Türkiye bir türlü normalleşemiyor. Askeri vesayete son verildiği ve normalleşmeye gidildiği bolca propaganda edilse de, gerçek anlamda bir normalleşme görülmemektedir. Normalleşmenin en önemli kıstası Kürt sorununun çözümüdür. Kürt sorunu çözülmeden ne demokrasi sorunu ne de normalleşme yaşanır.
Kürt sorununda önemli bir aşamaya gelindi. Devlet epeydir Sayın Öcalan’la görüşüyor. Bu görüşmelerde Sayın Öcalan söylenecek her şey söylendi, artık sorun pratik adımları atmakta, diye açıklamada bulundu. Ayrıca protokollerin yapıldığını ve komisyonların oluşturularak çalışmalara başlanacağını da belirtti.
Herkes bu defa durum daha ciddi diye epey de ümitlenmişti. Çünkü hükümet seçimlerde oylarını daha da arttırmıştı. Bu artma Sayın Öcalan’la görüşmelerin seçim meydanlarında bilinmesi ortamında olmuştu. Bu da çözüm için hükümetin elini daha da güçlendirmişti.
Durum birçok yönüyle barışa ve çözüme müsait ve ortam epey yumuşamıştı. Seçim öncesi bazı gerilla gruplarının imhasına rağmen Kürt tarafı çatışmalardan kaçındı. Seçim sonrası hükümetten bir çözüm ve demokratikleşme iradesi beklenirken operasyonlara daha fazla hız verildi.
Bundan daha fazlası ise basın yayın aracılığıyla yapılmaya başlandı. Özellikle Fethullahçı ve yandaş basın büyük bir kara propagandaya başladı. Sanki Kürt sorunu çözülmüş, her şey yolunda ama bir PKK ve BDP belası işleri bozuyor. Bu hareketler de olmazsa ortalık sütliman olacak!
Kürt hareketlerini kontrole alamayınca nereye bağlayacaklarını bilemiyorlar. Şunun bunun taşeronu dediler ama inandırıcı olamıyorlar. Başta Fethullahçılar, yandaş kesim bilinçli ve inatla PKK, Ergenekon işbirliğini işliyorlar. Bununla Kürt hareketlerinin meşruluğuna gölge düşürmeye ve haklarında bilinç çarpıtması yaratmaya çalıştılar. Bunu şimdi nasıl savunacaklar? Onlara göre devlet içindeki çeteler temizleniyor. Darbeciler tutuklanıyor. Peki PKK ile işbirliği yapıp şiddeti tırmandıran ve hükümeti zora sokan hangi güç?
Askeri vesayete son veriliyor, Ergenekon temizleniyor. Güzel. Peki şimdi dağ taş operasyon yapan gerillanın üstüne giden ve eylemsizliği fiilen ortadan kaldıranlar kim? Bu güçler hükümetten bağımsız mı? Yoksa Ergenekon hala güçlü ve iş başında mı? Tüm ordu kademelerinde hakim ve ülkenin her tarafında operasyon yapacak ve hükümeti boşa çıkaracak yapıda mı?
Hükümet yandaşı ve aydınlar neden bu konuları ciddi biçimde tartışmıyor? Nerede Sayın Öcalan’la yapılan görüşmelerin sonuçları? Hükümet neden bu protokolerin gereğini yerine getirmiyor? Neden operasyonları durdurmuyor? Hep suçlu olan Kürt tarafı mı? Hükümet Kürt tarafı ile sorunu çözmek istiyor mu?
Basının ve aydınların bu soruları sorup üstüne gitmesi gerekir. Bunlar yapılmadıkça sadece psikolojik savaş yapılır veya ona alet olunur. Sadece Kürtleri suçlamak ve hep onların yanlış yaptığını söylemek açık ki akıllıca bir davranış değildir ve sorunun çözümüne katkı sunmaz.
İran Kürtlere saldırıyor Türk basını ve hükümet yandaşları zevkten dört köşe. Suriye, Mısır ve Libya halka baskı yapınca en azından rahatsızlıklarını dile getiriyorlar. Sıra Kürtlere gelince neden demokrasi ve yaşam hakkının kutsallığı unutuluyor? Türkiye’de sadece orduda ve resmi çevrelerde değil, tüm kesimlerde egemen ve olağanlaşmış bir ırkçılık vardır. Kürt düşmanlığı her kesime sinmiş. Başka halklar ve örgütler için normal ve hak olanlar, sıra Kürtlere geldi mi yok sayılıyor.
PKK ve gerilla Türkiye’de bir olgu. Otuz yıldır bu hareket yokedilmeye çalışıldı ama başarılamadı. Kürt sorunu hep bir isyan ve bastırma olarak ele alındığından devlet bu ezberi bozmadı. Ancak bu defa hareket yenilmedi ve Kürt, Türk ilişkilerinde artık silahları, isyan ve bastırmaları devreden çıkarmak gerekiyor. Burada iki tarafa da yükümlülük düşüyor. Devletin güç kullanma hakkı vardır deyip eski statüyü Kürtlere dayatmanın hiçbir haklı yani yoktur.
Basın ve aydınlar savaşa ve çatışmalara tavır koymalıdır. Ordu güçleri gerillayı öldürdüğünde bunu olağan karşılayacaksın, evler basılıp binlerce insan tutuklandığında sessiz kalacaksın gerilla karşılık verdiğinde de feveran edeceksin. Bu olmaz. Bununla barış ve demokrasi tesis edilmez. Hükümet özel mahkemeler ve özel birlikler kurduğunda buna destek vereceksin. Sadece Kürtce savunma yapmak istediği için mahkemeler bloke edilecek ve yüzlerce tutuklu savunmasız hapiste tutulacak. Buna karşı çıkmayacaksın, kıyameti koparmayacaksın. Kürtler kendisini savunmaya kalktığında veya kendisini yönetmek için taleplerde bulunduğunda olmaz deyip saldıracaksın. Bu zihniyet ve anlayışla barış ve demokrasi gelmez. Kürt Türk ilişkileri hak ve adalet üzerine oturmaz.
Kürtler kendisini yönetmek isteyecektir. Bu, onun doğal hakkıdır. Kimse tek yanlı inkarcı ve sömürgeci bir egemenliği artık dayatamaz. Kürtleri ezebilirseniz bunu yapabilirsiniz ama ezemezseniz yapamazsınız. Çünkü Kürtler eski statüye itiraz ettiler ve otuz yıldır büyük bir bedel ödediler. Bunu yok sayamazsınız. 1940’lardaki zihniyet ve statüyle Kürtleri elde tutamazsınız. Artık tüm aydınların ve hükümet çevrelerinin bu gerçekleri kabul etmesi gerekir.