Midhad Bedirxan’ın çıkardığı Kürdistan Gazetesi’nin yayın hayatına başlamasının üzerinden 114 yıl geçti.
Gazete 22 Nisan 1898’de yayına başladığı için 22 Nisan günü Kürdistan Gazeteciler Günü olarak kutlanıyor.
Bu yılki kutlamalar nedeniyle Hewler’deyim! Kutlamaları Hewler Valiliği’ne bağlı Soran Kültür Komisyonu organize ediyor.
Komisyon hem Kürdistan Gazeteciler Günü hem de 23 Nisan Dünya Kitap Günü nedeniyle bir dizi etkinlik düzenliyor. Etkinliğe Kürdistan’ın dört parçasından ve diasporadan Kürt gazetecileri, yazarları ve aydınları katılıyor!
Komisyonun nazik daveti üzerine geldim. Katılımcılara Avrupa’da Kürt Medyası konulu bir de seminer vereceğim.
Tabii, Hewler seyahatimi bununla sınırlı tutmayacağım. Etkinliği ilerleyen günlerde gazetemize yazacağım ancak, buradaki yoğun gündeme de bakacağım.
Kürdistan kamuoyunun yakından izlediği gündemin kritik konularını ele alacak; araştıracak, görüşmeler, söyleşiler yapacak ve size aktarmaya çalışacağım.
Hewler seyahatim Güney Kürdistan liderliği ile Bağdat hükümeti arasındaki tartışmaların krize dönüştüğü bir döneme denk geldi. Kriz yalnızca Güney’in değil, bütün Kürdistan’ın geleceğini yakından ilgilendiriyor!
Kerkük, Xanekin, Musul gibi tartışmalı bölgeler konusunda anlaşma sağlanamıyor. Merkezi hükümet anayasayı uygulamaya yanaşmıyor!
Yanaşmadığı gibi Kürdistan’a ‘federe devlet’ statüsü sağlayan maddeleri değiştirmek de istiyor! Ayrıca petrol paylaşımına ve Kürt hükümetinin petrol ihracına karşı çıkıyor.
Federe Kürdistan Başkanı Mesud Barzani buradan hareketle, ’Irak’ın bir felakete doğru gittiğini’ söylüyor! Böyle giderse ‘bağımsızlık’ seçeneğini gündeme getireceğinin mesajlarını veriyor.
Merkezi hükümetin baskılarına ve şantajlarına boyun eğmeyeceklerini belirten Barzani’nin açıklamalarına Maliki ise Kürdistan’a asker göndererek yanıt veriyor!
Geçen hafta Maliki’nin gönderdiği askerlerin Kerkük’e girmesine Kürtler izin vermedi. Vali Necmeddin Kerim, askerlerin ısrar etmesi halinde peşmergelerin onlarla savaşacağını açıkça ilan etti.
Irak askeri Kerkük’e şimdi gir(e)medi ama, yarın ne olacağı belli değil.
Bölgesel savaşın ayak sesleri de giderek yakınlaşıyor! Anlaşıldığı kadarıyla İran, Bağdat hükümeti üzerinden Kürdistan’ı savaş alanına çevirmeyi amaçlıyor.
İran devleti Suriye’nin Esad’ı gibi Irak’ın Maliki’sini de ateşe sürüyor. Irak ve Suriye’deki gidişat Kürtlerin kaderini yaşamsal derece ilgilendiriyor.
Tabii, Güney Kürdistan federal statü kazanmış ve Güneybatı parçasının özgürleşme süreci başlamış olsa da, Kürtlerin geleceğini asıl belirleyecek olanın Kuzey Kürdistan ve PKK’nin öncülük ettiği özgürlük mücadelesi olduğu biliniyor.
Ayrıca Güney’in sorunu Kuzey’le, Kuzey’inki Doğu’yla, Doğu’nunki Güneybatı’yla iç içe geçmiş ve Kürdistan bir bütün olarak uluslararası gündeme taşınmış bulunuyor.
Nesnel süreç parçaya ve partilere dayanan çözüm modellerini aşmış, hayat Kürtlere ortak irade yaratmayı ve birlikte davranmayı dayatmış durumda.
Kürt siyasetinin sürece uygun olarak yapıcı ve kalıcı birlikteliği sağlaması halinde Kürtler ve Kürdistan tarih sahnesine anlamlı bir çıkış yapacaktır.
Günümüzde özgürlüğün yolu daha çok Kürtler arası birlikten ve dayanışmadan geçiyor.
Gerçi Kürt siyaseti bir bütün olarak şimdiye kadar bu bilinçle davrandı ve önemli mevziler kazandı ancak, yetmiyor; bunun ilerletilmesi ve kurumsal hale dönüştürülmesi gerekiyor.
‘Ulusal Konferansın’ önemi de zaten burada ortaya çıkıyor.
Dört parçadan ve diasporadan Kürtlerin katılacağı ve halkın çıkarları temelinde birliğin ve dayanışmanın sağlanacağı, ‘Ulusal Konferans’ tartışmaları gündemin önemli maddelerinden birini oluşturuyor!
Kürt Kadın Konferansı’nın da yakında burada yapılacağını belirtmem gerekiyor.
Hewler’in önemli bir gündem maddesi de Mesud Barzani’nin haftasonu gerçekleştireceği Ankara gezisidir.
En üst düzeyde ağırlandığı Amerika’dan yakın zamanda dönen Barzani’nin Ankara’da yapacağı görüşmeler Irak’ın olduğu kadar Kürtlerin geleceği açısından da çok önemlidir.
AKP Hükümeti’nin PKK’yle ilgili olarak Barzani’ye ‘arabulucu’ misyonu biçtiği de bilinmektedir. Görüşmelerde bu konunun ağırlıklı olarak ele alınacağı beklenmektedir.
Geziyle ilgili olarak bir şeyler yazabilmek için Barzani’nin dönüşünü beklemek gerekecek.Elbette Suriye ve İran’la ilgili bazı başka önemli gelişmeler de var. Suriye’deki ateşkes pamuk ipliğine bağlı. İran ise PJAK’la yaptığı ateşkes anlaşmasına sadık kalmayacağı izlenimini veriyor!
İran’la PJAK arasındaki anlaşmaya göre Kürt tutsaklar idam edilmeyecekti.
Ne var ki PJAK, Hebibullah Gulperipur’un idam tehdidi altında olduğunu açıklıyor ve idamı ‘savaş nedeni’ sayacağını söylüyor.
18 Kürt tutsağa idam cezasının verildiği İran’da durum gergin görünüyor!
Dediğim gibi gündem yoğun ama bu günlük bu kadar.
Size içten dileklerimi; Fuat Kav, Ahmet Çelik ve Gönül Kaya’nın şahsında açlık grevi eylemcilerine de yüreğimi gönderiyorum...
Hewler’in gündemi yoğun