Dersim direniş önderi Seyit Rıza idam edilmeden önce Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e şöyle seslenmişti: 

"Ben senin yalanlarınla ve hilelerinle baş edemedim, bu bana dert oldu, ben de senin önünde diz çökmedim bu da sana dert olsun." 

Seyit Rıza’nın bu sözleri Kürt-Türk ilişkisinin bir özeti gibi. 

En önemlisi Seyit Rıza’nın bu sözleri üzerinden 77 yıl geçmesine rağmen hala güncelliğinden hiçbir şey kaybetmiş değil. 

Kaybetmedi çünkü çözüm sürecinden söz ediyorum…

AKP Hükümeti hile, şantajla Kürtleri oyalamak istiyor. Varlığı sistem tarafından sorun haline getirilen Kürt ulusunun sorunu yalanla, hileyle, şantajla çözülebilir mi? Bu mümkün değil, çözülemez. Dünyada da başarılı bir örneği yoktur. 

Kaldı ki Türkiye Cumhuriyetinin Kürtleri ortadan kaldırmak için başvurmadığı hiçbir yol, yöntem kalmamıştır. 

Koçgiri, Şeyh Sait, Zilan ve Dersim’de yüzbinlerce insan katledildi. 90 yıllık tarihte yüzbinlerce insan sürgün edildi. Yüzlerce yerleşim yeri haritadan silindi. Türkiye Devleti aynı şekilde Kürdistan’ın diğer parçalarında da uğursuz rolünü sürdürdü. Bölge devletleriyle Kürtlere karşı savaştı. 

Netice de ne oldu? Kürt Ulusu ortadan kaldırıldı mı? Kürtler ulusal ve demokratik haklarından vaz mı geçti? Geçmediler, asla da geçmeyecekler… 

Geçmişinde, bugününde öğretici olması gerekiyor. Sorunun çözümü için başvurulacak yöntem hile, oyalama, şantaj değil, tamamen samimiyet olmalıdır. 

Ancak AKP Hükümeti üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği gibi, kalemşorları üzerinden "Kandil Öcalan’a karşı çıkıyor" diyerek farklı bir algı yaratıp kamuoyunu yanıltıyor, bunun yanı sıra 'acaba buradan bir fitne çıkartabilir miyim?’ diye de umuyor. 'Aç tavuk kendisini darı ambarında sanır' misali boş hayallerin peşinde koşuyorlar. 

Bunu Türkiye’nin geleceği için yapmıyorlar. Aksine, Erdoğan başta olmak üzere AKP tayfasının çıkarları için yapıyorlar. Daha birkaç gün önce Kürtler ve dostları Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için 10 milyondan fazla imzayı Avrupa Konseyi ve ilgili kurumlara teslim etti. Hükümete düşen Kürt Özgürlük Hareketi içerisinde fitne çıkarma hayaline kapılmak değil, bu iradeye kulak verip Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü sağlamaktır. Barışın ve Kürt sorununun çözümünün buradan geçtiğini hükümetin yeniden anlaması lazım. 

Kürtler hükümetten samimi olmasını istiyor. Olmuyorlarsa da bilmeleri gereken Kürtlerin asla ve kata AKP Hükümeti'nin rehinesi olmadığıdır.

O zaman hükümetin yapması gereken Kürt Halk Önderi'nin çerçevesini çizdiği 'Çözüm Taslağı’nın gereklerini yerine getirip müzakereleri başlatmasıdır. 

Müzakerelerin başlamasının önünde ki tek engel hükümetin ta kendisidir.

Kamuoyunu boş hayallerle meşgul edeceklerine, bir an önce adım atmaları onlarında yararınadır.

Her seçim öncesi başvurdukları 12 yılık hile, yalan, şantaj, oyalama taktikleri artık sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır.