TTB Merkez Konsey üyesi Selma Güngör, açlık grevcilerin kontrolü için bağımsız heyetlerin cezaevine girişine izin verilmesi gerektiğini belirtti. Açlık grevinin “sağlık sorunu” olmadığının altını çizen Güngör, iktidarın açlık grevcilerine yanıt verme zorunluluğu olduğunu söyledi.

DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması amacıyla sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminin 117. gününde

 

DİREN YURTSEVER / MA/ANKARA

Güven ve cezaevlerindeki açlık grevlerinin geldiği aşamaya dikkat çeken Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey Üyesi Dr. Selma Güngör, hükümeti adım atmaya çağırdı.

Türkiye’de açlık grevlerinin sık yaşanan bir durum olduğunu hatırlatan, Güngör, cezaevlerindeki açlık grevi sürecini takip etmek için bir komisyon oluşturduklarını söyledi. Komisyonun temel amacının cezaevindeki açlık grevcilerin izlenmesi olduğunu dile getiren Güngör, “Şimdiye kadar takip ettiğimiz açlık grevleri sürecindeki bilgileri bir araya getirerek gerekli açıklamaları sunmak oldu” dedi.

Bazı ihtiyaçlar verilmiyor

 Bazı cezaevlerinin açlık grevindeki tutuklulara kimi ihtiyaçlarının verilmediğini bilgisini paylaşan Güngör, “Cezaevlerinin keyfi davranmasını önlemek için alınması gereken asgari önlemleri saydık. Ne yazık ki cezaevleri tarafından azami anlaşıldı. Örneğin; şeker, su, tuz, karbonat, B1 vitamini alınması gerektiğini söyledik. Bu bazı cezaevleri tarafından yalnızca şeker ve su olarak alınıp, komposto suyunu ya da meyve sularını vermemek biçiminde ya da şeker çeşitlerini vermemek biçiminde bir davranışa yönelmiş. Buna dair şikayetler geldiğinde uyarılarımız oldu” diye konuştu.

Doku yıkımının göstergeleri

 Açlık grevinin “sağlık sorunu” olmadığının altını çizen Güngör, açlık grevlerinin geldiği aşamada yaşanabilecek sağlık sorunlarına ilişkin şunları söyledi: “Vücut kitle endeksinin yüzde 15’in altına düşmesini kritik eşik olarak tanımlıyoruz. Bunun için düzenli olarak kilo, tansiyon, nabız takiplerinin yapılması lazım. Ne kadar sıvı aldıklarının ne kadarını çıkardıklarının düzenli takibinin yapılması lazım. Cezaevlerinde açlık grevlerinin geldiği bu aşamada kilo kaybına bağlı olarak baş dönmeleri, tansiyon değişiklikleri, doku yıkımına bağlı olarak yıkılan doku böbreklerden atılacağı için böbrek yetmezliğine gidiş gibi durumlar söz konusu olabilir. Sistemlerde bozulmalar olabiliyor. İshaller ortaya çıkabilir. Vücut direnci düşer ve buna bağlı olarak sık enfeksiyon geçirme söz konusu olabilir. Işığa, seslere, koku ve tat alma duyularına karış hassasiyetler gelişebiliyor. Bunlar doku yıkımının göstergeleridir.”

Cezaevleri yönetimleri reddediyor

 Tabip odalarının cezaevlerine bağımsız heyetlerin girmesi ve muayene etmesi yönündeki taleplerinin cezaevi yönetimleri tarafından reddedildiğini vurgulayan Güngör, “Cezaevlerindeki hekimlerle doğrudan bir bağlantı kurma olanağımız olmadığı, bağımsız heyetlerinde de cezaevlerine alınmadığı için kim ne aşamada, sağlığında nasıl bir değişikliğin olduğu, kötüye doğru bir gidiş var mı bilemiyoruz” dedi.

 Açlık grevlerine girenlerin güvendikleri kişiler tarafından açlık grevlerinin sonuçlarına dair bilgilendirilmeleri gerektiğini belirten Güngör, “Tabip Odalarına ya da TTB’ye yapılan başvurular olursa bağımsız hekimler tarafından bilgilendirilmeleri, onların açlık grevlerini nasıl sürdürecekleri konusunda karar vermelerini sağlayacaktır. Bu anlamda bu bilgilendirmenin mahpusunda kendini güvende hissettiği bir ortamda yapılması önemli. Bu iradeye saygı duyulması gerektiğini de söylüyoruz” diye konuştu.

 Çözüm yoluna gidilmeli

Güngör, şöyle devam etti: “Açlık grevi yapanlar kendilerini öldürmek istemiyorlar. Bir amaçları var ve bu amaçlarına ulaşmak için açlık grevine gidiyorlar. Siyasal iktidarın bu aşamada bunun gerçekleşebilme koşuluna bakması lazım. Siyasal iktidarın, eğer yurttaşlık hakları sınırları içerisindeyse, o ülkenin hukuk sınırları içerisindeyse, bir ölüm zaten olmaması gerekir ama daha fazla doku yıkımına sağlık bozulmasına yol açmadan çözüm yoluna gitmesi önerimizdir.  Hükümet, Türkiye’deki bütün yurttaşlardan sorumludur. Dolayısıyla cezaevindeki yurttaşlardan da sorumludur. Onların hem yaşam hakkını savunmak hem de var olan hukuka uygun olarak yaşamalarını sağlamak ve var olan hukuka uygun haklarını korumakla yükümlü. İktidar, açlık grevinin yapılma amacı hukuksal kuralların neresine uyuyorsa en azından bunu değerlendirmek ve bununla ilgili bir yanıt vermek zorunda.”

 
 

Kadınlardan Güven’e ziyaret

   

HDP’li kadın vekiller ve Rosa Kadın Derneği, açlık grevi eyleminin 117. gününde olan Leyla Güven’i ziyaret etti.

 Güven’i bugün HDP milletvekilleri Oya Ersoy, Tülay Hatimoğulları, Serpil Kemalbay, Saliha Aydeniz, HDP MYK üyeleri ve Roza Kadın Derneği üyeleri  ziyaret etti. Kadınlar, Güven’e dayanışma dileklerini ileterek, talebinin kendi talepleri olduklarını belirtti. Güven ise kadınların desteği karşısında güç aldığını ve bu güç ile mücadelesinin büyüdüğünü vurguladı.

 
 

Balonlar uçuruldu

   

HDP İzmir Kadın Meclisi, Güven için balon uçurma etkinliği yaptı. Konak’ın Alsancak Semtinde Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde bir araya gelen kadınlar, “Savaş değil barış istiyoruz”, “Leyla Güven onurumuzdur” sloganları attı. Beyaz ve mor balonlar ellerinde taşıyan kadınlar adına kısa bir açıklama yapan Semra Uzunok, savaşa, kadın sömürüsüne karşı 8 Mart’ta alanlarında olacaklarını söyledi. 117 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven ve tüm kadın tutuklular için barışı temsil eden beyaz balonlarını gökyüzüne bırakanların ifade ederek, “Leyla Güven şahsında tüm açlık grevindekiler yaşasın diyoruz. Yaşamın kurusu kadınlar olarak kimse ölmesin, toplumun tüm renkleriyle özgürce birlikte yaşamak istediğimizi bir kez daha ifade etmek istiyoruz” dedi.

Kadınlar zılgıt ve sloganlarıyla balonlarını gökyüzüne uçurttu.