Aradan dört ayı aşkın bir zaman geçti, verilen sözler halen yerine getirilmedi. Dış politikada Sarkozy döneminin bir devamı olmaktan öteye geçmeyen sosyalist hükümet, içerde de „hayal kırıklığı„ yaşatmaya devam ediyor. Bu nedenle anketler de Hollande’a ilişkin kamuoyundaki olumlu görüşlerin yüzde 50’inin altına düştüğünü gösteriyor. Ancak Sarkozy’nin dönüşüne de sıcak bakılmıyor.
Ekonomik planda, hükümet Avrupa Bütçe Paktı’nı onaylayacağı yönünde sinyaller verdi. 2 Ekim’de parlamentoya gelmesi beklenen bütçe paktına karşı 30 Eylül günü Paris’te dev bir gösteri yapılması bekleniyor. Gösteriyi Komünist Parti, Sol Cephe, küreselleşme karşıtı hareket Attac ve sendikal organizasyonlar örgütlüyor.
Kürtlere mesaj verilmişti
Yeni İçişleri Bakanı da Manuel Valls, Sarkozy’nin Cumhurbaşkanı olmadan önce geçtiği yoldan yürüyor. Romanlara karşı sert tedbirler geliştirerek, temmuz ve ağustos aylarında 2 bini aşkın Roman’ı yaşam alanlarından polis zoruyla çıkarttı.
Cumhurbaşkanlığı kampanyası sırasında sosyalist vekilleri Kürtlere ilişkin vaatlerinin de henüz bir karşılığı yok. Aksine Kürtleri hedef alan operasyonlar ve baskıcı Türk rejimi ile işbirliği devam ediyor. Sarkozy döneminde, PKK ile mücadele adı altında Kürtlere karşı Türkiye ile ortak operasyonları da içeren güvenlik işbirliği anlaşması iptal edilmedi ve bu konuda tek bir açıklama dahi yapılmadı. Bazı vekiller, Sosyalist Parti’nin iktidara gelmesiyle Kürtlere yaklaşımın değişeceği ve Ankara ile ilişkilerin eskisi gibi olmayacağı yönünde Kürt toplumuna mesajlar vermişti. Gelinen aşamada Kürtlere yaklaşımda bir değişim yok.
Genel olarak göçmenlere yönelik olarak da güvenlikçi politikalar sürüyor. İçişleri Bakanlığı ay sonunda yeni bir “anti-terör” yasa tasarısı sunuyor. Mevcut yasanın bir tekrarı olan tasarı, internet ve telefon gözetimini daha da geliştirmeyi ve özellikle Afganistan-Pakistan hattına giderek eğitim gören ve “terörist” faaliyetlerde bulunan Fransız vatandaşlarını Fransa topraklarında yargılama olanağı sağlıyor.
Hep aynı senaryo
Yabancıların oy hakkının tanınmasında de hükümet geri adım atmaya başladı. İçişleri Bakanı açık bir şekilde karşıtlığını ifade etti. Le Monde gazetesine konuşan Valls, “Bugün Fransız toplumunda güçlü bir talep midir? Entegrasyonun güçlü bir unsuru mudur? Hayır” dedi.
Yerel seçimlerde yabancılara oy hakkı tanınmasının, Cumhurbaşkanı François Hollande’ın öncelikleri arasında yer almadığı görülüyor. Oysa seçim kampanyasında “Fransa’da yasal olarak beş yıl ikamet eden yabancılara yerel seçimlerde oy kullanma hakkı tanıyacağım” demişti. Sözlerini tutmaması nedeniyle 75 milletvekili imzaladıkları ortak metinde yürütmeyi sözlerine sahip çıkmaya ve yabancılara oy hakkını tanımaya çağırdı.
Bu durum Sosyalist Parti (PS) açısından yeni bir durum değil. Son 30 yıldır bu alandaki sözlerini uygulamaya geçirmedi. Sadece söz verdi. 1981’de sosyalist François Mitterand iktidara geldiğinde yabancılara yerel seçimlerde oy hakkı vereceğini söyledi, Senato’daki çoğunluk sağda olduğu gerekçesiyle parlamentoya hiçbir zaman bu konuda bir tasarı sunmadı. Mitterand, 1988’de bu kez “kamuoyu hazır değil” gerekçesiyle sözünü tutmadı. 1997’de Jacques Chirac’ın cumhurbaşkanlığında, Sosyalist Parti’li Lionel Jospin başbakan oldu. 2000 yılında Ulusal Parlamento’da yabancılara oy hakkı tasarısı kabul edildi ancak Jospin, tasarıyı Senato’ya taşımayı reddetti. Senato’da çoğunluğun sağda olduğu ve bu nedenle tasarının geçmeyeceği bu tavrın gerekçesi yapıldı.
MAXİME AZADİ / ANF/PARİS