Hibrit savaşlar!

Cafer TAR yazdı —

12 Eylül 2022 Pazartesi - 09:00

  • Erdoğan rejimi hem içerde hem de dışarda Kürtlere karşı Hibrit bir savaş sürdürmektedir. Güney’de KDP güçleri, Rojava’da çetelerle birlikte Kürtlere karşı sürdürülen faaliyet modern anlamda bir Hibrit savaştır.

Eskiden devletler arasında savaş orduların doğrudan karşı karşıya gelmeleri ile gerçekleşir; taraflar en kısa sürede bütün güçlerini sahaya sürerek belirli bir süre içerisinde karşı tarafın savaş iradesini kırmaya ve onları kendi iradelerini kabule zorlarlardı.

Ancak günümüzde bu süreç büyük bir değişim geçirmiştir. Artık saldırıların gizli organize edildiği; dolayısıyla kimin kimle çatıştığını anlamanın kolay olmadığı bir süreçle karşı karşıyayız. Savaş artık düşük yoğunluklu ve sürekli devam eden bir faaliyettir.

Soğuk savaş yıllarında iki büyük gücün doğrudan savaşı yerine vekalet savaşları yaygındı. Bu dönem boyunca iki düşman güç karşı karşıya gelmek yerine kendileri adına başkalarını savaştırıyorlardı; buna insanlar vekalet savaşları adını vermişlerdi.

Soğuk savaş sonrası yaşanan savaşlarda sadece askerler ve savaşçıların değil, sivillerin de katılımına tanıklık yapmaya başladık. Son on yılda özellikle Ortadoğu coğrafyasında yaşanan savaşlarda alışılmış ve uzlaşılmış kurallara zıt bir biçimde organize edilmiş bir şiddet gerçeği ile karşı karşıya kaldık.

20 yüzyıl boyunca etkili olan Ulus-Devlet yaklaşımı toplumları var eden, onların birçok özelliğini zorla hasır altı etmişti. Dünyanın birçok yerinde insanlara dayatılan tek toplum yaklaşımı toplumlarda önemli ölçüde bir öfke birikimine neden oldu.

Eskiden insanlara zorla dayatılan sınırlar ve kimlikler karşılıksız kaldı; bütün bu dinamikler savaşlara sivillerin katılımını hızlandırdı ve günümüzde savaşın doğasını değiştirdi. Son on yılda yaşanan savaşlara bakınca aslında hepsinin bir tür iç savaş biçiminde gerçekleştiğini kolaylıkla görüyoruz.

Soğuk savaş sonrası dönemde sadece; NATO, AB, BM gibi kurumların ve devletlerin değil devlet dışı aktörlerin de önemli bir değişim süreci geçirdiklerini görüyoruz. İnternet üzerinden küresel düzeyde bilgi akışının hızlanması birbirlerine yakın insanların iletişim kurmalarını kolaylaştırmış; tekçi dönem boyunca dayatma altında yaşayan toplum kesimlerinde biriken öfkenin daha görünür ve organize olmasını sağlamıştır.

Bütün bu zaman boyunca devlet dışı aktörler yadsınamayacak kadar önemli hale geldi; dolayısıyla devletler de bu çerçevede savunma ve savaş konularında yeni konseptler geliştirmeye başladı.

Rusların Çeçenistan’da ve ABD’nin Irak ve Afganistan’da yaşadıkları savaş tecrübesi 20. yüzyıla ait saha kontrolüne dayalı savaşın artık işlevini yitirdiğini göstermiştir. Bu noktada yeni savaş stratejileri arayışları da hızlanmaya başlandı.

1999 yılında Çin ordusunda görevli olan Oiao Hiang ve Wang Xiangsui adlı iki albay günümüz savaşlarını çok iyi tanımlayan bir yaklaşım geliştirmişlerdir.

Onlara göre savaş “silahlı ya da silahsız güçlerin askeri ve sivil, ölümcül ve ölümcül olmayan bütün araçları kullanarak düşmana istediklerini kabul ettirme sürecidir!”

“Hibrit Savaş” veya başka bir ifade ile “Melez Savaş” kavramı ilk olarak 2005 yılında savaş ortamı ve kavramının değişiminin tartışıldığı bir Forumda Amerika Savunma Bakanlığı da yapmış eski bir asker olan James N. Mattis tarafından kullanılmıştır.

Bu anlamda birçok çevre Hibrit savaşı düzenli ve düzensiz güçlerin birleştirilerek kullanılması olarak tanımlıyorlar. Buna göre Hibrit savaşı, “devletin de çatışmaya dahil olması ile kullanılan silahların yarattığı ölümcüllüğün devlet dışı güçlerin de sürece dahil edilmesiyle ideoloji veya din maskesi ile kamufle edilmesi olarak tanımlayabiliriz.”

Bu tür bir savaşta psikolojik unsurlar özellikle önemli hale gelmektedir, şöyle ki; savaş devam ederken özellikle çatışmanın olduğu bölgedeki nüfusun, savaştaki ordunun ülkesindeki nüfusun ve uluslararası toplumun sürekli manipüle edilmesi gerekir.

Toplum sürekli yanlış bilgi ile yönlendirilir; karşı tarafın küçük hataları abartılırken, kendi büyük zararları küçük gibi gösterilir veya küçük başarıları büyük başarılarmış gibi topluma yansıtılır.

Sonuç olarak Erdoğan Rejimi hem içerde hem de dışarda Kürtlere karşı Hibrit bir savaş sürdürmektedir. Güney’de KDP güçleri, Rojava’da çetelerle birlikte Kürtlere karşı sürdürülen faaliyet modern anlamda bir Hibrit savaştır.

Dolaysıyla özgürlüğü ve barışı savunmak sadece silahlı güçlere bırakılamaz; sivil toplum kuruluşlarından, derneklere, partilere, sendikalara, meslek odalarına kadar geniş bir yelpazede devletin çeteleri de yanına alarak Kürtlere karşı sürdürdüğü savaşı durdurmak için daha fazla inisiyatif almak; bütün cephelerde bu saldırıyı püskürtmek gerekmektedir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.