ABD Başkanı Donald Trump, ABD’deki tepkilere rağmen Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal saldırılarını sürdüren Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ı ağırladı.

Görüşme öncesi ikilinin ilişkileriyle ilgili ciddi iddialar, tepkilere eşlik etti. New York Times, Erdoğan ve Trump’ın damatları üzerinden süren ve ekonomik boyutu da olan ilişkiye dikkat çekti.

 Eski ulusal güvenlik danışmanı John Bolton da Trump’ın kendi maddi çıkarlarına göre dış politika yürüttüğünü belirterek, “Trump, Türkiye’de para kazanmaya devam etmek istiyor” dedi.

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, işgal saldırısı, savaş suçları ve etnik temizlik marifetlerine rağmen ABD Başkanı Donald Trump tarafından kabul edildi. ABD Başkanı Donald Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı John Bolton, Trump’ın Türkiye’deki tutumunu dikte eden kişisel veya ticari bir ilişki olduğuna inandığını, çünkü danışmanlarından hiçbirinin bu konuda kendileriyle aynı hizada bulunmadığını söyledi.

New York Times gazetesi, gerek Türk gerekse Amerikan hükümetinde görev yapan damatların iki ülke arasındaki ilişkileri nasıl etkilediğine ilişkin bir değerlendirme yayınladı. Gazete, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı, Maliye Bakanı Berat Albayrak, Aydın Doğan’ın damadı ve Trump’ın Türk iş ortağı Mehmet Ali Yalçındağ ile Başkan Trump’ın damadı ve üst düzey danışmanı Jared Kushner’ın oluşturduğu ”damatlar üçlüsünün” gerek birbirlerinden bağımsız gerekse bir arada hareket ederek Trump ve Erdoğan arasındaki yeni nesil iletişim hattını oluşturduğunu yazıyor.

New York Times’ın değerlendirmesine göre Başkan Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın lehine bazı tavizler verdiği gerekçesiyle Amerikan Kongresi’nde her iki partinin de eleştiri oklarının hedefi olduğu bu son dönemde üç damadın arasındaki bağlar, iki liderin gayriresmi ve genellikle perde arkasında yürüttüğü ilişkisinin dünyanın en çalkantılı bölgelerinden birinde Amerika’nın politikalarını nasıl şekillendirdiğini göstermesi açısından önemli.

Erdoğan’ın bir televizyon programında damadı ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın ”arka kapı diplomasisi” olarak nitelendirdiği Jared Kushner’la arasındaki özel diyalogunun Washington ve Ankara arasındaki sıkıntılı ilişkiyi yeniden rayına oturtacağı tahmininde bulunması da değerlendirmenin ayrıntıları arasında yer alıyor.

Türk yetkililer ve diğer kaynaklara göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, S-400 füzeleri ve yaptırımlar gibi meselelerde hem kendi damadı Berat Albayrak hem de Trump’ın iş ortağı Mehmet Ali Yalçındağ’ı, Jared Kushner aracılığıyla Trump Yönetimi’yle ilişki kurmak amacıyla temsilci olarak görevlendirdi. Gazete, Albayrak’ın Nisan ayında Yalçındağ’ın Trump International Oteli’nde düzenlediği bir konferansa katılmak için Washington’a geldiği sırada Kushner tarafından Oval Ofis’e çağrılmasını buna örnek gösteriyor.

Erdoğan’ın bazı danışmanlarına göre her iki lider de aile bireylerini ya da iş bağlantılarını arka kapı olarak kullanmayı tercih ediyor. Bunun bir nedeni, Erdoğan ve Trump’ın hükümet kurumlarının kendilerine komplo kurabileceği şeklindeki şüphelerinden kaynaklanıyor.

