Biz babamızından aldığımız milli terbiye gereği onun tüm akranları olan arkadaşlarının hepsine “Apo” deriz. Kürt ulusal ve demokratik mücadelesinin ulu çınarlarından, kendi deyimi ile Hevsel Bahçesi’nde bir dut ağacı olan Apê Canip’i de 90 yaşında kaybettik.

Doksan yıllık yaşamının 75 yılı Kürt siyasal ve toplumsal mücadelesinin acı ve çilesi ile geçti. Ama oğlunun deyimi ile hayatı çok seven, onun için kendisine çok iyi bakan Apê Canip, yol, hapishane ve mihnet arkadaşı Apê Musa’nın deyimi ile “Kürt ve toplumsal mücadelenin 75 yıllık tanığı, sanığı ve mağduru idi”. Aristokrat bir aileden gelmesine karşın sınıf intiharından geçmiş, kendisini Kürtlerin, mazlum tüm dünya halklarının ve ezilenlerin mücadelesine adamış bir Kürt prensi idi. Aile olarak da hep haksızlığa karşı direnmiş bir yapıya sahiplerdi. Amcası oğlu Bozo Kemal kabadayılığı, gözüpekliği haktan yana tutumu ile belirginleşmişti.

Apê Canip’i Diyarbekir’in soğuk bir kış gecesinde Turistik Palas Oteli’nde tanımıştım. 1958 yılı Diyarbekir’in hareketli yıllarından birisiydi. A.Rahman Efem Dolak’ın sahipliği, Apê Canip’in yazı işleri müdürlüğünü yaptığı, Apê Musa’nın “Ama Ne İleri Yurt” köşesinde fıkralar yazdığı, arada bir latin harfleri ile Kürtçe yazıları da yayınladığı bir dönemdi. Şehit babam Diyarekir’e arkadaşları ile görüşmeye gelmişti. Bir dönem Apê Musa’nın müdürlüğünü yaptığı Turistik Palas Oteli onların akşamları uğrak yeriydi. Ben Diyarbekir Koleji’nde okuduğum için babam beni evci olarak hafta sonu okuldan almıştı. Akşam birlikte Turistik otele gittik. Ben ayrı bir masada oturmuştum. Babam, Apê Musa, Apê Canip ve merhum Av. Edip Altınakar ise yandaki masada oturuyorlardı. ‘Kürdistan’da sıfırın altında 15 derece olan hava sıcaklığını nasıl sıfır dereceye getirebiliriz’in tartışmasını yapıyorlardı. Arada bir ben de konuşmalarına kulak misafiri oluyordum. Apê Canip’i ilk o gece tanımıştım. Diyarbekir’e her gittiğimde Turistik Palas Oteli’nin önünden geçerken geçmişi hatırlar, hüzünlenirim.

Ertesi gün yine Kürdçülerin uğrak yerlerinden birisi olan Terzi Şemsi Usta’nın Nebi Camii karşısındaki terzi dükkanına gitmiştik. Hep birlikte Hacı Baba’da kaburga kebap yemiştik. Ben o günden sonra İleri Yurt gazetesini hep takip ettim. Sık sık rahmetli Şemsi Usta’yı dükkanında ziyaret edip dönemin Kürt yurtseverlerini tanıdım. Apê Musa ve Apê Canip de Şemsi Usta’nın müdavimlerindendi. Aynı yılın Ağustos ayında Apê Musa‘nın “Kımıl” fıkrası İleri Yurt’ta yayınlandı. Dönemin cumhurbaşkanı ittihat artığı Celal Bayar bizzat Diyarbekir cumhuriyet savcısını arayıp “Siz orada bostan bekçisi misiniz?” diye azarlamıştı. Apê Musa tutuklandı, Apê Canip hakkında da dava açıldı. Daha sonra Apê Musa tahliye edildi ancak bir yıl sonra bu sefer de “49’lar Davası” nedeniyle tutuklandı. Babam ve Apê Canip bu tutuklanmanın dışında bırakılmıştı. Ancak altı ay sonra gelen 27 Mayıs cuntası Apê Canip’i Harbiye Zindanı’na, babamı da Sivas Kabakyazı kampına gönderdi. Apê Canip 49’lar Davası’ndan yargılandı, babam Balıkesir’e sürgün edildi.

Apê Canip ile birlikte 1971 ve 73 yıllarında birlikte Diyarbekir’deki sıkıyönetim cezaevinde kaldım. Hep diri ve etrafına moral veren bir kişilikti. Ömrü boyunca Kürt siyasal mücadelesinden taviz vermedi. TİP, HEP, DEP, HADEP sürecinin aktif çalışanı idi. 1965 seçimlerinde Mardin’den TİP milletvekili adayı idi. Apê Musa ile kendisini karşı karşıya getirdiler. Ancak onların ilişkisi hiç bozulmadı. 1980 cuntasından sonra Ankara’ya zorunlu olarak yerleşti. Koşullar onu çok sevdiği Diyarbekir ve Kürdistan’dan kilometrelerce uzağa düşürmüştü. Ama onun delikanlı yüreği hep halkı ve ülkesi ile birlikte oldu. Sürgün dönüşünde Ankara’da Sakarya Caddesi’nde Kürtlerin gittiği bir kahvede kendisini gördüm. Güzel ellerini doya doya öptüm. Hasret giderdim. Barometreyi eksilerden sıfırlara getiren kuşağın önemli bir temsilcisi daha aramızdan ayrıldı. İsterdim ki cenazesi Mardin Kapı Mezarlığı‘nda toprağa verilsin. Olmadı! Toprağı bol olsun.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:

* 10 Aralık 1993’te, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul gününde Özgür Gündem çalışanları gözaltına alındı. Aralarında daha sonra şehit düşen Gurbetelli Ersöz ve Mehmet Şenol da vardı. 

* 11 Aralık 1927’de Kürdistan’da Umumi Müfettişlik kuruldu. 

* 11 Aralık 1948’de Kürt şair Faiq Bekes vefat etti 

* 12 Aralık 1980’de Kürdistan’ın güneybatında Qamişlo’ya bağlı bir köyde MİT ve Suriye istihbaratının düzenlediği ortak operasyonda Kawa örgütünün önderlerinin de aralarında bulunduğu 15 Kürdistanlı şehit oldu. 

* 12 Aralık 1995’te Demokrat gazetesi İstanbul’da yayın hayatına başladı. 

* 13 Aralık 1994’te Kürt yurtseveri ve hukukçusu HEP Ankara İl Başkanı ve KUM üyesi Faik Candan kontrgerilla tarafından kaçırılarak şehit edildi.