
Türk ekonomisi, 2017 yılının birinci çeyreğinde yüzde 5,1 oranında büyüyerek, beklentileri aştı. Bu rakamın, hormonlu ve geçici olduğu genel kabul görüyor. Devreye sokulan yeni hesaplama metodolojisinin de görünümü iyimserleştirdiği dikkat çekiyor. Bu yılın ilk çeyrek dönemine ilişkin dış ticaret ve cari denge rakamları, ortaya çıkan büyüme rakamını teyit etmiyor. Hormonlu canlanmanın yan tesiri olarak ortaya çıkan ve giderek ciddileşen kaynak sıkıntısı ise gelecek açısından iyimser olunmasını zorlaştırıyor.
Anılan dönemde ve bir yıl öncesine göre Hane Halklarının Nihai Tüketim Harcamaları, yüzde 5,1 oranında arttı. Devletin Nihai Tüketim Harcamalarındaki yükseliş ise yüzde 9,4 oldu. Mal ve hizmet ihracatındaki yükseliş yüzde 10,6 olurken, ithalattaki artış yüzde 0,8 ile sınırlı kaldı. Gayri Safi Sabit Sermaye Oluşumundaki yukarı hareket ise yüzde 2,2 olarak gerçekleşti. Ekonomi politikası uygulamaları geleceğin talebini öne çekerek tüketim harcamalarını artırdı; iş stoklarının erimesine ve paranın devir hızının artmasına katkı yaptı. Yatırımlar konusunda umulan sonuçlar alınamadı, yan tesir olarak faizler seri bir şekilde yükseldi ve tasarruf açığı büyümeye devam etti.
Nisan ayına ilişkin veriler ise ilk çeyrekteki eğilimlerin kısmen yumuşayarak etkili olduğunu düşündürüyor.
Bu ayın başında açıklanan Mayıs ayı dış ticaret verileri ise alarm vermeye başladı. Bu yılın ilk üç ayında 8,4 milyar dolar olan dış ticaret açığı, Mayıs ayında 7,65 milyar dolar seviyesine sıçradı. Bu ani sıçrama, hem ekonomi ve hem de finansal piyasalar açısından iyi şeyler söylemiyor.
Kredi Garanti Fonu, KOSGEB kredileri, vergi teşvikleri ve devlet harcamalarındaki artış görünümü farklılaştırdı. Para politikasındaki zorunlu sıkılaşmaya rağmen kredi ve maliye politikalarındaki hesapsız gevşeme sorunları ağırlaştırdı. Benzer önlemleri tekrarlayarak veya normalleşmeyi umarak, günü ve görünümü kurtarma olasılığı pek kalmamış gibi görünüyor.
Yurt dışı borç fırladı
Merkez Bankası (MB) tarafından Nisan 2017 dönemine ait özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcuna ilişkin gelişmeler yayımlandı. Buna göre, özel sektörün yurt dışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu Nisan’da geçen yılın sonuna göre 2,2 milyar dolar artarak 205 milyar dolar, kısa vadeli kredi borcu ise (ticari krediler hariç) 1,3 milyar dolar artarak 15,6 milyar dolar oldu.
Uzun vadeli kredi borcuna bakıldığında, 2016 sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 153 milyon dolar azaldı, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmaları ise 1,7 milyar dolar artışla 26,1 milyar dolara yükseldi.
Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise 2016 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 98 milyon dolar artışla 10,4 milyara, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ise 1,1 milyar dolar artışla 3,3 milyar dolara ulaştı.
Sektör dağılımı incelendiğinde, Nisan sonu itibarıyla, 205 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 52'si finansal kuruluşlar, yüzde 48'i ise finansal olmayan kuruluşlar borcundan kaynaklandı. Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, nisan sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemeleri toplam 67,1 milyar dolar tutarında oldu.
Prof. Altıntaş: İç açıcı değil
Büyüme rakamını değerlendiren ekonomist Prof. Mustafa Altıntaş, “Büyüme rakamlarını doğru analiz edebilmek için tüm sektörleri ayrı ayrı incelemek gerekir. Sektörleri ayrı ayrı incelediğimizde sonuçlar kamuoyuna yansıtıldığı gibi hiç de iç açıcı değil” dedi.
