Hevsel: İnsanlığa ve Doğaya Sahip Çıkmanın Adıdır! Çağımızın toplum ve doğa kırımları karşısında en büyük tehlike “farkında olmaktır”tır!

Tehlikenin farkında olmayanlar Dicle Vadisinde yaşananları, sadece bazı ağaçların kesilmesi olayı olarak görüyorlar. Fakat farkında olanlar Hevsel’de şimdiden çadırlarını kurmuşlar.

Hevsel semboldür hedef Dicle Vadisi’dir

Bakanlığın alan revize planının Hevsel’i kapsayıp kapsamadığı tartıştırılarak, manüplasyonla Dicle Vadisi üzerindeki hesaplar gizlenmektedir. Şu anda kesilen ağaçların Hevsel bahçelerinin merkezinde olup olmaması da o kadar önemli değildir. Dicle’nin her iki yakasında doğaya verilecek zararlara karşı duran halk, direnişini Hevsel Direnişi olarak adlandırmıştır. Yerinde bir adlandırmadır çünkü Hevsel tüm bu alanları kapsayan bir bölgenin adıdır. Hesapta Dicle Vadisi vardır ve Hevsel’den Hasankeyf’e, hatta daha ilerisinde Botan’a dek uzanan tüm bölge tehdit altındadır.
Dicle nehri boyunca biyoçeşitliliğin korunması için küresel öneme sahip alanlar bulunmaktadır. Bu yönüyle sadece dünya insanlık mirası olmakla kalmamakta; birçok canlının yaşamı için ölüm-kalım anlamını taşımaktadır.
Dicle Üniversitesi rektörlüğü ve AKP Hükümeti, halkı ikna edebilecek hiçbir açıklamada bulunmuş değildir. Açıklayamazlar çünkü Dicle Vadisi üzerindeki hesaplardan vazgeçmedikleri gibi asıl dertlerini açıkladıklarında altından kalkamayacaklarını biliyorlar. Açık-gizli tüm hesaplarından vazgeçip Dicle Vadisi’nden ellerini çekmedikçe hiçbir açıklama ve gerekçelerinin en küçük bir inandırıcılığı olamaz. Dicle üzerinde oynanan oyunları açık etmek öncelikle kentin sivil toplum örgütlerine düşmektedir. Hiç zaman kaybetmeden bilimsel verilerle kent halkı ve uluslar arası kamuoyunun daha aydınlatıcı tarzda bilgilendirilmesi acil bir ihtiyaç haline gelmiştir.


Hevsel’de belli olur yurtseverlik ve demokratlık!
Kürdistan eko-sistemi insanlık kültürünün ana kaynaklarından biridir. Yurtseverlik ancak bu ekolojiye sahip çıkmakla gerçek anlamına kavuşabilir. Toplumun genlerinde hep yaşayan ve her fırsatta gün yüzüne çıkan ekolojik zihniyet, özgürlük ahlakının temel yapı taşları arasındadır.
Toplumsallığının çok güçlü gelişmesine zemin oluşturan Kürdistan eko-sistemi halen tüm çekiciliğiyle zihinleri canlı tutmaktadır. Üzerinde yaşayan tüm canlıları, iklimi ve toplumsal kültürü birlikte ele aldığımızda bir yurdun eko-sistemi tarif edilebilir. Kürdistan ülkesinin, tarih boyunca insan-toplum üzerinde yarattığı şekillenme Kürt halkını ekolojik bir halk haline getirmiş; kapitalizmin yok ettiği duyarlılıklar bile, küllenmiş köz gibi, ilk rüzgarda tekrar harlanmaktadır.
Yurtseverlik ölmemişse kökeninde ekolojik bir yaşam kültürü ve bilinci yattığı içindir. Örneğin Dersim’de uygulanan tüm soykırım uygulamalarına rağmen ekolojik duyarlılığın yok edilememiş olması, yurtseverliğin özüyle ilgilidir.
Yurtseverlik, yurdunu savunmaktan geçer; bu nedenledir ki yurtseverlik yerine Kürtçe’de “Welatparêz” (yurdunu savunan) sözcüğü kullanılır. Bu savunma, ideolojiktir, siyasidir, kültüreldir, ekonomiktir,  zorunlu olursa askeridir ve hepsinin toplamı olarak ekolojiktir.
Nerden bakarsak bakalım yurtseverlik ve demokratlık ekolojiyi, Hevsel’i savunmadan gerçek anlamına kavuşamaz. Gezi’nin direniş ruhu Hevsel’de alevlenirken daha ne bekliyoruz!

Hevsel ekoloji komününde buluşalım!

Hevsel’e, Dicle Vadisine sahip çıkmak yurdunu yaşanmaya değer kılmak, yaşamı anlamlı hale getirmek, özgür kılmak anlamına gelir. Gençliğin özgür yaşam tutkusu Dicle kıyılarında alevlenirken bunu söndürmek isteyenlere rağmen çadır eylemini büyük bir halk hareketine dönüştürmenin sonuçları düşünülmelidir: Hasankeyf, Munzur, HES’ler, güvenlik barajları, sınır duvarları, hepsi Hevsel direnişinin içindedir; kendi haline bırakıp yanıp-sönmesini bekleyemeyiz, topyekün ekolojik kurtuluş için Hevsel güzide bir örnektir.
Üstelik;
İki nehir arası değil miydi insanlığın beşiği? Dicle-Fırat, yalancı uygarlığın söylenceleriyle kan akmaya başlamadı mı? Ölümcül aşkların paradoksunu hangi diyalektik çözebilecek?
“Bütün aşkların yandığı İki nehir arasında büyüdük/ Akdeniz’de yaz olurken /Bizde dört mevsim aşk olur /Dört mevsim ölüm…” Hevsel’in büyüsü olmadan kim çözebilecek bu bulmacayı?
Üstelik;
Ölüm değil yaşam aşkıyla dolu olan gençlik Hevsel’de Çözümün stratejik şartlarından ve temel müzakere konularından biri olan Ekoloji için, Ekoloji Komisyonunu kurmuş sayılır. Devlet müzakereye (ekolojiye!) uzak duruyorsa toplum yakın duracaktır.
Üstelik;
Ekoloji çadırları etrafında kurulan Ekoloji Komünü Dicle’nin kadim tarihine çok yakışmış; tüm insanlığı birleştirecek kök özellikler çağdaş-demokratik haliyle burada sergilenmektedir.
Üstelik bahar gelmiş, daha ne olsun!
Sözü noktalayıp trenlere, otobüslere atlayıp Hevsel’de buluşalım!