
Hollanda’da yapılan erken seçimlerinden Liberal Parti (VVD) birinci parti olarak çıktı. Seçimlerde hiçbir parti salt çoğunluğu kazanmazken, koalisyonu VVD ile sandıkta ikinci parti olarak çıkan İşçi Partisi (PVDA) kurması bekleniyor.
Ekonomik krizle sarsılan Avrupa Birliği, son iki günde gelen haberlerle mutlu oldu. Önce Almanya Federal Mahkeme’nin Mali Pakt ve uzun süreli kalıcı kurtarma fonu Avrupa İstikrar Mekanizması’na (ESM) yeşil ışık yakmasıyla biraz nefes alan Avrupa Birliği, Hollanda’dan gelen seçim sonuçlarıyla tamamen rahatladı. Hollandalı seçmenler, Euro’ya karşı çıkan partileri tercih etmeyerek Başbakan Mark Rutte’nin merkez sağ Liberal Partisi ve diğer AB yanlısı partilere yöneldi.
Yabancı karşıtlığı oy getirmedi
Oyların büyük çoğunluğunun sayımından sonra VVD, 150 üyeli mecliste sahip olduğu milletvekili sayısını 31’den 41’e çıkardı. İşçi Partisi’nin (PvdA) milletvekili sayısı ise 30’dan 39’a yükseldi.
Ekonomide tasarruf politikasına ve kurtarma önlemlerine karşı çıkan Sosyalist Parti üçüncü oldu ancak ilk iki partinin çok gerisine düştü.
PvdA lideri Diederik Samsom, geçici seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından rakibi Başbakan Mark Rutte’yi arayarak tebrik etti.
Bir önceki seçimde 24 milletvekili kazanarak AB’yi şoka sokan Geert Wilders’in göçmen karşıtı Özgürlük Partisi (PVV) bu kez seçmenlerin ilgisini çekmedi. Oyları yaklaşık yarı yarıya azalan PVV, parlamentoda 15 milletvekiliyle temsil edilecek. PVV, seçim propagandasını yabancı ve Avrupa Birliği karşıtlığı üzerinde kurmuştu.
Sosyal Liberaller (D66) 10 olan sandalye sayılarını 12’ye yükseltirlerken, 50Plus (50 Yaş Üstü) adlı yaşlılar partisi ilk kez katıldığı seçimde iki sandalye ele geçirdi.
Şimdi gözler hükümetin nasıl oluşturulacağına çevrildi. Zira hiçbir parti tek başına hükümeti kuramıyor. Başbakan Rutte koalisyon kurmak için hangi partilere teklif götüreceğini söylemedi. Erken genel seçimler öncesinde PVV’nin dışarıdan verdiği destekle VVD ile PVDA koalisyon hükümeti kurmuştu. Her iki parti de seçim öncesinde koalisyon fikrine uzak durmuşlardı ancak Hollanda’nın çok parçalı siyaset tablosu dikkate alındığında, parlamento aritmetiği böyle bir ortaklığın en mantıklı çözüm olacağını gösteriyor.
Karabulut kazandı
Bu arada seçimlerde yarışan 14 Türkiye kökenli adaylardan dördünün kazandığı açıklandı. Kürt kökenli Saadet Karabulut, Sosyalist Parti’den parlamentoya girerken, İşçi Partisi’nin (PvdA) 26’ncı sıradaki adayı Keklik Yücel, 27’nci sıradaki adayı Tunahan Kuzu ve 39’uncu sıradaki adayı Selçuk Öztürk de parlamentonun yeni üyeleri oldu. Seçim sonuçları, tercihli oyların sayımından sonra netleşecek.
AMSTERDAM
analiz: Seçimin getirdikleri
Hollanda’daki seçimlere, 9’u şu anda parlamentoda olmak üzere toplam 21 parti katıldı. Genel olarak yeni seçime katılan partilerin meclis üyesi çıkarması oldukça zor. Yeni katılan 12 partiden sadece 50plus (yaşlıların partisi olarak kendisini tanıtıyor) 2 milletvekili çıkardı.
