Halk muhalefeti gelişmedikçe Kobanî davalarının sonu gelmez

Dosya Haberleri —

Zeynep Karaman

Zeynep Karaman

22 yıl altı ay hapis cezası verilen HDP MYK Üyesi Zeynep Karaman ile konuştuk:   

  • Türkiye’de Gezi, Kurdistan’da Kobanî Kumpas davaları Türkiye ve Kurdistan’daki demokratik özgürlükçü dinamiklerin kurban seçilerek tasfiyesi üzerine faşist iktidar bloğu tarafından inşa edilmiştir. Türk etnik milliyetçiliğinin Kürt demokratik iradesi şahsında çözüm sürecini, demokratik ulusu ve ülkenin geleciğini yargılamasıdır.
  • Yüzyıllık anormalliğin normalitesine CHP’yi davet eden bir AKP-MHP iktidar bloğu, aslında CHP şahsında tüm Türkiye toplumunun geleceğine zincirler vurmak istiyor. Bizim Amedlilerin deyimiyle “Uyanıx olun dezgehe gelmeyin!” Kürt sorununda net bir çözüm programı olmayan bir CHP’nin demokrasi iddiası mehter marşı misali olur.
  • Kimse bizim aklımızla dalga geçip, hukuk varmış, bağımsız yargı varmış gibi davranmasın. Çok güçlü bir demokratik halk muhalefeti gelişmedikçe, ne bize beraat çıkar ne de bu ülke aydınlık geleceği kurar. Nasıl mı karşıladık kararı? Tabi ki zılgıtlarımızla. Firuğ'un dediği gibi “hep uçuşu hatırlayalım,” Jin, jiyan, azadî…

GÜLCAN DERELİ

Kobanî Davası'nda HDP'li yöneticilere verilen cezaların yankıları sürerken, bir yandan da "normalleşme" tartışmaları dikkat çekti. Siyasetin mahkeme salonlarında şekillenmesi ve buradan topluma mesaj verilmesi geleneği Kobanî Davası vesilesiyle devam etmiş oldu. Yerel seçimden yenilgi alarak çıkan iktidar ile CHP arasındaki "normalleşme" görüşmelerinin gölgesinde verilen cezalar ne anlama geliyor? Kürt özgürlük hareketi ile sosyalist ve demokratik güçlerin ortaklığından neden korkuluyor? İçeridekiler kararları nasıl okudu? İlk duyduklarında ne hissetti? Dışarıdan beklentileri ne? Tüm bu soruları muhataplarına sorduk. 22 yıl altı ay hapis cezası verilen HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi tutsak kadın siyasetçi Zeynep Karaman ile konuştuk.

Kobanî davasında siz ve dava arkadaşlarınıza cezalar verildi. Hukuki davadan çok "hamlemizi yapar işi bitiririz" tavrı sonucu belirledi sanki. Siz çıkan kararın siyasi okumasını nasıl yaptınız? Ne hedefleniyor?

Sorularınıza cevap vermeden önce demokrasi, eşitlik ve özgürlük mücadelesi yürüten başta Cumartesi ve Barış Anneleri olmak üzere toplumsal direnişin tüm dinamiklerini ve halkımızı selamlıyorum. Arjantin’de diktatörlük rejimine karşı gözaltında yakınlarını kaybeden ve kayıplarının bulunması için mücadele eden Plaza de Maya annelerinin kurucularından 94 yaşındaki Nora Cortinas yaşamını yitirmiş. Cumartesi Anneleri'nin de ilham kaynağı olan Plaza de Maya annelerinin direnişi, hafıza, adalet ve hakikat mücadelesinde yaşayacak. Direnişten kale olan tüm annelerin evlatları olarak, hakikatiniz hakikatimizdir diyorum. Berfo analar ve Noralar zılgıtlarımızda yaşamaya devam edecektir. Unutmak öldürür hatırlamak ise özgürleştirir. Unutmayacağız, unutturmayacağız.

