Heyet üyesi Aysel Tuğluk, bu görüşmelerin temel gündemini ve sonuçlarını değerlendirdi. Güney Kürdistan'daki kadınları ziyaret ve görüşmelerinde olumlu sonuçlar aldıklarını ifade etti.
Tuğluk, gerçekleştirdikleri ziyaretlerin amacını şöyle değerlendirdi: "Çok iyi biliyoruz ki Kürtlerin oradaki bu öz yönetim hakkı, bu meşru iradesi tanınmak istenmiyor. Hem uluslararası güçler hem de bölgesel güçlerin Rojava'daki iradeye nasıl yaklaşacağı çok belirsiz. Özellikle Türkiye'nin çok düşmanca bir yaklaşımı var. Ve biz kadınlar olarak bir sorumluluk duygusuyla buradaki Güney Kürdistan'daki kadınlarla Rojava eksenli bir tartışma yürütmeyi, bir toplantı gerçekleştirmeyi uygun gördük. Amacımız kadınlar olarak halkımıza nasıl bir destek ve güç verebiliriz çerçevesinde bir tartışma yaptık.”

Kadınların düşüncesi ortak
Ziyaretlerinin ve görüşmelerinin çok olumlu geçtiğini dile getiren Tuğluk, "YNK'den, KDP'den, Goran Partisi'nden, İslami Parti'den kadın temsilcilerin katılımı oldu. Ve tartışmalarımızda gördük ki gerçekten bütün kadınlar olarak ortak bir bakış açısına sahibiz. Tüm parçalardaki Kürtlerin artık ortak bir politika oluşturuyor olmaları, hangi parçada olursa olsun oradaki gelişmelere ilgi göstermeleri, orada yaşanacak gelişmeleri bir nevi kendisine yapılmış gibi algılamaları son derece olumlu bir gelişme" dedi. 
Tuğluk, Güney Kürdistan'daki kadınlarla tartışmalarında öne çıkan konuları ise şöyle anlattı: "Hem uluslararası kesimlere hem de bölge devletlerine, Türkiye'ye bu iradeye saygı göstermesi temelinde bir çağrı olacak. Ayrıca biliyoruz ki orada halkımız çok ciddi sıkıntılar yaşıyor. Çocukların, kadınların, bir bütün olarak halkımızın çeşitli ihtiyaçları var. Onlara dayanışma amaçlı bir takım yardımlar sunmayı da hedefliyoruz. Kadınlar bir kampanya başlatacak. Ve o kampanya çerçevesinde oraya bir kadın heyetiyle birlikte gideceğiz.”

'Devrimin meşruiyetini sağlamalıyız'
Güneybatı Kürdistan'daki gelişmelerin Kürtler açısından hayati olduğunu vurgulayan Tuğluk, şunları kaydetti: "Ben Rojava'daki öz yönetimin açığa çıkmasını bir devrim olarak nitelendiriyorum. Halk meclisleri aracılığıyla gerçekleştirilen bir demokratik devrim var. Fakat tehlikeler ve düşmanca yaklaşımlar da var. Bütün Kürtlere düşen görev bu halkın kazanımlarını savunmak ve her koşulda Rojava'daki halkımızın yanında olmak. Bu devrimin meşruiyetini her yerde, her platformda hem uluslararası diplomasi yürüterek bunun siyasetini yapmak durumundayız. Ve kadınlarla da bu boyutta bir tartışma yürüttük. Nasıl Güney Kürdistan'daki gelişmeler hepimizi heyecanlardırdıysa güç ve destek verdiysek aynı şekilde Rojava'daki bu demokratik devrimin yanında olmak buradaki mücadeleyi sahiplenmekle sorumluyuz. Kuzey Kürdistan'daki halkımız da artık biraz daha kendi devrimine yaklaştığının farkında ve inanıyorum ki bu Kuzey Kürdistan'daki mücadelemize de çok büyük bir ivme kazandıracak." 

DİHA/HEWLER