
Fransa’nın Strasbourg kentinde temaslarda bulunan HDP heyeti içinde yer alan Özsoy, Türkiye’ye şimdiye kadarki en sert eleştirilerin yöneltildiği Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi İzleme Komitesi’nin raporunu değerlendirdi. Çarşamba akşamı kabul edilen “Türkiye’de Demokratik Kurumların İşleyişi” başlıklı raporda, AKP yönetimindeki Türk devletinin sokağa çıkma yasakları ilan edilen kentlerde gerçekeştirdiği insan hakları ihlalleri, dokunulmazlıkların kaldırılması ve tutuklamaların kabul edilemez olduğu vurgulanıyordu. Türkiye aleyhine çok sayıda eleştirinin olduğu raporda, ayrıca Türkiye ve PKK’ye çağrı yapılarak müzakerelere dönülmesi isteniyordu.
Türkiye şantajda bulundu
Raporun son bir yıl içinde Türkiye’de yaşananları iyi bir şekilde özetlediğini dile getiren Hişyar Özsoy, AKPM’deki tartışmaların arka planı, Türkiye’nin şantaj ve tehditlerine ilişkin şu vurgularda bulundu:
* Tabii Türkiye delegasyonunun müdahaleleri oldu. Uğraşmaya çalıştılar, işin doğrusu sulandırmaya çalıştılar. Fakat bunda varlık gösteremediler.
* Rapor, Türkiye-Avrupa ilişkilerinin içine girdiği krizi rapor gösteriyor aslında. Türk delegasyonu gayet memnuniyetsiz bir şekilde karşıladı. Fakat tehdit, doğrusu şantaj olmasaydı raporun sonuç kısmı net ifadeler ile bitecekti. Öyle görünüyor ki son dakikada Dışişleri Bakanı’nın da müdahalesiyle, çok saldırgan bir şekilde, tehtitvari ve şantaj yaparak, bir-iki ibareyi bir şekilde rapora sokmadılar.
* Onun dışında raporun geneline baktığınız Türkiye’nin Avrupa Konseyi’ne ve Avrupa kurumlarına verdiği taahhütleri net bir şekilde yerine getirmesini talep ediyor.
* Şayet Türkiye taahhütlerini yerine getirmezse önümüzdeki oturumlarda, 2004 öncesi gibi izleme sürecine dahil olabilir. Böyle bir karar çıkarsa sürpriz olmaz.
Akıllarını başlarını almalılar
Mültecilerle ilgili sorun olmasaydı Türkiye’nin çoktan izleme sürecine alınmış olacağını belirten Özsoy “Eğer Türkiye içine girdiği bu çılgınlıktan vazgeçmezse Kürtlere, belediye başkanlarına, milletvekillerine, halka saldırıları durdurmazsa, Kürdistan’ı yakıp, yıkmaktan vazgeçmezse, militarist, şoven, ırkçı politikalarını askıya alıp tekrar çözüm sürecine dönmezse, önümüzdeki dönemde Avrupa ile bu kriz durumu derinleşerek devam edecek. Umuyoruz, diliyoruz ki, akıllarını başlarına alırlar.”
Artık film koptu
Türk devletinin Kürdistan’da halka karşı büyük bir savaş yürüttüğünü vurgulayan Özsoy, devletin yaptığı her şeyin hesabını değişik platformlarda vereceğini söyledi. Avrupa’nın hassasiyet göstermede geciktiğini, tavır almaları için çok büyük bir çaba gösterildiğinin altını çizen Özsoy, “Avrupa’nın yüksek hassasiyet göstermesi biraz geç oldu. Uzun dönemdir uğraşıyoruz bunun için. Mülteci krizi yüzünden Türkiye’ye karşı son derece çekingen ve dengeli gidiyorlardı. Ama öyle görünüyor ki artık film koptu. Avrupa, Türkiye’ye müdahale edemezse, bu krizin dönüp kendisini de çok sert biçimde vuracağını görüyor. Dolayısıyla bundan sonra Avrupa’nın bu meseleye net bir şekilde müdahil olabileceğini görebiliriz” diye konuştu.
Devletler işin içine girdi
Aşırı sağcı kesimlerin AKP’ye destek olduğunu kaydeden Özsoy, “Genel Kurul’da Alman muhafazakar son dakikada destek verdi. Devletler işin içine girdi. Oylamayı etkilemeye çalıştı” dedi. “Erdoğan ve AKP’nin Avrupa kamuoyunda, siyasi çevrelerinde meşruiyetinin sıfır bile değil, sıfırın altında” olduğunu ifade eden Özsoy son olarak şunları belirtti: “Erdoğan, ‘Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış’ misali, ‘Biz de oylarız, müzakerelerden çekiliriz’ gibi tehditlerle işi götürmeye çalışıyor. Doğru yol bu değil. Doğru yol akılını başına alacak ve Türkiye son bir yılda yürüttüğü kirli savaşın faturasını ödeyecek. O hükümet, o cumhurbaşkanı ödeyecek. Biz de çalışmalarımızı bundan sonra daha fazla yoğunlaştıracağız. Sonuç da alacağız.”
Strasbourg