Düşünceler farklı amaç aynı
20 yıldan beri kadın çalışmalarında yer aldığını belirten Aida Bagic kadınlarla savaş sırasındaki deneyimlerini paylaştı. Bagic, 1991 yılındaki Hırvatistan-Yugoslavya savaşında kadın girişimi kurduklarını dile getirdi. Tüm yurt içindeki kadınlarla ve çeşitli sivil toplum örgütleri ile bir araya geldiklerini belirten Bagic, “kadınlar olarak hep birlikte savaşa karşı örgütlenmek ve dayanışma içinde olmak zorundaydık” dedi. Kendi aralarında görüş ayrılıkları yaşadıklarını ifade eden Bagic, “Aramızda milliyetçi politikalara karşı olanlar ile ulusal çıkarları gözeten gruplar vardı. Hepimiz aynı düşünmesek de amacımız aynıydı” dedi. Bagic, BM Güvenlik Konseyi’nin 1325 maddeli yasasının, kadınların uluslararası hukuk çerçevesi olduğunu, bu yasa ile hükümete ve karar veren mercilere baskı yapılabileceğini söyledi.
‘Anneler ordudan evlatlarını istedi’
Bagic, savaşlarda annelere de rol düştüğünü belirterek, Hırvatistan’da savaş sırasında annelerin Yugoslav Ordularına yürüyerek, askerdeki evlatlarını geri istediklerini ve yüzlerce insanın onlara destek verdiklerini söyledi.
Savaş sırasında ve sonrasında hükümet ile diyalog halinde olduklarını dile getiren Vesna Jankovic ise, “1995 yılında kürtaj yasasının iptalini istedik, kadın komisyonları kurduk. Parlamentoya girmek için mücadele ettik ve savaştan sonra da kadın mahkemeleri komisyonları kurduk” dedi.
Savaş sonrasında ülkenin çok daha fazla muhafazakarlaştığını ve ataerkil bir yapıya büründüğünü kaydeden Jankovic, kadınların sosyalizmden kalan haklarını ellerinde tutmak için mücadele verdiklerini kaydetti. Savaş zamanlarda çok fazla milliyetçilik ve savaş çığırtkanlığı yapıldığına dikkat çeken Jankovic, kadınların böyle dönemlerde sadece rasyonel bir kadın olduklarını hatırlamaları gerektiğini vurguladı.
‘Kürt ve Türk Anneleri birbirlerinin acılarına dokunabilmeli’
“Türkiye’deki Kürt ve Türk anneleri bir araya gelmeli” diyen Jankovic, bir kadının farklı düşünen bir kadını anlaması ve ona güvenmesi çok anlamlı. Bunun için çalışmalar yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Barış İçin Kadın Girişimi’nden Serap Güre ise, Türkiye’deki savaş ve son siyasi süreçle ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. 30 yıllık savaş sonucunda yeni bir sürece gelindiğinin altını çizen Güre, Kürtlerin hakları için mücadele verilirken kadınlar, bu yeni sürece nasıl dahil olacaklarının yollarını arıyorlar şeklinde konuştu. Panel sonucunda, kadınların sadece kadın kimliği ile birbirlerine dokunarak ortak bir yol izlemeye çalışmasının barış sürecine önemli ölçüde katkı sunacağı her zeminde ve kesintisiz bir şekilde devam etmesi gerektiği vurgulandı.
JINHA/İSTANBUL