Faşizmi ve soykırımcılığı temel yönetim biçimi olarak gören zihniyet ve yapılara karşı teslim olmayan, yaşamı özgürlükle inşa etmede ısrarcı olan, emek sarf eden başta kadınlar olmak üzere Kürt halkı ve sosyalist demokrat vicdan sahibi insanları bulunduğumuz esaret koşullarında selamlıyoruz, mücadeleyi yükselteceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın diyorum. Aynı davada yargılandığımız, beraat ve tahliye olan arkadaşların da bizim yerimize demokrasi ve özgürlükler mücadelesini dışarıda yürüteceklerine inanıyor kucak dolusu sevgilerimi yolluyorum. 

Şu anda cezaevinde yaşanan bir eylem süreci var. Türkiye'nin en uzun süreli ve kördüğüme dönüşmüş sorunu olan Kürt halkının özgürlük ve evrensel haklardan bir ulus olarak yoksun bıraktırılmasına karşı eşit haklara sahip olması, yüz yıllık kördüğüm, inkar ve imhanın yerine diyalogla, siyasetle, hukukla çözüm bulunması için eylemdeyiz. Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın toplumsal barıştaki rolünü oynaması için önündeki tüm engellerin kaldırılarak özgürce barış çalışmalarını yürütmesi sağlanmalıdır diyoruz. Bunun için yıllardır uygulanan tecridin kaldırılarak özgürlüğüne kavuşması, barışın yolunun açılmasının şimdi değil de ne zaman olduğunu söylüyoruz. Sayın Öcalan üzerindeki aile, avukat, telefon görüşü ve her türlü iletişim hakkının kullandırılmaması hem toplumsal barışa hem de insan haklarına aykırıdır. Sayın Öcalan üzerinde yürütülen mutlak tecrit politikası, kişiye özel infaz yasası hem açık bir ayrımcılıktır hem de toplumsal barışın temelini sürekli dinamiklemek demektir. Halihazırda Sayın Öcalan şahsında kişiye özel infaz uygulaması sonuçları itibarıyla bugün bir bütün olarak Türkiye halklarının yaşamını doğrudan etkilemektedir. Tecrit, Kürt sorununda imha ve inkar politikalarındaki ısrar, yüz yıllık cumhuriyetin temellerinin Kürtlere karşı ayrımcılık üzerine kurulmasının sonucu korkunç bir çürüme olmuştur.

Nihayetinde Kobanî Kumpas Davası'nın tezgahlanışı ve kararları da yüz yıllık bu gerçeklikten bağımsız değildir. Kobanî Kumpas Davası, AKP iktidarının MHP ile girdiği faşist ittifakın yükseltildiği temel olarak oluşturulmuştur.

 

 

 

Kobanî davasında Kürt halkının özgürlük mücadelesi ve Türkiyeli sosyalistlerin ortaklaşmasının etkisi nedir? Bu ortak bağdan mı korkuluyor?

Türkiye’de Gezi, Kurdistan’da Kobanî Kumpas davaları Türkiye ve Kurdistan’daki demokratik özgürlükçü dinamiklerin kurban seçilerek tasfiyesi üzerine günümüz faşist iktidar bloğu tarafından inşa edilmiştir. Dönemin simgesel davalarıdır. Yargılayanlar devletin güncel sahipleri olarak AKP-MHP’dir. Sanık sandalyesine oturtulup yargılananlar ise Türkiye halklarının demokrasi ve özgürlük değerleri ile yükselen ortak yaşam iradesidir. Demokratik ulusun temel dinamikleridir. Ve elbette ki Türk etnik milliyetçiliğinin Kürt demokratik iradesi şahsında çözüm sürecini yargılamasıdır.

Sizce bu davada çıkan kararların ülkenin demokrasisine yansıması nasıl olur? Bu tür davaların nihai sonucunu dışarıdaki mücadele belirliyor çoğunlukla. Siz içerde buna karşı mücadele eden biri olarak 'dışarı'dan beklentiniz ne? Ne yapılmalı ki bu kararlar boşa çıksın?