Büyüme rakamının yüzde 5'i yakalamasında en önemli etkenin tüketim harcamaları ile mal ve hizmet ihracatındaki artışın olduğunu belirten Altıntaş, “Hane halkı istatistiklerinde 2016 yılının ilk çeyreğinde binde 9’luk bir büyüme varken 2017 ilk çeyreğinde yüzde 5,1’lik bir artış söz konusu, bunun en önemli sebebi iç tüketim. Mal ve hizmet ihracatında yüzde 10,6’lık büyüme söz konusu 2016 yılının ilk çeyreğinde mal ve hizmet 1,4'lük büyüme söz konusuydu. 2017 yılındaki bu artışın sebebi hem hane halklarının nihai tüketiminde ortaya çıkan 5,1’lik bir artış, hem de mal ve hizmet ihracatında yüzde 10,6’lık artıştır” değerlendirmesinde bulundu.
Sermaye oluşumunda sıkıntı
Altıntaş, büyüme rakamlarına nazaran sermaye oluşumunda ciddi sorunlara dikkat çekerek, "Gayrisafi sabit sermaye oluşumunda düşüklük var. 2016 yılının birinci çeyreğinde yüzde 6,6’dan 2017 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,1’e düşmüş” diye ekledi.
Tartışmalı tarım verileri
Altıntaş, büyüme rakamlarında tarımın da etkili olduğunu vurgulayarak, şöyle değerlendirdi: “2016 yılında tarımda yüzde 4,3’lük bir negatif bir büyüme vardı. 2017’de yüzde 2,3’lük büyümeye geçti. Yani yüzde 6,6’lık bir artış var. Ancak tarımdaki bu artışlar yanıltma olabilir. Tarım verileri ziraat odalarından alınan bilgiler derlenerek düzenleniyor. Türkiye’de tarım sektörünün çok büyük bir kısmı kayıtsız ve bu kayıtdışı sektör tahminle üzerinden masa başında yapılıyorsa bu verileri tartışmalı hale getirir."
TÜİK’in verileri üzerindeki tartışmaları da hatırlatan Altıntaş, şöyle devam etti: “Son yıllarda TÜİK verileri tartışılır hale geldi. Kimi politik amaçlar için masa başında veri düzenleniyorsa bu TÜİK’i tartışmalı hale getirir. Tarımdaki kayıt dışılık bu veriler üzerinde kolay oynanabilir hale getiriyor ve rakamlara baktığımızda da en büyük sıçrama tarımda görülüyor. Bu durum kamuoyunda kuşkuyla karşılanıyor” dedi.
Sanayide düşüş
Altıntaş, büyüme verilerinde sanayinin önemine dikkat çekti. Sanayideki düşüşün üretimdeki düşüş anlamına geldiğini ifade eden Altıntaş, şöyle devam etti: “En önemli kalemlerden birisi olan sanayide ciddi bir düşüş var. 2016 yılında yüzde 8,1 olan sanayi sektörü yüzde 5,3’e gerilemiştir. Sanayideki 2,8’lik düşüş üretimdeki azalmanın göstergesidir. Ayrıca işsizlik rakamlarındaki artış da bunu destekler niteliktedir.”
İnşaat sektörü doydu
Sektörel değişimlere işaret eden Altıntaş, şunları dile getirdi: “Hizmet sektöründe sıçrama var yüzde 2'den yüzde 5,2 ye, bilgi ve iletişim sektörü yüzde 4,’den yüzde 7‘ye, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 8,6’dan yüzde 12'ye, mesleki idare faaliyetleri yüzde 7,4’den yüzde’8,8 e çıkmış ancak imalat sanayi yüzde 7,7’den 5,1’e inmiş görünüyor. İnşaat sektörü yüzde 5,4’den yüzde 3,7’ye gerilemiş. İnşaat sektöründe doymuşluk var bunu aşmak için kimi teşvikler söz konusu KDV indirimleri gibi kimi teşvikler var.”
Demokrasi ve hukuk
Altıntaş, “Piyasaya güven vermek istiyorlarsa ekonominin düzelmesinde en önemli şartlardan birisi piyasadaki güven ortamıdır. Demokrasi ve hukuk anlamında piyasaya güven vermek gerekir. Hem yerli hem yabancı sermayeye güven vermek için insan hakları hukuk anlamında reform yapılmalıdır. Avrupa’nın Türkiye’den istediği de budur zaten” değerlendirmesinde bulundu.

