2010 yılında 791 kadın ‘namus’ ve ‘töre’ kaynaklı saldırılar sonucu yaşamını yitirirken, bu sayı, geçtiğimiz yıl 943’e yükseldi. Afganistan’da kadınların yüzde 70’i okuma yazma bilmiyor. Dağlık bölgelerde ve köylerde yaşayan bir çok kadının nufüs cüzdanı bile yok. Eşlerinin ve erkek akrabalarının izni olmadan ev dışına çıkmaları da yasak.
500 bin kadın sokağa çıktı
Ancak tüm baskı ve saldırılara rağmen kadın ve insan hakları örgütlerinde örgütlenerek haklarını almak için mücadele ediyorlar. Bu yılın şubat ayında özgürlük ve eşitlik talebiyle yarım milyon kadın başkent Karaçi’de büyük bir gösteri yaptı. Geçtiğimiz günlerde, kadın hakları ve çocukların sömürülmesine karşı mücadele eden Köle İşçilere Özgürlük Hareketi (BLLF) yöneticisi 7 kadın İsveç’e gelerek bir dizi temaslarda bulundu ve konferanslara katıldı. Stockholm’de yapılan konferansta kadınlar yaşadıkları bölgelerdeki sorunlarını gündeme getirdi. Kendileriyle görüştüğümüz kadınlar, Afganistan sınırındaki Sara bölgelerde farklı bir kültür olduğu için, kadın hakları için çalışmanın daha da zor olduğunu ifade ederek, halkın birçok şeyi önce Mollalara sorduğunu ve onların verdikleri cevaba göre hareket ettiklerini, bu nedenle de sivil toplum örgütlerinin mollalardan bağımsız çalışma yürütmelerinin oldukça güç olduğunu belirtiyorlar. Kadınlar ayrıca “Programımızı Mollaya göstermemiz ve onun onayını almamız gerekiyor. Mollanın evet demesi durumunda aileler çocuklarını okula yolluyor. Aslında Mollaların arkasında politikacılar var. Mollalara ne yapacaklarını onlar söylüyor” söylüyor.
Kimlik kartının yararını bilmiyorlar
Kadınlardan Saima Noor, Talibanların kız öğrencilerin okullara gitmelerine karşı çıktığını, okul yöneticilerini okulları yakmakla tehdit ettiklerini söylüyor. Talibanların yaygın bir biçimde kız ve erkek çocuklarını kaçırdıklarını ve fidye karşılığı serbest bıraktıklarını, ancak ailelerin kız çocuklarını kabul etmemelerinin büyük sorunlara neden olduğunu anlatıyor. “Bazen Mollalar devreye girip kaçırıldıkları için kızların suçlanmayacağını söyleyerek ailelerinden kızlara sahip çıkmasını istiyor” diyor. Ayrıca dağ köylerinde yaşayan kadınların çoğunun kimlik kartı olmadığı için seçimlerde oy kullanamadıklarını aktaran Noor, kadınların çoğunun kimlik kartının kendilerine sağlayacağı yararların bilincinde olmadığını söylüyor. BLLF, kadınları okuma yazma öğrenmeye teşvik etmenin yanı sıra kimlik kartı almaları için de ikna etmeye çalışıyor. Erkeklerin kadınların kimlik kartı almalarını engellemeye çalıştıklarını, ikna ettikleri kadınların bazılarının da nufüs müdürlükleri önünde saatlerce bekletilmelerinden dolayı kimlik kartı almaktan vazgeçtiklerini ifade ediyor.
Kadın emeği sömürülüyor
Naima Sheikh de, Pakistan’da kadınlar için en büyük sorunun evden dışarı çıkmasının yasaklanması olduğunu söylüyor. Sheikh, kadınların babaları, eşleri ve erkek kardeşleri tarafından evden dışarı çıkmalarının engellendiğini belirterek, “Erkekler kadınların öğrenim görüp meslek sahibi olmalarını ve para kazanmalarını istemiyor. Kadınların sadece ev işleriyle uğraşmalarını, çocuklara bakmalarını istiyorlar. Bu yüzyıllar boyunca devam eden geleneklerin sonucu böyle. Çalışanların oranın yüzde 1’den az” diyor.
Sheikh ayrıca, hükümetin işçiler ve halkın değil zenginlerin çıkarı için çalıştığına vurgu yaparak şunları belirtiyor: “Hükümeti oluşturanlar klan liderleri ve zenginler. Parlamentoda bir kaç kadın milletvekili de var. Ama hiçbiri kadın haklarını savunmuyor. Seçilebilmek için rüşvet dağıtıyorlar. Ama seçildiklerinde harcadıkları paranın en az yüz katını kazanıyorlar. Pakistan’da halk yoksul. Pek çok ailenin günde iki öğün yemek satın alacak parası yok. Hükümet gündelikçi olarak çalışan işçilere günde 300 rupi ücret ödenmesini kararlaştırdı. Ama bu pratikte uygulanmıyor. İşsizlğin fazla olduğu Pakistan’da işçiler 100-150 rupi günlük ücretle çalışmayı kabul etmek zorunda kalıyor.”
MURAT KUSEYRİ / STOCKHOLM