Southern California Üniversitesi Medya, Çeşitlilik ve Sosyal Değişim İnisiyatifi (Media, Diversity and Social Change Initiative) tarafından 2007 yılından beri düzenli olarak gerçekleştirilen proje ile her sene ABD’de gişe hasılatı en yüksek 100 film inceleniyor. ‘Sinemada kapsayıcılık’ üzerine, Hollywood’da azınlıkların temsiline dair tartışmanın 2015 sonuçları, geçtiğimiz günlerde yayınlandı.


Kadın oranı yüzde 31.4

The Guardian gazetesinin haberine göre araştırmacılar, 2015 yılının en başarılı filmlerinde konuşan ya da isim verilmiş toplum 4370 karakter olduğunu, bunlardan yüzde 68.6’sının erkek, 31.4’ünün ise kadın olduğunu tespit etti. Başrol ya da yardımcı başrol karakterlerde ise kadın oranı, yüzde 11’lik bir artış gösteriyor; ancak filmlerin yüzde 32’sinde yalnızca bir kadın karakter bulunuyor.

Araştırmanın sonuçlarından biriyse şu: Kadınlar filmlerde genelde çıplak ya da en azından açık giyimli olarak gösteriliyor. Filmlerde kadın çıplaklığı oranı yüzde 30.2 iken, erkekler için bu oran yüzde 7.7. 


Kadınlar yönetmiyor!

Yönetmenler açısından ise Hollywood, ‘tepeden tırnağa erkek’. Filmlerin yüzde 92.5’i erkekler tarafından yönetilmiş.

Çalışmanın başladığı dönemden günümüze, beyaz olmayan karakterlerin oranlarında da çok ufak bir değişiklik yaşandı. Filmlerdeki karakterlerin yüzde 73.7’si beyaz, 12.2’si siyah, 5.3’ü Latin ve 3.9’u Asyalı. 2015’in en başarılı ilk 100 filminin hiçbirinde Asyalı hiçbir oyuncu başrolde değil ve 107 yönetmenden sadece 10’u beyaz değil.

LGBTİ karakterlerin temsili ise gittikçe kötüye gidiyor. 2015’te 4370 konuşan ya da isim verilmiş karakterden yalnız 32’si LGBTİ olarak kimliklendirildi; LGBTİ kimlikli bir başrol ya da yardımcı başrol bulunmadı.  



‘Kırmızı halıdaki kadınlar’ sorunu çözmüyor

Sektörde ilginç filmler yapacak, ilginç bakış açıları getirecek yüzde 50’lik kesimin avantajını kullanmıyorsanız orada seyirci kaybediyor demektir. Birlik halinde kararlı bir harekete ihtiyacımız var. Gerekirse belli stüdyoları ve filmleri boykot etmeliyiz.

BBC’nin ek yayını ‘BBC Culture’de çıkan makale ise şu cümlelerle bitiyordu: “Kadın film yönetmen ve yapımcılarının giderek daha az varlık göstermesi sinema sektöründe kara bir lekedir. Ne yazık ki bu fazla gündeme getirilen bir konu da değil. Yıllık Oscar törenlerinde kadın yıldızların kırmızı halılar üzerinde boy göstermesi kadınların Hollywood’daki konumunun çok iyi olduğu izlenimi veriyor. Dört yıl önce en iyi yönetmen Oscar’ını Kathryn Bigelow’un kazanması üzerine birçok kişi bu alandaki mücadelenin kazanıldığı düşüncesine kapıldı. Fakat bu kısa zamanda zafer kazanılacak bir sorun değil. Sektördeki çoğu kadın, stüdyo filmleri yönetmenliğinde erkeklerle aynı sayısal orana ulaşmayı çok uzun ve zorlu bir mücadele olarak görüyor.”


 JİNHA/İSTANBUL