
İHD Amed Şubesi, Kürt illerindeki 2013 yılının ilk 9 ayına ait insan hakları ihlalleri raporunu düzenlediği bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. Şube binasında düzenlenen basın toplantısına İHD Genel Başkan Yardımcısı Av. Serdar Çelebi, Amed Şube Başkanı Raci Bilici, Şube Sekreteri Abdusselam İnceören ile şube yöneticileri Av. Rehşan Bataray Saman ve Av. Muhterem Süren katıldı. İHD Genel Başkan Yardımcısı Çelebi, 3 ay önce hak ihlalleri raporunu açıklarken içinde bulunduğumuz yılda barışa çok yaklaşıldığını açıkladıklarını hatırlatarak, “Aradan 3 ay geçti ve bir kez daha bir hak ihlalleri raporunu açıklarken, maalesef üç ay öncesinin umut dolu düşüncelerimizi dile getirmekte zorlanıyoruz. Çünkü, barış sürecindeki gidişata baktığımızda, bizi kaygılandıran birçok olumsuzluk karşımıza çıkmaktadır” dedi.
Savaş artıkları ölüm saçıyor
“Bu süreçte bizi en çok sevindiren çatışmalar sonucu ölümlerin yaşanmaması ve yaşam hakkına yönelik ihlallerde düşüşün olmasıdır” diyen Çelebi, ancak 30 yılı aşkın süre yaşanan çatışmalı ortam nedeniyle savaş artığı patlayıcılar ve bazı olumsuz uygulamaların yaşam hakkına yönelik ihlallerin sürmesine neden olduğunu ifade etti. Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nde 8 yaşındaki Behzat Özer’in yerde bulduğu patlayıcının patlaması sonucu yaşamını yitirdiğini hatırlatan Çelebi, “Bu da göstermiştir ki, bu ülkenin acil bir şekilde savaş artığı patlayıcı maddeler ve mayınlı arazileri temizlemesi gerekmektedir. Ancak maalesef, ne geçmiş hükümetler, ne de mevcut AKP Hükümeti bu konuda en ufak bir girişimde bulunmamaktadır” dedi.
Hükümet endişe yaratıyor
İki taraflı ateşkes ve PKK’nin sınır dışına çekilmesi gibi yaşanan birçok olumlu gelişmeye rağmen hükümetin tatmin edici adım atmada ketum davranmasının endişeleri arttırdığını kaydeden Çelebi, şöyle devam etti: “Son olarak 30 Eylül’de Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı ‘demokratikleşme paketi’, Kürt kamuoyunda başlatılan sürecin güçlendirilmesi ve sorunun çözümü konusunda hükümetin samimi olmadığı algısını yaratmıştır. Daha önceki açıklamalarımızda da dile getirdiğimiz üzere; bölgedeki askeri hareketlilik, karakol inşaları, güvenlik barajları, yeni korucu kadrolarının alınması, kırsal kesimdeki bölge halkı üzerindeki baskılar ve mayınlı arazilere yönelik tedbirlerin geliştirilmemesi barış süreci ile bağdaşmayan uygulamalardır.”
Yeni bir Anayasa yapılması ve anti demokratik yasaların değiştirilmesinin barış sürecinin olmazsa olmazlarından olduğunu vurgulayan Çelebi, “Ancak demokratik bir anayasanın yapılması konusundaki isteksizlik ve TMK’nın kaldırılması başta olmak düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki yasal değişikliklerin yapılmaması hükümetin sürece yaklaşımını ortaya koymaktadır” diye konuştu.
Girişimler sonuçsuz
‘KCK’ adı altında gerçekleştirilen operasyonlarda tutuklanan binlerce rehinen cezaevlerinde tutulmaya devam edildiğini belirten Çelebi, cezaevlerindeki hak ihlallerinin arttığını, hasta tutsakların durumuyla ilgili de hiçbir ilerleme sağlanmadığını kaydetti. Çelebi, “Her gün bize Türkiye’nin çeşitli cezaevlerinden mektuplar gelmekte ve yaşanan sıkıntılar anlatılmaktadır. Yapılan bu başvurulara istinaden Adalet Bakanlığı nezdinde yaptığımız girişimler maalesef sonuçsuz kalmaktadır. Son olarak Muş Cezaevi’nde de yaşanan hadise, adli ve idari makamlara yapılan başvuruların sonuçsuz kalmasının bir sonucudur” dedi.
526 hasta tutsak
“Özellikle cezaevlerinde bulunan hasta mahpusların durumu her geçen gün daha tehlikeli bir hal almaktadır” uyarısında bulunan Çelebi, şöyle devam etti: “Cezaevi Komisyonumuzun hazırladığı son rapora göre, cezaevlerinde 526 ağır hasta mahpus bulunmaktadır ve bunlardan 156’sı acil tahliye edilmesi gereken ölüm sınırındaki hastalardır. Verilen sözlere, yapılan yeni yasal düzenlemelere rağmen, hasta mahpuslar cezaevlerinde tutulmaya devam etmektedir. Tahliye edilmesi gereken ve hatta Adli Tıp Kurumu tarafından dahi ‘cezaevinde kalamaz’ denilen bazı hasta mahpuslar, savcılıkların ilginç gerekçeleriyle tahliye edilmemesi kabul edilemezdir.”