Başkan George W. Bush döneminde Amerika’nın Ankara Büyükelçisi olan Eric Edelman ise bu konuda, ”Trump, bazı ülkelerle olan resmi ilişkileri aileler ya da ahbaplar arasında ilişkilere çeviriyor. Erdoğan da bu tür ilişkileri kesinlikle tercih eder çünkü kendi ahbap kapitalist rejimini yönetiyor. Ancak bu, tüm Amerikalıları kaygılandırmalı” diyor.

İşgal saldırısı ve S-400’ler

Reuters haber ajansına; göre Washington ve Ankara, geçen ay Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amerika’nın Kürt müttefiklerine yönelik işgal başlatması ve işgal saldırısının Amerika’nın bölgedeki varlığını alt üst etmesi nedeniyle yeni bir kriz yaşadı. Amerika, Suriye operasyonundan aylar önce de Türkiye’nin Rus füze savunma sistemi satın almasından rahatsızlık duymuştu.

Haberde şu bilgiler yer alıyor: “Amerika’nın yaptırım tehditlerini dikkate almayan Türkiye ise Temmuz ayında Rus S-400 füzelerinin ilk bölümünü teslim almaya başlamıştı. Washington buna misilleme olarak Türkiye’yi F-35 savaş uçağı programından çıkarmış, ancak ilave yaptırım getirmemişti.

Türkiye’nin S-400 füzelerini satın almasından büyük öfke duyan Amerikan Kongresi ise geçen ay oylayarak geçirdiği yaptırım paketi tasarısıyla Türkiye’yi işgal saldırısı nedeniyle cezalandırmayı hedefliyordu.

Temsilciler Meclisi, Ermeni Soykırımı tasarısını onayladı. Bazı Kongre üyeleri, Başkan Trump’a gönderdikleri mektupta, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yaptığı Beyaz Saray davetini geri çekmesini talep etti.

Erdoğan şimdiye kadar yaptırımlardan kaçınmayı başarmış olsa da Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O’Brien, CBS Haber’e yaptığı açıklamada, ‘Türkiye S-400’lerden kurtulmadığı sürece yaptırıma maruz kalma olasılığı yüksek olacaktır. Türkiye bu yaptırımların etkisini hissedecektir,’ şeklinde konuştu.”

Reuters haberine şöyle devam ediyor: “Amerika ve Türkiye arasındaki ilişkileri geren meseleler, Rusya ve Suriye’nin de ötesine uzanıyor. Washington, Erdoğan’ın giderek otoriterleşmesi karşısında çoğunlukla sessiz kalmayı tercih etse de Amerikan konsolosluk çalışanları hakkındaki suçlamaların düşürülmesini talep ediyor. Gülen’in iadesi ve Halkbank’ın İran’a yönelik yaptırımları ihlal ettiği suçlamaları da iki ülke arasındaki ilişkileri geren başlıca meseleler arasında.

Erdoğan, Washington’a gelmeden önce gazetecilere yaptığı açıklamada, ‘İlişkilerimizdeki sisli havaya rağmen Başkan Trump’la sorunların çözüme kavuşturulması ve ilişkilerimizin geliştirilmesi noktasında hemfikiriz. Önceki yönetim bakiyesi kimi kesimlerin bürokratik ve siyasi sabotaj girişimlerine rağmen şimdiye kadar pek çok konuda ciddi mesafe aldık’ dedi.

F-35 ve 100 milyar ticaret

İkili görüşmede Trump yönetiminin amacı, Erdoğan’ı S-400 füzelerini kullanma planından caydırmak ve Suriye’de kalıcı ateşkesi kabul etmesini sağlamak. İki Amerikalı yetkili, bu noktalarda anlaşmaya varılması durumunda Washington’un Türkiye’yi F-35 programına yeniden dahil etmesi ve 100 milyar dolarlık ticaret anlaşmasının imzalanması önerisinde bulunmasının gündeme gelebileceğini söyledi. Ancak Ankara’nın bu yönde anlaşmaya yanaşacağına ilişkin henüz bir sinyal yok. Üst düzey bir Türk yetkili ise Türkiye’nin S-400’leri satın almadan geri adım atma gibi bir planı olmadığını söyledi.

