Hrant ve Nihat’in birbiri ile ne alakası var? Ceza ve ödülün Nihat ve Hrant’ın katledilmesi ile ne alakası var diye düşünebilirsiniz, o zaman yazıyı sonun kadar okumalısınız.
Ceza ve ödül, çocuk eğitiminde çocuğun davranışlarını düzeltmek için kullanılan bir metod. Tabii ki sınırları var. Amaç davranışı değiştirmek. Anlaşılan devlet de toplumun davranışını kendi çıkarları doğrultusunda değiştirmek için bu yöntemi kullanıyor.
Bugün 19 Ocak 2015 Hrant Dink’in katledilmesinin sekizinci yıldönümü. Ailesinin, arkadaşlarının, ulusdaşlarının katledilmesinin yüzüncü yılı. Bir buçuk milyon Ermeni’den geriye kalan küçük bir azınlığın sesiydi o. Kalanların sesiydi. O bir Ermeni’ydi. O ses yüzyılın sesiydi. O ses yüzyılın çığlığıydı.
Ve bu çığlık susturuldu...
Hrant’ın katli, Ermenilere verilmiş büyük bir cezaydı.
Dönemin başbakanı ve cumhurbaşkanı katillerin bulunacağının sözünü vermişti! Hem iktidar olup hem de katili bilmemek, katliamı çözememek nasıl bir şeyse(!). Oysa katliamda rolü olanların bir kısmı ödüllendirilip, milletvekili hatta bakan bile yapıldı. Tıpkı Madımak ta Alevi entellektüellerini yakanları ödüllendirdikleri gibi. Bir de Ermenileri ödüllendirmek lazım ki, susunlar... Kendilerini savunacak bir araçları kalmasın. Ermenilerin sesi, Ermenilerin çığlığı olan Agos gazetesinin, bir zamanlar yazarı, hatta Hrant’tan sonra sorumlu müdürünü, Hrant’ın dostunu!, Hrant’ın arkadaşını(!), katliamın yüzüncü yılında Davut’un oğluna danışman yaptılar.
Hrant’ı katledenler ile Mahçup’u danışman yapanlar, aynı mekanlarda yaşıyorlar, aynı havayı soluyorlar. Herhalde birbirleri ile ilişkileri yok!..
Hrant’ın katliamının artıklarından kalanları da Kürdistan’a saldılar. İşlerine devam etsinler diye. Ne farkeder ki bir Ermeni ya da bir Kürt öldürülmüş.
Cizre’de 12 yaşıdaki Nihat’ın vurulması, Kürdistan’a salınan Dink katliamının artıklarının marifetleriydi. Dün yüzyılın çığlığını katledenler, bugün de Kürdün gelecek yüzyılını simgeleyen Kurd Nihat’i hem de oniki yaşındayken katlettiler.
Demek ki kontrolfrik bir yönetici ve bir ADHD(hyperaktif)’li yönetici birlikte, Cizre’ye atanan emniyet müdürünü tanımıyorlarmış...
Üçü çocuk bir ay içinde beş Kürt öldürüldükten sonra, Kürtlerin de ödüllendirilmesi gerekiyordu. Davut’un oğlu bir Kürt siyasetçisine aferin dedi. Biz Kürtler de beş insanımızı unuttuk. Artık devlet nezdinde aferin alan siyasetçilerimiz var.
Ne mutlu bize...
Ödülümüz o kadar büyük ki, on kişi daha öldürebilirler...