
Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri sürerken birçok ağır hasta tutsak da, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin "Avrupa Cezaevleri Kuralları" Başlıklı 3 No'lu Tavsiye Kararı imzalanmasına rağmen tahliye edilmiyor. Ağır hastaların tahliyesi için, Adli Tıp Kurumu, savcılık ve emniyetten gerekli belge ve raporlar alınması gerekiyor, bu belge ve raporlar da çoğu kez beklenen talebi karşılamıyor. Adalet Bakanlığı'nın verilerine göre, AKP döneminde en az bin 949 hükümlü ve tutuklu cezaevinde hayatını kaybetti. Yine Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2002 yılında 89 olan hasta tutuklu sayısı, 2012'de yaklaşık üç kat artarak 260'a çıktı. İnsan Hakları Derneği'ne (İHD) göre, 2013 yılı itibari ile, cezaevlerinde 162'si ağır 544 hasta tutsak bulunuyor. Üstelik bu hasta tutuklulardan 154'ü ölüm sınırında. Tutsakların serbest bırakılması için özellikle son aylarda kamuoyu baskısı arttı.
Hasta tutuklularla görüştü
Son olarak Türkiye'nin çeşitli cezaevlerinden Adli Tıp Raporu alınacağı gerekçesiyle hasta tutsakların sevk edildiği Metris R Tipi Cezaevi'nde hasta tutsaklarla görüşen BDP Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, hasta tutsakların durumunu ve hasta tutsakların tahliyelerinin önündeki engellerin kaldırılması için yapılması gerekenleri DİHA'ya değerlendirdi.
'Cezaevleri tabutluğa dönüştü'
Çeşitli cezaevlerinde hasta tutsakları ziyaret eden Beştaş, bu ziyaretlerle hasta tutsakların yaşadıkları hak ihlallerini hasta tutsaklardan dinlediklerini ve durumu ağır olan hasta tutsakların tutukluların tahliye edilmeleri için, Adli Tıp Kurumu'nda başlayan ve kimi zaman infaz savcılığında biten sürecin takipçisi olmaya çalıştıklarını söyledi. Türkiye cezaevlerinin mevcut haliyle birer "tabutluğa" dönüştüğünü belirten Beştaş, dünya genelinde cezaevlerine gönderilen insanların özgürlükleri kısıtlanarak cezalandırılırken, Türkiye cezaevlerinde tutulan tutuklu ve hükümlülerin asgari yaşam standartlarına bile erişemediklerini söyledi.
'Ölüme terk cinayettir'
Cezaevlerindeki hükümlü ve tutukluların can güvenliğinin sağlanmadığının da bir gerçek olduğunu vurgulayan Beştaş, birçok tutuklu ve hükümlünün sağlıklı bir şekilde cezaevine girse dahi, cezaevinde hastalanarak yaşamını sürdürmek zorunda kaldığını ifade eti. Özellikle hasta tutsakların tahliye edilmeyerek ölüme terk edildiğini belirten Beştaş, bu durumu "cinayet" olarak nitelendirdi. Beştaş, "Bir insanın cezaevinde ölümüne göz yummak. O insanın tahliyesi için gerekli mekanizmayı oluşturmamak cinayettir. Hiçbir hukuk sistemi bunu kabul etmez" dedi.
'Hükümet makyaj yapıyor'
Cezaevlerinde raporlarda belirtilenlerin çok daha üstünde hasta tutuklu ve hükümlü olduğunu açıklayan Beştaş, rakamların gerçeği yansıtmadığını ve bu rakamların sadece en ağır hasta tutsakları içerdiğini söyledi. Beştaş, cezaevi koşullarından ötürü hasta tutsak sayısının her geçen gün artabileceği uyarısında da bulundu. Beştaş, hasta tutsaklar sorununun çözümünde en önemli görevin hükümete düştüğünü. ancak, hükümetin de sorunu çözmek yerine, sorunu öteleyen bir tutumda olduğunu belirterek, "Hükümet sadece soruna makyaj yapıyor" dedi. Beştaş, bu öteleme ve makyaj yapma durumunun sadece hasta tutsaklarla ilgili değil, her türlü demokratik talep karşısında harekete geçtiğini belirtti. Beştaş, "Siyasi irade oluşturulduktan sonra ilgili yasayı çıkartmak AKP'nin sadece 1 saatini alır. Hükümet pamuk ipliğine bağlı. Bu nedenle de geçici çözümler üretiliyor" dedi.
'Tahliyelerin önü kapatılıyor'
"AKP çözüm üretmiyor çözüm üretmiş gibi yapıyor" diyen Beştaş, bu durumu çıkartılan yasaların sonuç vermemesi ile açıkladı. "Örneğin 'hasta tutsaklar sorununu çözeceğiz' deyip bir madde ekliyorlar. 'Hastalar, Adli Tıp raporları ile tahliye edilecekler gibi bir madde koyuyorlar. Arkasından 'topluma zarar' maddesini koyuyorlar ve ilk madde boşa düşüyor. AKP 'miş' gibi yapıyor. Sorunu çözmüyor. Yaklaşımlarında bir samimiyet yok" dedi. Hasta tutsakların tahliye edilmeme süreçlerini anlatan Beştaş, hasta tutsaklar Hasan Kaçar ve Ümit Aydın'ın tahliye edilmemelerinin de bu eklenen maddelerle engellendiğini söyledi.
'Adli Tıp raporları önyargılı'
Hasta tutsakların tahliye kararları Adli Tıp Kurumu tarafından verilen raporla belirleniyor. Bu duruma tepki gösteren Beştaş, bunun çözüm olmadığını söyledi. Adli Tıp Kurumu'nun kararlarını, "devlet aklının, tekelci yaklaşımın bir göstergesi" olarak tanımlayan Beştaş, Adli Tıp raporlarında hasta tutsakların suçlarının da yazıldığını hatırlatarak, raporların bu sebeple önyargılı olarak hazırlandığını söyledi.
'Her ölümden biz sorumluyuz'
Beştaş, hasta tutsakların sorunlarının çözümü ve tahliye edilerek tedavi hakkında doğrudan ulaşabilmeleri için oluşturulacak bağımsız heyetlerin yaptıkları incelemeler sonucunda verecekleri kararın geçerli olması gerektiğini söyledi. Beştaş, hasta tutsaklar sorununun, sadece Kürtlerin sorunu olmadığını bir insanlık ve vicdan sorunu olduğunu da belirterek, "Her ölümden biz sorumluyuz. Gezi'de sokağa çıkanlar hasta tutsaklar için de sokağa çıksın. Kardeş olduğumuz sürece değil eşit olduğumuz sürece bu sorunları çözebiliriz" dedi.
EVRİM KEPENEK/DİHA/İSTANBUL