Fransa Gündemi
Geçtiğimiz ay Nice'te yaşanan saldırıda 84 kişi yaşamını yitirmiş, ardından devletin güvenlik açığı konusunda hükümet ile muhalefet partileri arasında bir hafta süren polemikler ülke gündeminde büyük yer edinmişti. Daha Nice’te yaşamını yitirenler toprağa verilmeden bu kez Fransa'nın Saint-Étienne-du-Rouvray bir kilisenin papazının rehin alınıp öldürülmesiyle ikinci bir saldırı yaşandı. Bu saldırının devamında polemikler unutuldu, Nice bir daha basın yayın organlarının gündemi dahi olamadı.
Hükümet ve ilgili devlet organları ülkedeki dinler arası barışa toplumu odaklamak amacıyla yaptığı açıklamalara, her dine mensup inanç birliklerinin temsilcilerinin Elysee Sarayı ziyareti ve din adamlarının öncülük ettiği yürüyüşler eşlik etti.
Bir ülkenin gündeminin nasıl hızla değiştirilebildiğini somut ve şahane bir örneğini daha böylelikle görmüş olduk... Hükümetin açıklaması mı; "saldırılar karşısında laiklik kazandı!"
Haftanın temel gündemlerinden biri de Fransa'da bulunan camilerin finans kaynakları. Fransa'daki camilerin dış devlet veya vakıflar tarafından finanse edilmesi Başbakan Manuel Valls'in gündemindeydi. Valls, camilerin mali olarak kontrol altına alınması yönünde harekete geçeceklerini açıklarken, dış yardımların kabul edilmemesi ve hatta Fransa'nın kamu fonundan destek sunulması görüşünü savunurken, Cumhurbaşkanı François Hollande, Valls'in ortaya attığı bu görüşü kabul edemeyeceğini açıkladı.
Çarşamba sabahı Muhabirleri Derneği üyeleriyle bir araya gelen Holande, Başbakan Manuel Valls tarafından geçen hafta ortaya atılan, camiler ve imamların finansmanına kamunun destek verebileceğine yönelik öneriye karşı çıktı. Fransa'nın laiklik yasasını hatırlatan Hollande, bu yasanın değiştirilmeyeceğini belirtti. Hollande, "Kamunun camilerin finansmanına katkı sağlaması mümkün değil" dedi. Hollande, bununla birlikte 2005 yılında kurulan ancak şu ana kadar aktif bir rol üstlenemeyen Fransa İslam Vakfı'nın güçlendirilmesini istediklerini söyledi.
Fransa'da yaşayan göçmenlerin kendi inançlarına göre dini mekanlarını dernek çatısı altında kurmaları yasal. Bunların hiçbiri Fransa tarafından finanse edilmezken dünyadaki neredeyse birçok inanca ait mekanı Fransa topraklarında görmek mümkün. Müslüman toplumların ülkelerine göre camileri bulunuyor. Bu camilerin bir kısmı geldikleri ülkenin inanç birliklerine bağlıyken, bir kısmı farklı siyasal, toplumsal, cemaatsel birliklere bağlı. Örneğin Türkiyelilerin Fransa'da çok sayıda camisi bulunuyor. Bunların 110 Diyanet'e bağlı DİTİB çatısı altında hizmet vermekte. İmamlar konsolosluklar tarafından Türkiye'den gönderiliyor. Maaşları Türk devleti tarafından ödeniyor. Camilerin finansmanı, Fransa'da yaşayan Türklerin bağışları ve Türk devleti tarafından sağlanıyor. DİTİB'e bağlı camiler dışında kimi tarikat, cemaat ve oluşuma bağlı olan toplamda Türklerin kurduğu 240 üzerinde cami bulunuyor.
Bunların yanı sıra din hizmeti veren sayısız dernek, lokal ve eğitim kurumu bulunuyor. Bu durum Fransa'da sayısı yüz binleri aşan Fas, Cezayir, Tunus ve daha birçok göçmen grubu için geçerli.
Fransız hükümeti Charlie Hebdo saldırısının ardından camileri denetim altına almak için imamların Fransa'nın ilgili kurumları tarafından denetime alınması yönünde tartışmalar yürütmüş ama bir sonuç çıkmamıştı.
Kilise saldırısından sonra aynı hükümet bu kez camilerin finansmanını gündemine aldı. Yaşanan bu tartışma biraz muhalefetin eleştiri oklarını uzaklaştırma diğer taraftan da yazın tatil havasında geçirilen zamları kapatmaya yaradı. Ulaşımdan, gaza, kira ve vergilere yapılan zamlar gündem dahi olmadı!