Savaş sanayisi
Türk savunma sanayisinin cirosu geçen yıl, bir önceki yıla göre yüzde 21,6 artarak yaklaşık 6 milyar doları buldu. Sektörün aldığı sipariş tutarı geçen yıl yüzde 55 artışla yaklaşık 12 milyar dolar oldu.
Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği (SASAD), hazırladığı raporla savunma sanayisinin 2016 yılına ilişkin performansını ortaya koydu. Sektörün yüzde 90'ından fazlasını temsil eden derneğin raporuna göre, savunma sanayisinin geçen yılki cirosu 2015'e göre yaklaşık yüzde 21,6 artarak 5 milyar 968 milyon dolara ulaştı. Sektörün teknoloji segmentleri bazında satış tutarının kırılımında 1 milyar 702 milyon dolar ile kara platformları ve sistemleri en yüksek satış hacmine ulaşan kategori oldu, ikinci sırayı 888 milyon dolarla askeri havacılık aldı, üçüncü sırada ise 844 milyon dolarla silah-mühimmat ve füze geldi.
C5ISR (Harekat araştırma ve analizi, askeri harekat analizi, stratejik seviyede analiz yetenekleri, iş geliştirme analizi, bilgi yönetimi) ve bilişimdeki ciro ise beklentilerin gerisinde kaldı. Dünya savunma pazarında en büyük dilimi oluşturan bu segmentteki çalışmaların cirosunun sistem ve platformlarda yer aldığı değerlendiriliyor.
İçerideki savaş yetiştiriyor
Yurt dışı satış gelirleriyse yüzde 1,24'lük artışla 1 milyar 953 milyon dolar oldu.
Yurt dışı satış gelirleri ve ihracattaki küçük artışın iç pazarda büyümeden kaynaklandığı belirtildi.
Sektörün 2011-2016 dönemi bileşik yıllık büyüme hızı yüzde 6 olarak hesaplandı.
Sektör oyuncuları 2015'te sipariş defterlerine 7 milyar 686 milyon dolarlık yeni sipariş eklerken, geçen yıl bu tutarda yüzde 55 artış oldu. Geçen yıl alınan siparişlerin toplamı 11 milyar 913 milyon doları buldu.
En çok sipariş alınan teknoloji segmenti, cirodaki gibi kara platformları ve sistemleri olurken, bu segmenti askeri hava platformları izledi.
Kara platformları ve sistemlerinde 5 milyar 920 milyon doları, askeri hava platformlarında 3 milyar 391 milyon doları, silah-mühimmat ve füzede 1 milyar 80 milyon doları bulan sipariş alındı.
Yeni siparişlerin 10 milyar 611 milyon dolarlık kısmı yurt içinden geldi.
Sektördeki ithalat, önceki yıla göre yüzde 21 artarak 1 milyar 289 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Toplam satış tutarı içindeki yurt dışı girdi nedeniyle oluştuğu değerlendirilen bu artışın, cirodaki yüzde 21,6'lık yükselişle paralel bir gelişme olduğu belirtildi.
Danışmanların maaşları sır
Türk Cumhurbaşkanlığı Halkla İlişkiler Başkanlığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaç danışmanı olduğu ve bunların ne kadar ücret aldığına ilişkin bilgi edinme talebini reddetti.
Son dönemde tartışmalı açıklamalarıyla gündeme gelen Erdoğan’ın danışmanları ‘sır’ kapsamına girdi. Erdoğan, Saray’a çıktıktan sonra danışman kadrosunu da arttırmış, hemen hemen her alanda kendisine danışman tutmuştu. Bu sayı, daha önce basında 23 olarak yer almıştı. Ancak kesin rakam ve ücretler açıklanmamıştı. Cumhuriyet muhabiri, Cumhurbaşkanlığı’na bilgi edinme hakkı kapsamında Erdoğan’ın kaç danışmanı olduğunu, bunların toplamda kaç TL ücret aldığını sordu. Talebe yanıt veren Cumhurbaşkanlığı Halkla İlişkiler Başkanlığı, 4982 sayılı Kanunun 25. maddesinde yer verilen, “Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır” hükmü gereğince talebin söz konusu kanun kapsamına girmediğini öne sürdü.