14 Temmuz 2012 Diyarbakır: Demokrasi için yürümeye çalışanlar. Coplu, silahlı, gazlı saldırılar. Panzerler, kelepçeler, sokak ortasında işkence ve linç girişimleri, akan kan… Yaralananlar, yere düşenler, sürüklenenler, kelepçeler…
Bildik bir tablo, önemli de değil!
Sonra, tablo da kareye giren aktörler: Kadınlı, erkekli, çocuklu hareketlenmeler.
Vekiller, Başkanlar, Eş Başkanlar, Temsilciler…
Bunları da her durumda ve her fotoğraf karesinde görüyoruz…
Ancak detayları var:
Pervin Buladan: Bir kadın, bir Vekil… Ayağı parçalanmış. Aldığı darbeyle kanlar içinde kalmış. Yüzü, yaşadığı acıyı yansıtsa da; gözlerinde de sözlerinde de yılgınlık yok.
Ayla Akat: Bir kadın, bir Vekil… Şiddetle darp edilmiş. Sol gözü bandajlı. O da Komün günlerini hatırlatan bu harikulade karenin onurlu aktörlerinden biri… Bir önceki saldırıda da bacağından aldığı darbenin izleri henüz kaybolmadan yeniden darbelenmiş…
Sonra Aysel Tuğluk, Gülten Kışanak, Emine Ayna…
Değişen ve değişime öncü olan Kadınlar…
Eş Başkanlar, Vekiller ve Belediye Başkanları: Selahattin Demirtaş, Osman Baydemir, Ertuğrul Kürkçü, Sırrı Süreyya Önder… Ve Ahmet Türk gibi sayısız şiddete maruz kalan diğer Vekiller, Başkanlar, Eş Başkanlar, Kadro ve üyeler…
Her biri aynı şiddet sarmalında aynı kare içinde: Darp edilmiş, zorlanmış, şiddet görmüş… Her şeye rağmen yüz hatları, mimikleri, bakışları, davranışları, tepkileri aynı…
Politik kardeşlikten yürek kardeşliğine zorlu sınavları vererek, engeller aşarak geçmiş; barikatlara çıkmış, demokratik direniş nöbetinde eşleşmiş, iradeleşmiş, sınanarak halkın dergâhına kabul görülmüş komüncüler...
* * *
Şiddeti önemsemiyorum!
14 Temmuz’da Diyarbakır’da bir araya gelen kitle sayısını da…
Rakamlar da şiddet gibi görecelidir. İz bırakırlar. Ancak her zaman aynı sonucu vermez, aynı etkiyi yaratmazlar.
Önemsediğim ve heyecan verici bulduğum savaş ve şiddet sarmalında Kürt siyasal elitinin geçirdiği muazzam değişimdir.
Fevkaladede şaşırtıcı bir hızla oluşturduğu “öncülük” biçimidir.
14 Temmuz 2012 Diyarbakır gerçeği yani “politik kardeşlik”ten “yürek kardeşliği”ne dönüş seremonisi devrimsel bir yaratıya imza atmıştır.
O da şudur:
Kürt siyasetindeki bürokratik elitist tarz ve bu tarzı temsil tipoloji erimiştir.
Eski “Kadro” tipi, “Başkanlık”, “Vekillik” tipleri erimiştir.
Seçkinciler, protokolcüler, burjuva eğilimler/öykünmeler erimiştir.
Bu erime, iktidarın bel bağladığı kışkırtılmaya ve pohpohlanmaya yatkın ikilemli kararsız ara kişiliklerin dayandığı zemini de bir biçimde eritmiştir.
Bunun yerine; halkla olan, halk gibi hisseden, sokağı, barikatı, komünü yadırgamayan aksine tüm bunları, mücadelenin politik demokratik unsurları haline getiren bir tipoloji oluşmuş ve kareye girenlerin şahsında temsiliyete  kavuşmuştur.
Devrim budur…
* * *
Bu devrimle; her biri yozlaşma ve yabancılaşma basamağı olduğu kadar tasfiye ve çözülmelerin de zemini olan emeksiz, imtiyazlı, ayrımcı anlayışlar, sınıflaşmaya giden bürokratik ve hiyerarşik eğilimler de yerle bir olmuştur.
Sokağı, demokratik tepkiyi, eylemi sevmeyen sevilmeyecektir…
14 Temmuz 2012 ve paralel birikimler, yeni bir emek, temsiliyet, Başkanlık, Vekillik ölçüsü oluşmuştur.
Bu ölçü halkların demokratik birliğini koruyacağı gibi, mücadelesini de ileriye taşıyacaktır.

delil-karakocan@hotmail.com