IFOP kuruluşunun 2017 cumhurbaşkanı seçimi perspektifinde gerçekleştirdiği anket, bugün seçim olsa Hollande'ın seçimin ilk turunda sadece yüzde 16 oy alabileceğini gösteriyor. Aynı anket, bugün Cumhurbaşkanı seçimi yapılsa, ilk turda  aşırı sağcı aday Marine Le Pen'in yüzde 32 oy ile ilk sırada geleceğini de gösteriyor. Le Pen'in lideri olduğu Milli Cephe (FN) bu yıl Mayıs ayında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde sandıktan birinci parti olarak çıkmıştı.

Hollande neden dibe vurdu?

Haftasonu peş peşe yayımlanan bu iki anket, Hollande'ın imajının dibe vurduğunu gösteriyor. İki yıl önce büyük umutlar ve yüzde 51 oyla cumhurbaşkanı seçilen Hollande, Fransız toplumunun desteğini büyük oranda kaybetmiş görünüyor. Kimi yayın organları bu sonuçların Hollande'ın sansasyonel özel hayatına duyulan bir tepki olduğunu yazdı.  Zira Holland'ın özel yaşamı üzerine aldattığı eski sevgilisi Valerie Trierweiler'in yazdığı son kitapla birlikte, "La Favorite" (Gözde), "L'ex" (Eski) ve "Entre Deux Feux" (İki Ateş Arasında) isimli 3 kitap raflarda yerini aldı. Hollande'ın yakın zamanda ayrıldığı 8 yıllık sevgilisi Valerie Trierweiler'in yok satan kitabı ise sık sık magazinde boy gösteren cumhurbaşkanını bu kez deyim yerindeyse nakavt etti. Trierweiler'in Hollande'ı, "yoksulları sevmeyen, gaddar, içten pazarlıklı ve sinsi bir siyasi bir siyasi" olarak tanımlaması Fransız cumhurbaşkanının imajına vurulmuş en büyük darbe olarak gösteriliyor.

Ekonomide ve siyasette başarısız

Bu tespitin kısmen haklı yönü olsa da Hollande'ın imajının dibe vurmasının altında özel hayatındaki çalkantılardan ziyade 'sosyalist' cumhurbaşkanı ekonomik ve siyasi başarısızlıklarında aramak gerekiyor. Zira bu büyük destek yitimini tek başına Hollande’ın özel yaşamında yaşanan çalkantılara bağlamak mümkün değil. Fransızların hayat tarzı düşünüldüğünde Hollande’ın özel yaşamı siyasi bir çalkantıya ve kitle desteğinin düşümüne yol açacak bir neden olarak durmuyor.

Vaatleri yalan oldu

Cumhurbaşkanlığı döneminde 3 hükümet eskiten Hollande’ın halk nezninde bu denli büyük bir güven kaybına uğramasının siyasi, politik ve ekonomik yanları var. Bu hızlı düşüşün iki temel nedeni var. Birincisi, Hollande'ın 2012 yılında cumhurbaşkanı seçimi kampanyası sırasında verdiği sözlerin bir çoğunu yerine getirememiş olması. Bunların başına kronik işsizlik ve ekonomik krizle mücadele geliyor. Seçim kampanyası boyunca 60 maddeden oluşan bir vaatler zincirini halka tanıtan Hollande iktidara geldiği günden itibaren bırakın vaatleri yerine getirmeyi var olan hakları da budamaya başladı.

İşsizlik rekor kırıyor

İktidarı döneminde kronik işsizliği yok edeceğini vaat eden Hollande, şimdi ise büyüyen işsizlikle rekor kırıyor. Bu rekora rağmen devletin işsizlik için ayırdığı fon ise giderek düşüyor. İş ve İşçi Bulma Kurumu fonlarında kesintiye gidilirken RSA yani geliri düşüklere yapılan yardım da budandı. Sosyal alandaki bütün harcamalar kesintiye uğrarken sağlık sektöründe hastanelerin aile planlama bölümlerinin büyük bir kısmı da devlet eliyle tasfiye edildi. Kültür-sanat kurumları devletin ayırdığı bütçenin yarı yarıya indirilmesinden kaynaklı bütün yazı grevle geçirirken, sektörde yüzde 20 oranında yapılan işten atmalarla işsizlik ordusuna binlerce insan eklendi.  

