira, babası Ağrı annesi İzmir'li Berfin, Faysal"… diye bir çırpıda sayıveriyor öğrencilerini. Sewarte çocukların derslerinde yardımcı olmasının nedenlerini, "Benden öğreniyorlar ama, ben de onlardan öğreniyorum" sözleriyle anlatıyor.
'Yeteneğe göre yönlendiriyoruz'
Diğer ülkelerden gelen çocuklara da açık olduklarını belirten Sewarte, bunu da bir türlü sağlayamadıklarından yakınıyor. Sewarte, Kürt ailelerin yaklaşımına ilişkin olarak da "Kürt ailelerin çocuklarının eğitimi konusunda kız-erkek ayrımı yapmadığını gözlemledim. Genel olarak çocuklarını okutmak istiyorlar. Çocukları yetenek ve isteklerine göre yönlendiriyoruz" diye belirtti.
Önyargılar kırılıyor
Öğrencilerin okul notlarını da takip ettiklerini anlatan Sewarte, çocukların birbirleriyle iletişimlerine de önem verdiklerine dikkat çekiyor. Farklı yörelerden gelenlerin başta birbirlerine önyargıyla yaklaştığını belirten Sewarte, "Örneğin Güney Kürdistan kökenliler birbirlerine yakın oturuyorlardı. Kuzey Kürdistan kökenliler de birbirlerine yakın oturuyorlardı. Şimdi birbirlerini tanıdıkça birlikte oturmaya başladılar. Birbirlerinin Kürtçesine dair sorular soruyorlar" dedi.
'Memleketlerini tanıtacağız'
Ders dışı aktiviteler planladıklarını da sözlerine ekleyen Sewarte, "Sosyal, sanatsal aktivitelerde de bulunacağız. Kürdistan'ın farklı bölgelerinin ailelerinin çocukları olduklarından her çocuğun memleketine ilişkin tanıtım görselleri izlettirmeyi planlıyoruz" diyor. Birçok çocuğun Almanya'da büyüdüğünü, bu yüzden de memleketlerine hiç gitmediklerini ifade eden Sewarte, "Özellikle Güneyliler her yıl gidiyor; fakat Kuzeyliler pek gitmiyor. Bazıları da hiç götürmemiş. Bu yüzden bu türden görsel aktivitelerle onlara bilgi vermenin, memleketlerini tanımalarının da bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum" diye belirtti.
Öğrenciler memnun
Gördükleri destekten öğrenciler de oldukça memnun. 2 yıldır kurslara katılan Faysal Bulut "Bu ortamı çok seviyorum. Kurslara katıldığımdan bu yana notlarımda yükseliş oldu. Devam etmeyi istiyorum" sözleriyle memnuniyetini ifade ederken, Berfin Aslan da, "Burada mutlu oluyorum. Arkadaşlarım çoğaldı. Almancam daha iyi oldu. Bu yüzden diğer dersleri de daha iyi anlıyor ve başarıyorum" diyor.
ERDOÐAN YENER/MANNHEIM