Tutsak yakınları ve BDP örgütleri, tutsakların taleplerini sahiplenerek, kamuoyu duyarlılığı yaratmak için eylem ve etkinliklerini sürdürüyor.
Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi önünde dün de yüzlerce kişi oturma eylemi yaptı. "Susmak ölüme ortak olmaktır, ölümlere göz yummayacağız" pankartı açılırken, sık sık "Bijî berxwedana zindana", "İçerde dışarıda hücreleri parçala" ve "Siyasi tutsaklar onurumuzudur" sloganı atıldı. 12 Eylül'den itibaren açlık grevinde bulunan Ersan Nazlıer isimli tutsağın babası Hasan Nazlıer, "Cezaevlerinde bedenlerini ölüme yatıran gençlerin şu anda durumları en kritik noktaya gelmiştir. Biz burada onları yaşama döndürmek için toplanıyoruz. Maalesef, devlet yetkililerinden her zaman hakaret geliyor. Orada çocuklarımız ölüyor. Haklı olarak burada bulunmaktayız. Sayın Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü ve anadilde eğitim istiyorlar. Bunlar Kürt halkına çok görülmemelidir" şeklinde konuştu.

İHD'den mektup

İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi, açlık grevine dikkat çekmek amacıyla uluslararası kurumlar ve Türk devlet yetkililerine mektup gönderdi. Şube Başkanı Raci Bilici, cezaevlerinde ölüm haberi gelmeden çözüm haberinin gelmesi için sadece Türkiye kamuoyuna değil, dünya kamuoyuna da seslenmek istediklerini söyledi. İHD'nin mektup gönderdiği kurum, kuruluş ve şahsiyetler şunlar: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Meclis Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Rusya Federasyonu, İsveç, Hollanda, İspanya, İsviçre, Belçika İran Büyükelçilikleri, Uluslararası Ceza Mahkemesi Koalisyonu (UCMK), Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH), Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Ağı (EMHRN), Uluslar arası AF Örgütü, Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT), Dünya İşkenceye Karşı Ortak Platformu (OMCT), Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanlığı, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Uluslararası Doktorlar Birliği (IPPNW), Kızılhaç, İslam Konferansı Örgütü, Nelson Mandela Vakfı, Danimarka Dış Politika Derneği.

Açlık grevleri yayılıyor

Şırnak'ta Barış Anneleri, belediye binası önünde bir günlük açlık grevine başladı. Barış Anneleri İnisiyatifi adına Bedriye Ertak, "Biz bu eylemi, çocuklarımızın sahipsiz olmadığını tüm dünyaya duyurmak amacıyla yapıyoruz" dedi. Açlık grevi eylemini aralarında Şırnak Belediye Başkanı Faik Saltan'ın da bulunduğu çok sayıda kişi tarafından ziyaret edildi.
Bitlis'in Hizan İlçesi'nde de BDP binasında bir günlük açlık grevi yapıldı. Konya'da ise HDK İl Meclisi, BDP il binasında bir günlük açlık grevine başladı.

Ölüme zemin hazırlanıyor

HDK Batman'da ise açlık grevinin devam ettiği Batman M Tipi Kapalı Cezaevi önünde açıklama yaptı. Eyleme, BDP Urfa Milletvekili İbrahim Binici, Batman Milletvekili Ayla Akat da katıldı. HDK Batman İl Meclisi Dönem Sözcüsü Av. Leyla Orak, "Açlık grevlerini durdurmak için adım atmayan yetkililer, adeta ölümlere zemin hazırlıyor. Ölüme adım adım yaklaşan bu gidişe dur demek için harekete geçmeyenler, tutuklu ve hükümlülerin ölümünden sorumlu olacaktır" dedi.

Sözün bittiği yerdeyiz

Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi önünde de dün basın açıklaması yapıldı. Sivil toplum örgütlerinin de destek verdiği eylemde "Cezaevlerinde ölüm istemiyoruz, açlık grevleri 41. gününde" pankartı açıldı. Siirt TUHAD-DER Başkanı İrfan Baykara, "Başta hükümet olmak üzere, sessizliğini bozmayan kurum ve kişilerin vicdanları körelmiştir. Sözün bittiği yerdeyiz" diye konuştu. Açıklama, oturma eylemiyle sona erdi.
Siirt'te BDP il binasında açlık grevine devam eden Barış Anneleri'ni de çok sayıda kişi ziyaret ederek destek mesajlarını iletti.

Çözüm çadırı

Ağrı'nın Doğubeyazıt İlçesi'nde ise tutsak yakınları Demokratik Çözüm Çadırı kurdu. BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, Doğubayazıt Belediye Başkanı Canan Korkmaz'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi BDP binasından çadıra kadar yürüdü. Milletvekili Aksoy, açlık grevine girenleri yalnız bırakmayacaklarını belirtti.

