Amed’in Licê ilçesinde sokağa çıkma yasağı sırasında 30 Haziran Perşembe günü Kerwas’ın Mehlê mezrasında yaşayanlar saldırılara karşı koydukları sırada ağır işkenceden geçirildi. Çocuk, genç, yaşlı gözetmeksizin özel harekatçıların saldırısında onlarca kişi yaralandı, Mehmet Şirin Kocakaya ise gördüğü ağrı işkence sonucu yaşamını yitirdi. Burada gözaltına alınan 34 kişiden 13’ü Kocakaya ailesinden olmak üzere 15 yurttaş tutuklandı. 90’lardan bu yana devletin hedefinde olan Kocakaya ailesine yönelik baskı ve saldırılar hiçbir zaman bitmedi. 1993 yılında devletin köy yakmaları, halkı zorla yerinden göçertme politikasında Kocakaya ailesi de nasibini aldı. 


Babası da işkence gördü 

1993’te devlet güçleri tarafından evleri yakılan ve zorla çıkartılan Kocakaya ailesi yapılan zulme karşı direnince oğlu Mehmet Şirin Kocakaya gibi babası Ramazan Kocakaya da o dönem köy ortasında işkence edildi. Baba Kocakaya işkence sonucu felç geçirdi. Baskılar yüzünden Kocakaya ailesi 93’te Amed’e göç etmek zorunda kaldı. 93’te bütün bunlar yaşanırken 8 yaşından olan Mehmet Şirin Kocakaya, Amed’de çocuk yaşta tatlı ve simit satıp ayakkabı boyacılığı yaparak ailenin geçimine katkı sundu. 


Ailesinin yükünü omuzladı

Daha 8 yaşındayken ailesinin geçim yükünü omuzlarına alan Kocakaya, okula hiç gidemedi. Maddi sıkıntılar çeken aile 11 yıl sonra yeniden köye döndü. 2004’te köyü geri dönen Kocakaya ailesi, yakılıp yıkılan evini inşa etti, bağ ve bahçelerini dikti. 


1’i katledildi 3’ü tutuklandı

Katledilen oğlu Mehmet Şirin’i anlatan anne Neşide Kocakaya’nın (55), işkence gören diğer çocukları Erdal (32), Berfin (24) ve Rojhat (22) da tutuklandı. 


‘Oğlum köyden hiç çıkmadı’

93’ten bu yana çocuklarının devlet zulmü ve baskısı altından yaşadığını anlatan Kocakaya, her zaman “PKK’ye yardım” iddiası ile suçlanıp tehdit edildiğini vurguladı. Kocakaya, son olarak oğlu Mehmet Şirin’in de “Ankara bombacısı” olarak basında servis edilip hedef gösterildiğini söyledi. Kocakaya, “Oğlum köyden hiç çıkmadı. Köyde yaşıyordu. Nasıl oluyor da gidip bomba hazırlıyor” diye tepki gösterdi. 


Oğlunun çığlığına koştu

Kocakaya, 30 Haziran günü çocuklarına yapılan vahşeti şu sözlerle anlattı: “Ailecek evde oturuyorduk. Günlerce köyün yüksek tepelerine konumlanan asker ve timler katliamın yapıldığı gün köye indiler. Bostanlarımızın olduğu yerde bağırma çağırma sesleri gelmeye başladı. Ben de çocuklar korkmuş onların yanına gideyim derken kızımla birlikte aşağıda bulunan oğlum Erdal’ın çadırına doğru koştuk. Orada askerler yolumuzu kesti, sesin geldiği yere gitmemize izin vermedi; darp etmeye başladılar. Bize ‘Buradan gideceksiniz. Buralar bizim artık’ dediler. ‘Gitmezseniz hepinizi öldürürüz’ deyip üzerimize kurşun sıktılar. Sonra oğlum Erdal’ın çadırını ateşe verdiler. Biz tekrar bağırmaların geldiği ve yangının çıktığı yere kaçmaya başladık. Yetişir yetişmez ateşi söndürürken bağın içine girdiğimizde bizi dövmeye başladılar. Üzüm bağlarımızın içinde oğlum Şirin’i çıkartarak ‘Burada teröristleri saklıyorsunuz, yoksa niye geliyorsunuz’ dediler. Ben de ‘Çocuklarım terörist değil’ diye tepki gösterdim. 


‘Silah dayayıp öldüreceğiz dediler’

O arada Şirin’i alıp yanımıza getirdiler ve işkence etmeye yeniden başladılar. Oğlumun işkence edilişine engel olmak isterken hepimize işkence yapmaya başladılar. Herkesi yere yatırıp karşılıklı işkence edip hakaret ve küfürler savurdular. Daha sonra bizi alıp arabaya koydular, kimileri Şirin’in orada katledildiğini söylerken kimileri ise yolda katledildiğini söyledi. Ben bilmiyorum nerede katledildiğini. Ama gözaltındayken askerler gelip bana ‘Şirin’i öldürdük haberin olsun. Hepinizi de burada öldüreceğiz’ dediler. Sonra başıma silah dayayıp ‘Öldüreyim mi’ diye tehdit ettiler.

90’larda eşimi işkence ederek felç eden devlet bugün de oğlumu işkence ile katletti. Devlettin zihniyeti hiç bir şekilde değişmedi.” 


‘Şirin bir köylüydü’

Anne Kocakaya oğlu Şirin’i şöyle anlattı: “Oğlum Şirin yıllarca devletin suçlamalarına maruz kaldı. 2010 yılında da Şirin köyde dükkan açmak için Amed’e gidip malzeme aldı. Yolda onu durdurup ‘Teröristlere götürüyorsun’ diyerek 1 yılı aşkın tutukladılar. Şirin kendi halinde köyünde yaşayan bir insandı. Tarlasına, bağına, hayvanlarına gidip gelirdi. 6 yıl sonra tekrar Ankara saldırısıyla suçlamaya başladılar. Sonucu da katliamla bitti. 


Hiçbir yere gitmeyeceğiz

Çocuklarımı katletseler de cezaevlerine koysalar da hiçbir yere gitmeyeceğiz. Burası bizim topraklarımız. Kimsenin değil. Oğlumu suçsuz yere katlettiler. Ölene kadar bu devletten şikayetçi olacağım.” 


 DİHA/AMED