Eğitim kalitesi düşüyor

Eğitim alanında 60 bin yeni kadro açılacağı vaadi daha ilk günden suya düşerken kadro sıkıntısı nedeniyle eğitim kalitesi gün geçtikçe düşmekte. Eğitimciler sendikasının eğitim yılı başında yaptığı açıklamaya göre sınıfların 20 öğrenciden fazla olmaması gerektiği halde öğretmen eksikliğinden kaynaklı sınıf başına 50 civarında öğrence düştüğü ifade ediliyor. Hollande’ın uyguladığı kemer sıkma politikası kamu hizmetini geriletiyor. Kamusal ihtiyaçlarının karşılanmaması da halkın güven kaybını giderek büyütmeye devam ediyor.

Vergi yüzde 20'ye çıkarıldı

Diğer taraftan vergilerin düşürülmesi planlanırken, Katma Değer Vergisi-TVA yüzde 20’ye çıkarıldı. TVA’nın yükseltilmesi, işçi sigorta poliçelerinin yükseltilmesi, yıllık gelir üzerinden alınan verginin yükseltilmesi vb ekonomik alanda yapılan kimi düzenlemeler ilk bakışta patronları ilgilendiren konular ya da hükümetin patronlardan vergi alımını yükselttiği izlenimi versede durum tam tersi haline geldi. Küçük esnaf yapılan bu yeni düzenlemelerle dibe vurdu.  

Dış politikada da çuvalladı

Dış kulvarda özellikle eski koloniler ve sömürgelerde Fransa’nın kaybettiği etkinliği Mali’ye düzenlenen seferle yeniden canlandırmaya çalışan Hollande dış-politika da çuvalladı. Buna paralel olarak Ortadoğu’daki yarışta özellikle Suriye politikasında görüldüğü gibi Fransa sermayesinin ihtiyaçları Hollande tarafından karşılanamadı.

Almanya'nın gerisine düştü

Hollande döneminde AB politikasında da geçmişteki etkinliğini kaybeden Fransa, Rusya-Ukranya kriziyle bunu yeniden inşa etmeye çalışsa da politik olarak Almanya’nın gerisine düştü. Fransa bu dönemde ABD'nin de baskısıyla Rusya'ya savaş gemisi satmayı da erteledi. ABD kıskacı ve baskısı, AB içerisinde gerileme, ekonomik kriz, Fransa’nın yerli sermayesinin ihtiyaçlarına yanıt olmakta zorlanan Hollande’ın halk desteğinin ötesinde mevcut iç dengelerin de güvenini kaybettiği açık.

Sarkozy'i aratır oldu

Fransa uzun süre Sarkozy’nin sağcı ve baskıcı politikası altında ezildi. İşsizlik ve sosyal haklarda gerileme, gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderek büyümesi, dış-ticaret açığı, koloni ve sömürgelerde güç kaybı, dış politikada istikrarsızlığın yarattığı atmosfer ve tüm bunlardan da öncelikli Fransız sermayesinin girdiği mali kriz Hollande’ı iktidara taşımıştı. Alternatifsizliklerin arasında tek alternatif aday olan Hollande’ın iktidara gelmesini seçmenden ziyade sermaye grupları sağlamıştı.

Yine sermaye karar veriyor
İki yıllık Hollande iktidarının yaratmış olduğu fiyasko aslında seçim öncesinden belliydi. Hollande, kendi siyasi hareketi olan iktidardaki Sosyalist Parti dışında, seçilmesinde önemli rol oynayan sermaye gruplarının da desteği kaybetti. Zira Hollande'ı seçeneksiz halktan ziyade asıl iktidara taşıyan mevcut sermaye gruplarının desteğiydi. Mevcut durumda ise Hollande sermayenin beklentilerini yeterince karşılayamadı. Fransa’ın içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi kriz giderek derinleşiyor. Sermayenin ihtiyaçlarına Hollande ve hükümeti yeterince yanıt olamadığı sürece bizler yeni aleyhte anketleri görmeye devam edeceğiz.


SELMA AKKAYA/PARİS