Gençler yürüdü

İstanbul'da HDK Sultangazi Gençlik Meclisi, Gazi Mahallesi'nde yürüyüş gerçekleştirdi. Eski Karakol durağı önünde biraraya gelen yüzlerce genç, "Sessizlik ölüm getirir hücrede tek başına dışarıda milyonlarla açlık grevine giren tutsaklarımızı selamlıyoruz" pankartıyla Gazi Cemevi önüne kadar yürüdü. Gençler, tutsakların ölümün eşiğine geldiğine dikkat çekerek, herkesi tutsakların taleplerine duyarlı olmaya çağırdı.
Sancaktepe'de de ESP üyeleri, açlık grevlerine dikkat çekmek için yürüyüş ve oturma eylemi yaptı.
Okmeydanı'nda ise önceki akşam meşaleli yürüyüş düzenlendi.

Bayramda cezaevi önüne

BDP İzmir İl Örgütü il binasında basın toplantısı yaparak, Kürt sorununun çözümü için tutsakların taleplerine kulak verilmesini istedi. BDP İzmir İl Eşbaşkanı Fuat Mikailoğlu, ölümlerin yaşanmaması için Kurban Bayramı'nda cezaevleri önünde olacaklarını söyledi. Mikailoğlu, "Açlık grevindeki tutsaklara destek olmak ve duyarlılık yaratmak için yüreği yanan ve ölümlerin yaşanmasını istemeyen insanlar olarak bayramı kutlamayarak, Şakran ve Kırıklar Cezaevleri önünde kitlesel eylem yapacağız" dedi.

Talepleri bizim talebimizdir

Van'ın Çatak ve Çaldıran ilçelerinde BDP ilçe binaları önünde basın açıklaması yapıldı. "Açlık grevindeki tutsakların talepleri bizim taleplerimizdir" mesajı verilen eylemlerde, "Talepler haklı ve meşru taleplerdir. Herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. Hükümetten, daha çok kan ve gözyaşının olmaması, barışın sağlanması için kesilen görüşmelerin tekrar başlatılmasını talep ediyoruz" denildi.
Urfa'nın Suruç İlçesi ile Mardin'in Pınardere belde örgütü de açlık grevleriyle ilgili basın açıklaması yaptı.

Ölümler kapıda!

Hakkari Baro Başkanı Kutbettin Beyazıt da açlık grevleriyle ilgili yaptığı açıklamada, "Ölümlerin başlama ihtimalinin en yüksek olduğu evre yaşanmaktadır. Açıkça dile getirmek gerekir ki, acil bir şekilde diyalog yolları geliştirilerek cezaevlerindeki bu eylemin sona erdirilmesi sağlanmadığı takdirde her an herhangi bir cezaevinde ölüm haberleri alınabilecektir" uyarısında bulundu.

TAYAD'dan açıklama
Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği(TAYAD), açlık grevlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Tutsakların haklı taleplerinin bir an evvel kabul edilmesini isteyen TAYAD, "Faşist AKP iktidarına sesleniyoruz; tecride son verilsin. PKK ve PAJK tutsaklarının haklı ve meşru talepleri kabul edilsin. Abdullah Öcalan'a özgürlük sağlansın" dedi.

HABER MERKEZİ 




Doktorlar uyardı


Türk Tabipler Birliği'nin(TTB) açlık grevindeki tutsakları muayene etmek için Adalet Bakanlığı'na yaptığı başvuruya henüz yanıt verilmedi. Kritik günlerin kapıda olduğu uyarısında bulunan Birlik, insan yaşamına kasteden uygulamalardan vazgeçilmesini istedi.
Cezaevlerindeki PKK ve PAJK'lı tutsakların açlık grevi 42'nci güne girdi. Tutsaklardaki sağlık sorunları giderek artarken, insan hakları savunucuları ve hekimlerin tüm girişimlerine rağmen Adalet Bakanlığı sessizliğini korumayı sürdürüyor. Tutsaklardaki sağlık sorunlarını tetkik için cezaevleri kapılarının doktorlara açılmasını isteyen TTB'nin başvurusu da yanıtsız kaldı. TTB Merkez Konseyi dün yaptığı yazılı açıklamayla, Adalet Bakanlığı'na yaptıkları başvuruya yanıt verilmediğini belirterek, kritik günlerin kapıda olduğu uyarısında bulundu. Cezaevlerindeki eyleme katılanların sayısının gün geçtikçe artığına vurgu yapılan açıklamada, en son bilgilere göre 58 cezaevinde 615 kişinin süresiz dönüşümsüz açlık grevi yaptığı belirtildi.

