Özel Yetkili Mahkemelerin (ÖYM) kaldırılması ve tutukluluk süresinin 5 yıla çekilmesi ardından Ergenekon, Balyoz ve Danıştay saldırısında hüküm giyen, aralarında eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, İbrahim Şahin, Doğu Perinçek, Levent Ersöz, Alparslan Arslan, Sedat Peker, Veli Küçük gibi çok sayıda kişi tahliye edildi. 'KCK anadavası' kapsamında tutuklu bulunan Hatip Dicle, belediye başkanları, gazeteciler ve insan hakları savunucularının da aralarında bulunduğu 91 Kürt siyasetçi için Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yapılan başvuru ise skandal gerekçelerle reddedildi.


Diyarbakır 2 suç işliyor

Müvekkileri için yaptıkları tahliye talebini önceki gün verdikleri dilekçeyle geri çekmek istediklerini bildiren avukatlar dün ise Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu'na (HSYK) başvurdu. Avukatlar, "Yetki ve görevlerinin dışına çıktığı", "Görevini kötüye kullanarak suç işlediği" gerekçesi ile Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti hakkında HSYK'ya suç duyurusunda bulundu. Avukatlar ilgili suçlamayı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile yaptı.

3 günde 500 klasör?

'KCK anadavası' avukatlarından Diyarbakır Barosu Başkan Yardımcısı Nahit Eren, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Kürt siyasetçilere ilişkin verdiği kararın kabul edilir olmadığının altını çizdi. DİHA'ya konuşan Av. Eren, "Verilen bu karar 3 gün gibi kısa bir sürede alındı. Tabi bu kararın hukuki açıdan kabul edilmesi mümkün değil. Düşünün ki Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen bir dava ve yaklaşık 500 klasörden oluşan 7 bin 500 sayfalık bir iddianameye konu edilmiş ve tamamı ortam dinlemeleri, tape kayıtları, telefon dinlenmeleri ile oluşturulmuş bir dosya. 2. ACM ilginçtir ki 3 gün içinde bu dosyaya ilişkin olarak tutukluluk halinin devamına ilişkin bir karar verdi. 3 gün gibi kısa bir sürede 500 klasörden oluşan dosyaların okunması hukuki boyutu bir yana insanın fiziki doğasına aykırıdır" dedi.

Karar kabul edilemez

Mahkemenin 5 Kürt siyasetçinin tutukluluk halinin devamına karar vermesinin ilginç gerekçelere dayandırdığına dikkat çeken Eren, "Tutuklu sanıkların tahliye durumunda 'Dağ kadrosuna katılma' gibi bir gerekçe oldukça vahim bir gerekçedir. Bu karar hukukçular tarafından asla kabul edilemez. Türk Ceza Yasası'nın aynı zamanda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun düzenlemiş olduğu tutuklama sebeplerinin, olmayan bir sebebe dayandırılarak tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Bu kararla hukuka inancımız bir kez daha sarsıldı" diye konuştu.

Objektif bir karar çıkmaz

Mahkemeden objektif bir kararın çıkmayacağı inancı ile tahliye talebine ilişkin dilekçeyi geri çektiklerini ifade eden Av. Eren, "Biz bu karardan ne anlıyoruz? Bu mahkemeler vermiş oldukları bu kararlar ile bize ne göstermek, neyi anlatmak istiyorlar? Biz bir kez daha şunu anladık; siz ne tür yasa değişikliği yaparsanız yapın bölgedeki yargı erklerinin, bölgedeki mahkemelerin Kürtlere bakış açısı budur" değerlendirmesinde bulundu.

İlk gölü yine biz yedik

Haklarında kesinleşmiş cezalar bulunanların tahliye edildiğini, ancak tutuklu yargılanan Kürt siyasetçilerin tahliye edilmemesinin düşündürücü olduğunu vurgulayan Eren, "Kürtlere bakış açısının hala değişmediğini, ülkede yaşanan Kürt sorununun çözümüne ilişkin sürecin ruhuna uygun kararlar çıkmadığını açık bir şekilde görüyoruz. Mahkeme vermiş olduğu karar ile öncekilerden farklı olmadığını gösterdi. Kürtler olarak yine ilk golü yedik" dedi.

HABER MERKEZİ