DÜNYANIN SOKAKLARI


Bir süre, başka yoğunluklardan, bu köşeye yazamadım ve şimdi kaldığımız yerden sokakları anlatmaya devam edelim, Latin Amerika’dan, Honduras’tan…

Son iki haftadır Honduras’ta olanları çok ayrıntılı olarak tekrar anlatmaya gerek görmüyorum. Kısıtlı da olsa basında haberler vardı. Yapılan seçimlerde muhalefetin başkan adayı ‘El Turco’, Nasralla artık kapatılamayacak kadar önde giderken, genellikle muz cumhuriyetlerinde olduğu gibi, elektrik santraline kedi girdi. Sayım durdu ve sağın adayı, Honduras oligarşisinin tarihi figürlerden bir ailenin mensubu olan Hernandez öne geçti. Olur böyle şeyler. Siz de bu kedi, muz müsamerelerini çok yakından bilirsiniz ve bu yüzden biraz Honduras üzerinden şu ‘Genel Seçim’ meselesini tartışmak istiyorum.

Birincisi, ‘Genel Seçim’ çok önemli bir siyasal durumdur. Honduras, ABD’nin hemen yanı başında, bir uçak mesafesinde, ekonomisi hala muza ve suça bağlı –ki bir dil sürçmesi değil bu– bir ülkeyken, Chavez rüzgarının güçlü son demlerinde, her şeye rağmen bir halkçı lideri, ‘Zelaya’yı hükümete getirebilecek ya da onun halkın yanında olmasını sağlayabilecek bir meşruiyet gücü olduğundan ‘Genel Seçim’ önemlidir. Yani etkisi hiçe sayılamaz.

Fakat bu ‘Genel Seçim’ meşruiyeti, onun oligarşi tarafından askeri bir cuntayla hemen imha edilmesini engelleyemez. Bu yüzden pek bir manası yoktur. Cunta ilan edilir, ‘Genel Seçim’ koltuğun altına süpürülür. 

Genel seçim çok önemli bir yönetim aparatıdır. Bu yüzden Honduras oligarşisi ve o günlerde Obama’nın ABD’si, cuntaya, cuntaya yakışır, tabii ki adil olmayan bir genel seçim düzenleterek, yine o meşruiyeti kazandırmak istemiştir. Bu da zaten ‘Genel Seçim’in meşruiyet gücünü açıkça ortaya koyar.

Ancak benim de doğrudan katıldığım bu genel seçimde, muhalefet, örgütlediği boykotla, halkın yüzde 65’inin oy kullanmamasını sağlayıp bu meşruiyet hayalini sandığa gömdü. Cunta, genel seçim müsameresinde, görünüşte, argo deyimle ‘çırak’ çıkmıştı.

Fakat ‘Genel Seçim’ düşünsel hegemonyası ortadan kalkmamıştı. Korku filmlerinin bir türlü ölmeyen kötü kahramanları gibi, boykotla boş kalmış sandıklardan bile çıktı. Cunta iktidarı, bütün seçmen sayısının sadece yüzde 11’ini alsa da, –tabii ki arkasına ABD’yi de alarak– kıytırık bir meşruiyetle, iki dönem daha iktidarda olabildi.

‘Genel Seçim’ önemliydi. Birleşik muhalefet, işlerine gelmediğinde bir askeri cuntanın şiddetine maruz kalınmasına, seçim boykotu ile neredeyse sadece oligarşi oylarıyla bir hükümet belirlenmesine ve her türlü seçim hilelerine rağmen yine seçimlere katıldı. Yani her türlü hile ve desiseye rağmen yeniden seçimlere katılmaya ikna oldu. 

Honduras üzerinden ‘Genel Seçim’ büyüsü ve hegemonyası tartışmasına haftaya devam etmek üzere…