Siz de sorunuzda belirtmişsiniz bu tür davaların nihai sonucunu belirleyecek olan demokratik dinamiklerin örgütlü ve gittikçe çoğalan, kurumsallaşan, daha doğrusu halklaşan, kitleselleşen mücadelesidir. Bu olmazsa, yeni Kobanî davalarının sonu gelmez. Sonuçta siyasal dönemlerin simgesel davalarıdır. Ya bu davalar, demokratik mücadele ile güçlü bir itirazla beraatla sonuçlandırılacak ya da iktidar bloğu tüm ceberrutluğuyla millete kan kusturmaya devam edecek. Doğa kanunlarıyla toplum kanunları her zaman örtüşmez. Olgunlaşmış elmanın ağaçtan düşmesini bekleyebilirsiniz, nihayetinde düşer. Ama toplumsal değişim için, iktidarın değişimi için bile, durup bekleyemezsiniz.

Zaten ekonomi böyle, korkunç bir yozlaşma var. Bu iktidarın ömrü tamamlandı. Düştü düşecek diyerek beklenilemez. O zaman aralığında, elindeki tüm olanakları kullanarak kendini tahkim edip yoluna tüm ceberrutlukları ile devam eden örneklerle dolu bir tarih var. Hani Adalet Bakanı da istinafı göstererek beklenti haline sokuyor ya herkesi. Kendi Anayasası’nı tanımayanlar, AİHM kararlarını da tanımadı. Amaç kendini tahkim etmek için zaman kazanmak. Bu nedenle neden erken seçim için seslerin yükselmediğine de şaşırıyorum. Erken seçim için hızlı politik hamle yapmayanların ciğerlerini okumuyor değiliz. Küçük iktidar hesapları ile bu toplumun can alıcı sorunlarına kimse çare olamaz. CHP için de böyle.

Sizce CHP’nin erken seçim için bastırmamasının en temel tereddütü ne? Demokratik Cumhuriyetin asil kurucu partisi olmaya aday mı CHP?

Şimdi bazı toplumsal zamanlar vardır ki onu toplum yararına doğru değerlendiremediğimizde heba olur gider, geride büyük acılar kadar, umutsuzluklar bırakır. Bu topraklar böyle tarihsel zamanların kaçırılmasıyla doludur. Biriktikçe çöle döndürür yaşamı. Yüzyılda bir gelir böyle zamanlar. Şimdi de böyle bir dilimden geçiyoruz. Maalesef demokrasi ve özgürlük dinamikleri Türkiye’de böylesi bir dalgaya binebilecek öncülüğü açığa çıkarabilmiş değil. Bu nedenle herkes gözünü daha demokratik cumhuriyet, Kürt sorunu, kadın ve emeğin özgürlük sorununda tek bir çözüme cümle kurmamış, bir programı olmayan CHP’ye dikmiş durumda. Türkiye toplumu için demokratik halk öncülüğü sanki başka baharlara kalmış gibi. Yazılar tabi kahredici. Bu nedenle Kürt demokratik iradesi ortak yaşam, demokratik cumhuriyet, demokratik ulus inşalarında neredeyse yalnız yürüyor.

Dedim ya, halklar açısından kaçırılan fırsatlar denizi olmuş. Türkiye siyasi ve toplumsal tarihi de böyledir. Türkiye'de devlet menşeli siyasi tarih, çok değerli insanları, fikir ve yapıları kırımdan geçirip çöle mahkum etmekte olağanüstü çok yetenekli… Maalesef. Bakın Türkiye dahil Ortadoğu tarihine toplum lehine olacak tüm demokratik damarlar daha filizlenme aşamasında kesilir, budanır ya da korkunç bir fiziki imhayla tasfiye edilir. Toplum bitmez kışlara mahkum bırakılır.