Açlık grevi protestodur

Dünya Tabipler Birliği'nin 1991 tarihli Malta Bildirgesi'nde açlık grevine katılanları, "Zihinsel olarak ehliyetli, açlık grevine kendi iradesiyle karar vermiş, bu nedenle belirli bir zaman için yiyecek veya sıvı almayı reddeden kişi" olarak tanımladığına dikkat çekilen açıklamada, açlık grevinin bir protesto biçimi olduğu vurgulanarak şöyle denildi: "Açlık grevi bir intihar biçimi değildir. Bir protesto biçimidir. Kişi kendi iradesi ile bilinçli olarak yiyeceği reddetmektedir. Bir açlık grevi ölümle sonuçlanabilir, fakat temel amaç ölüm değildir. Günlük belli miktarlarda su, tuz ve şeker alımını devam ettirme esasına dayanır. Ayrıca açlık grevi sonlandırıldığında kalıcı nörolojik sekellerin görülmemesi için B1 vitamini içeren preparatların mutlaka alınması gerekir."

Aynı acılar tekerrür etmesin

Açlık grevindeki tutsaklarda yaşamsal risklerin başladığı günler olduğuna dikkat çeken TTB, "Hal böyle iken kimi açlık grevcilerinin B1 vitamini almayı reddettiği, kimi cezaevlerinde ise grevcilerin yalnızlaştırmaya ve tecride tabii tutulduğu, sağlıklı içme suyu, tuz, şeker ve B1 vitamini verilmediği yönünde haberler alıyoruz. Geçmişte açlık grevlerinin insan bedenine verdiği zararların birçoğu basit önlemlerle engellenebilir kalıcı sakatlıklarla ve ölümlerle sonuçlandığına üzülerek tanıklık ettik. Aynı süreçleri bir daha yaşamak istemiyoruz" dedi.

Bakanlıktan yanıt yok

Can kayıplarının yaşanmaması için Adalet Bakanlığı'na sorumluluk çağrısı yapan TTB, yaptıkları başvuruya henüz yanıt verilmediğini belirterek, şu çağrıda bulundu: "Yetkilileri bir kez daha acilen sorumluluğa davet ediyoruz. Cezaevleri yönetimlerince yalnızlaştırma ve tecrit benzeri uygulamalar asla dayatılmamalı, yaklaşan bayram tatili öncesi ivedi olarak sağlıklı içme suyu, tuz, şeker ve yaşamsal önemi olan B1 vitamini mutlaka temin edilmeli ve grevcilere ulaştırılmalıdır. Bilinmelidir ki, bu hassas süreçte aksi yaklaşımlar insan yaşamına kasıt anlamına gelecektir."

Zorla müdahale etik değil

Adalet Bakanlığı yetkilileri ise açlık grevindeki eylemcilere, "bilinçleri kapanınca" müdahale etme hazırlığında. "Tıbbi müdahale" adı altında yapılan zorla müdahalenin yasal dayanağı da Ceza İnfaz Yasası'nda mevcut. Açlık grevini "intihar" olarak tanımlayan yasa, eylemciye müdahale etmeyen hekimi de "intihara teşvik"le suçluyor. Ancak, bu yasal tehdide rağmen TTB'nin bu konudaki tutumu net. TTB, "Açlık grevcisinin bilinci bozulur ya da komaya girerse hekim açlık grevcisinin son kararına saygı göstererek tutum alacaktır. Bu çerçevede hastanın rızasına aykırı bir şekilde 'zorla besleme' etik açıdan doğru değildir" diyor.
Türk Tabipler Birliği'nin Kasım 2000'de çıkardığı "Açlık grevinde hekim tutumu, tıbbi yaklaşım" kitapçığı, açlık grevleri sırasında hekimlere alınması gereken tıbbi etik kuralları ayrıntılı olarak anlatıyor. Açlık grevinin bir protesto biçimi olduğu ve kişinin kendi iradesi ile yemeyi reddettiğine vurgu yapan TTB, hekim ya da diğer sağlık personelinin açlık grevinin sonlandırılması için tutukluya hiçbir şekilde baskı yapılamayacağını belirterek, "Tedavi ya da bakım bu amaçla kullanılamaz" diyor.

Tokyo Bildirgesi izin vermiyor
TTB'nin açlık grevlerinde hekimin alacağı tutumla ilgili temel mesleki dayanağı, 1975 yılında kabul edilen Tokyo Bildirgesi. Söz konusu bildirgenin 5. maddesi şöyle: Bir hükümlü beslenmeyi reddettiğinde, eğer hekim, beslenmeyi gönüllü olarak reddetmenin yol açacağı sonuçlar üzerinde kişinin tam ve doğru bir yargıya varacak yetenekte olduğu kanısında ise, bu kişiyi damardan beslemeyecektir. Hükümlünün böyle bir yargıya varma yeteneği ile ilgili karar, en azından bir başka bağımsız hekimce onaylanmalıdır. Beslenmeyi reddetmenin yol açacağı sonuçların hekim tarafından hükümlüye anlatılması gerekir.

 ANKARA