Tecrit kabul edilemez
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde uygulanan tecride de dikkat çeken Çelebi, “14 yıldan bu yana ağırlaştırılmış bir tecrit ortamında tutulan Öcalan’ın bu koşullarda tutulması hukuki olmayıp gayri insanidir. Bu koşullarda tutulmasından kaynaklı sağlığı ciddi anlamda etkilenmektedir. Sayın Öcalan’ın barışın sağlanması konusunda daha fazla katkı sağlayabilmesi açısından koşullarının değiştirilmemesi gerekmektedir” diye konuştu.
Geçmişle böyle yüzleşilmez
90’lı yıllarda işlenen insanlık dışı uygulamalar ve savaş suçları ile bu suçların zaman aşımı tehlikesiyle karşı karşıya olması meselesinin önemli bir gündem maddesi olduğunu ifade eden Çelebi, “Girişimlerimiz sonucu, bazı olaylara ilişkin davalar açılmıştır. Ancak, bu yüzlerce dosyanın zaman aşımına uğrama tehlikesini ortadan kaldırmamaktadır. Yürütülen soruşturmalar münferit olmanın ötesine geçmeyen ve sadece o dönem bölgede görev yapan bazı şahıslara ilişkin soruşturmalardır. Oysaki burada yaşanan insanlık suçları devletin yetkili organlarınca alınan kararlar ile hayata geçirilmiştir. Bu nedenle sadece birkaç komutanı veya askeri/polisi sorgulayarak yaşananlarla hesaplaşma sağlanamaz. Toplumsal barışın sağlanması ancak geçmişle yüzleşme ile sağlanabilinir” diyerek, taleplerini şöyle sıraladı:
* Geçmişte yaşanan kirliliklerin ortaya çıkması için vakit kaybetmeden Hakikatleri Araştırma ve Adalet Komisyonu adıyla bir oluşuma gidilmelidir.
* Böylesi bir komisyonla devlet arşivlerini açarak geçmişte yaşananlar açığa çıkarılmalı, işlenen insanlık suçlarından hesap sorulmalı, kaybedilenlerin akıbeti ortaya çıkarılmalıdır.
Çetelere destek tespitli
Açıklamasında Suriye’de yaşanan gelişmeler ve Türkiye’nin Rojava’ya yönelik politikalarına da değinen Çelebi, “Son üç aylık süreçte sınır bölgesinde yaptığımız araştırma ve incelemelerde Türkiye’nin çeteci yapılanmalara destek verdiği, sınır kapılarını kapatarak Rojava halkına ambargo uyguladığını tespit etmiş bulunmaktayız. Son olarak sınırın bazı bölgelerinde ‘utanç duvarı‘ diye tabir ettiğimiz güvenlik duvarlarının yapımıyla, aynı kaderi paylaşan halkı adeta birbirinden tamamen ayırmayı hedeflemektedir. Türkiye, Rojava halkına yönelik uygulamalarıyla bölge halkının tepkisini çekmiştir. AKP Hükümeti’nin bu yaklaşımı, içinde bulunulan barış sürecini de olumsuz manada etkilemektedir.”
Sürecin selameti için
Son olarak barış sürecinin gidişatı, kaygıları ve taleplerini sıralayan Çelebi, şunları belirtti: “Yılın başından itibaren devam eden ancak son günlerde gidişatı iyi olmayan barış sürecinin başarıya ulaşması için daha fazla çaba gösterilmelidir. Olumsuzlukların gideril- mesi için başta hükümet olmak üzere toplumun tüm kesimlerini üzerine düşenleri yapmaya çağırıyoruz. Barış sürecinde diyalog ve müzakerenin daha olumlu koşullarda gerçekleşebilmesi için PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılarak, müzakereleri yürütebileceği uygun koşullar sağlanmalıdır.”
9 ayda 900 gözaltı
2013 yılının ilk 9 aylık sürecinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin raporda yer alan bazı ihlal başlıkları ve veriler şöyle:
* Çatışmalarda yaşamını yitiren-yaralanan güvenlik güçleri: 1 ölü, 7 yaralı
* Çatışmalarda yaşamını yitiren PKK’li: 28
* Faili meçhul cinayet, yargısız infaz, çatışmalardaki sivil ölümler: 19 ölü, 29 yaralı
* Resmi hata ve ihmal sonucu ölüm/yaralanmalar: 19 ölü, 4 yaralı
* Kadın intiharları: 23 intihar, 9 teşebbüs
* Erkek intiharları: 22 intihar, 4 teşebbüs
* Çocuk intiharları: 12 intihar
* Asker/Polis intiharları: 8 intihar, 4 teşebbüs
* Gözaltına alınanlar: 900
* Tutuklananlar: 213
* İşkence ve kötü muamele: 321
* Toplumsal olaylara müdahale: 92 müdahale, 86 yaralanma/darp
* Soruşturma, dava ve cezalara maruz kalan kişi sayısı: 512
* Cezaevlerinde yaşanan ihlaller: 822
* Ekonomik ve sosyal haklara yönelik ihlaller: 2360
* Diğer ihlaller: 1751
ANF/AMED