Ankara ise anlaşmazlıklara rağmen iki lider arasında geçen hafta yapılan telefon görüşmesinin umutları yeşerttiği görüşünde. Türk yetkili, bu konuda, ‘Görüşmenin Trump’ın kişisel desteğiyle sorunların çözülmesine katkıda bulunacağına inanıyorum. Telefon görüşmesi, bu yönde ciddi bir sinyal verdi’ şeklinde konuştu.”

 

WASHINGTON

 
 

Macron ile Trump NATO’yu konuştu

 

Fransa Cumhurbaşkanı Emmaneul Macron, ABD Başkanı Donald Trump ile Suriye ve NATO konusunu görüştü. Suriye krizi nedeniyle aralarında soğuk rüzgarlar esen iki lider, 4 Aralık’ta NATO zirvesi çerçevesinde Londra’da bir araya geleceklerini açıkladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, 7 Kasım’da The Economist dergisine verdiği söyleşide, hem NATO’yu hem de AB’yi eleştirerek, ”NATO’nun beyin ölümü yaşadığını”, AB’nin ise ”uçurumun kenarında olduğunu” söylemişti. Pazartesi gecesi Trump ile telefonda görüşen Macron, Twitter hesabından paylaştığı mesajında, Trump ile Suriye, İran ve NATO konusunu görüştüklerini açıkladı. Macron mesajında, ”Başkan Donald Trump ile mükemmel bir görüşme yaptık. Görüşmede pek çok ortak görüş dile getirildi. Londra’daki NATO zirvesi öncesinde bir araya geleceğiz” dedi.

Erdoğan ile dün görüşen Trump, bugün de NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile bir araya gelecek. Stoltenberg ve Trump, Macron’un ”beyin ölümü” eleştirilerinin yanı sıra ABD’nin istediği ”NATO üyesi ülkelerin savunma bütçelerini arttırması ve NATO’nun mali yükünü daha fazla paylaşması” konusunu ele alacak.

ABD’ye eleştirilerini sürdürdü

Trump ile yaptığı görüşmenin ertesi günü Paris’te toplanan 2. Barış Forumu’nun açılışında konuşan Macron, ABD’ye yönelik eleştirilerini sürdürdü. BM Genel Sekreteri Antonio Gutteres, AB Komisyonu’nun yeni başkanı Ursula Von Der Leyen ve çoğunluğu Afrika’dan gelen 30 liderin katıldığı forumda Macron, ”Uluslararası sistemimiz eşi görülmedik bir krizden geçiyor” dedi.

ABD’nin Suriye’de, BM İklim Anlaşması’nda ve İran ile varılan nükleer anlaşma konularında tek taraflı karar almasını eleştiren Macron, ”Dengeli işbirliği ancak çok kutuplulukla sağlanabilir. Sanırım işbirliği yapmamanın sonuçlarının en iyi bilindiği nokta bu. Avrupa, ABD ve Çin arasında güvenilen üçüncü bir yol olabilir. Dünyanın bu iki büyük güç arasında bölünmesinden kaçınmak gerekir. Bir kaç baskın güç arasındaki paylaşım, hayal kırıklıkları yaratıyor ve uzun vadede sürdürülemez” şeklinde konuştu.

Macron, devletler ve sivil toplum örgütleri gibi aktörleri bir araya getiren Barış Forumu’nun benzeri uluslararası toplantıların da çok kutupluluk için yararlı olduğunu belirterek, ”Bu toplantılar, milli bencilliklere karşı çok kutupluluğun güvencesidir. Çevre, nüfus, teknoloji gibi zorluklara tek gerçek yanıttır” dedi.

Avrupa’dan eleştiri

Macron’un sözlerine tepkilerin, Londra’da, 3-4 Aralık tarihinde yapılacak ve NATO’nun 70. kuruluş yıl dönümünün de kutlanacağı NATO Zirvesi’ne kadar süreceği anlaşılıyor.