Geert Wilders’in partisi ve yabancılar arasında ırkçı parti olarak tanımlanan PVV, 9 milletvekili kaybederek meclis sandalye sayısı 24’ten 15’e düştü. Buna paralel olarak Hıristiyan Partisi (CU) ve yıllardır hükümette bulunan Hıristiyan Demokrat Partisi (CDA) 13 milletvekili çıkarabildi.
Avrupa Birliği, ekonomik kriz ve ırkçılık
Şu anda bütün Avrupa Birliği ülkeleri ekonomik kriz içinde. Bu durum aynı zamanda Hollanda’da yapılan seçimlerin önemli bir tartışma konusuydu. Özellikle Avrupa Birliği’nden ayrılıp yeniden kendi para birimini çıkarmayı savunan parti PVV, büyük bir kayıp verdi. Meclisteki milletvekili sayısı 24’ten 15’e düştü. PVV, her ülkede olduğu gibi ekonomik krizin suçlusu olarak Hollanda’da yaşayan yabancıları ve Yunanistan gibi Akdeniz’e uzanan ülkeleri gösteriyordu. Bu ülkeleri ‘sarımsak kokan ülkeler’ olarak tanımlıyor ve tartışmada bunları gündeme getiriyordu.
Irkçı parti olarak da tanınan bu partinin büyük oy kaybetmesi sevindirici. Bununla da kalmadı. Hollanda seçmeni, kendisini sözde insanlık ve eşitlikten yana olarak lanse eden ve yıllardır Hollanda’da hükümeti oluşturan Hıristiyan liberal partisi CDA da büyük bir oy kaybına uğradı. CDA’nın oy kaybının önemli nedeni PVV ile koalisyon kurmasıdır. Seçmenin bundan dolayı CDA’yı cezalandırdığını düşünmek mümkündür.
CDA’nın çıkardığı milletvekili sayısı bu seçimde 13’e düştü.
Hollanda halkının isteği neydi?
Hollanda seçmeni, bu seçimlerle açıkça kutuplaşmaya tavır koydu. Çünkü gerek aşırı sağcı, muhafazakar dinci ve kutuplaşmaya giden bir SP’ye uzak durdu. Şu anda Hollanda Başbakanı olan Mark Rutte’nin Liberal partisi VVD, 41 milletvekili ile en büyük parti olarak çıktı. Bu partiyi 39 meclis üyesiyle Sosyal Demokrat Parti (PvdA) oldu. PvdA’nın hazırladığı seçim programının yüzde 90’ı, SP’nin programının aynısıdır diyebiliriz. Böylece seçmenin sosyalist bir programa oy vermenin yanı sıra hükümet kurmada en çok tecrübesi olan bir partiyi seçtiğini değerlendirebiliriz.
Diğer partilerin oy oranı oldukça az olmasından dolayı şu andaki öngörüme göre bu iki partinin birlikte koalisyon kurması kaçınılmaz olarak görünüyor.
Hollanda Meclisi 150 milletvekilinden oluşuyor. Kurulacak koalisyonun en az 76 kişiden oluşması şart. İki büyük parti eğer koalisyon kurmada anlaşmazlarsa, hükümeti kuracak olan partinin en az diğer 4 partiyi yanına alması lazım. Böyle bir durumda kurulacak hükümetin en azından Senato’da da çoğunluğa sahip olması gerekiyor. Aksine çıkardığı kanunları orada geçirebilmesi çok zor görünüyor. O vakit kurulacak bir hükümet çalışamaz duruma gelir. Bu da oldukça, çelişkili ve uzun zaman almasına neden olur. Kısacası Hollanda halkı ırkçılığa, sövenizme ve aşırı dinciliğe karşı sosyal demokrat bir hükümetin kurulması için oyunu kullandı.“
DÜZGÜN YILDIRIM / Hollanda’da Solidara Partisi Genel Başkanı (Bu seçimlere katılmadı)