
AKP’nin devreye soktuğu “savaş konsepti” ile birlikte, artan ölümler, çatışmalar ve gittikçe kaotik bir durum almaya başlayan toplumsal çatışma hali, kaygıları artırırken; toplumdaki barış ve çözüm taleplerini de yoğunlaştırdı. CHP ve HDP’nin yanı sıra toplumun değişik kesimleri tarafından son günlerde “eylemsizlik, çatışmasızlık ve müzakere masasına” dönme çağrıları yapıldı. Bu çağrılara muhatap olan KCK, “çağrılara değer verdiğini” belirterek, çözümü silahlı yöntemlerde aramadıklarını ifade etti. Ayrıca çözüm için taleplerini sıralayan KCK, masaya oturmaya hazır olduğunu dile getirdi.
Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Baki Düzgün, KCK’nin toplumun “barış çağrılarına” cevap vermesinin kendileri açısından umut verici olduğunu söyledi. Düzgün, “Savaşı başlatan Kürt tarafı değil, DAİŞ’e operasyon yapma adı altında Kürtlere ve sosyalistlere operasyonlar yapanlardır” diyerek, operasyonlar başladığından beri bin 500 kişinin gözaltına alındığını hatırlattı. Düzgün, “Bu savaşın kimler tarafından ve neden başlatıldığı takip edilirse görülecektir. Buna rağmen KCK’nin ve Kürt tarafının bizlerinde aralarında olduğu toplumun geniş kesimi tarafından yapılan ‘ellerin tetikten çekilmesi’ çağrısına yanıt verilmesi son derece önemlidir. KCK’nin bu açıklaması kıymetli ve değerlidir. Umut ediyorum ki, karşı taraf bu açıklamaya cevap verir. Ama maalesef biz karşı tarafın koas ve savaş ortamından beslendiğini biliyoruz. Kaybettiği seçimleri operasyonlarla, ölümlerle ve yiten canlarla kazanmak istiyor. İnsanları yıldırmak ‘Allah kahretsin verelim bu başkanlığı da kurtulalım’ dedirtmek istiyor” dedi.
Operasyonlar devam ettikçe
KCK’nin açıklamasının böylesine ciddi savaş ortamında barışa dair umutları güçlendirdiğinin altını çizen Düzgün, hükümetin yapılan açıklamalara ve çağrılara cevap vererek derhal eylemsizlik pozisyonuna ve müzakere masasına çekilmesi gerektiğini söyledi. Düzgün, “Ama bu operasyonlar devam ederse insanlar kendilerini savunacaktır ve bu da daha fazla ölüm demektir” diyerek, hükümetin mevcut tutumundan vazgeçmesini istedi.
Alevilerin barış talep ettiğini de hatırlatan ve bu yüzden saldırılara maruz kaldıklarını dile getiren Düzgün, son dönemlerde kendilerine yönelik saldırıları anlattı. Düzgün, “Alevilere yönelik provokasyon var. Alevileri sokağa dökmeye ve kontrol etmeye çalışıyorlar. Biz ısrarla bu ülkede savaş olmasın diyoruz. İnsanların barış içerisinde yaşamasını istiyoruz. Barış istiyoruz biz” dedi.
Düzgün, Alevi toplumu olarak 1 Eylül’de güçlü barış mitinglerine hazırlandıklarını söyledi.
Barışa ikna etmemiz lazım
KESK Genel Başkanı Lami Özgen de Barış Bloku üyeleri olarak çağrılarına KCK’den yanıt gelmiş olmasından dolayı memnuniyeti dile getirerek, yapılan açıklamanın barış isteyen herkese daha fazla sorumluluk yüklediğini söyledi. Özgen, silahların susmasının önemli olduğunu ancak bundan daha önemlisinin ise silahların bir daha devreye girmesini engelleyecek olan sorunun çözümü olduğunu belirterek, KCK’nin yaptığı açıklama ile çözüme hazır olduğunun mesajını verdiğini söyledi. KESK olarak barışı savunmaya ve bu anlamda seslerini yükseltmeye devam edeceklerini ifade eden Özgen, “Bu çağrı bizim sorumluluğumuzu arttırdı. Şimdi hep birlikte en azından bir tarafın çözüme hazır olduğunu biliyoruz. Diğer tarafı da bizim barışa ikna ve hatta mecbur etmemiz gerekir. Bu nedenle gerekirse taraflarla görüşmemiz lazım. Biz önümüzdeki günlerde eylemimizle de alanlarda olacağız” dedi. Özgen, bu talebin sadece kendilerine ait değil bütün emekçilerin talebi olduğunu söyledi.
Tahmaz: Dönüş için bir fırsat
Barış Meclisi Sözcüsü Hakan Tahmaz, Barış Meclisi’nin her koşulda ateşkes çağrılarına dönük tartışmaları önemli bulduğunu belirterek, KCK’nin çatışmasızlık çağrılarının karşılık bulması gerektiğini kaydetti. Tahmaz, “KCK’nin bu çağrısını her iki taraf arasında atılacak adımın ilk işareti olarak görmek gerektiğini düşünüyoruz. Devlet, askeri ve siyasi operasyonları sonlandırmalıdır” dedi.
Çatışmasızlık ve çözüm sürecinin en önemli aktörünün Öcalan olduğuna işaret eden Tahmaz, Öcalan’a uygulanan yasadışı görüş yasağının kalkmasıyla birlikte, sürecin kaderini belirleyecek bir aşama kaydedileceğini ifade etti. “Hiç kimse Öcalan’a görüş yasağı sürerken çatışmasızlık beklememeli” vurgusunda bulunan Tahmaz, Öcalan’ın KCK için kilit nokta olduğunun altını çizdi. Tahmaz, “Öcalan’a yasak koymak ve sürdürmek savaşı barışa tercih etmektir. Bunun hiçbir gerekçesi olamaz. Öcalan’ın durumu çözüm sürecinin nereye evirileceğinin göstergesi oldu. Türkiye yangın yerine döndü. Savaş politikasının terki zorunluluktur” şeklinde konuştu.
KCK’nin barış çağrılarına karşılık yaptığı açıklamanın, savaştan dönüş için bir fırsat olduğuna dikkat çeken Tahmaz, şöyle devam etti: “İlk adım olarak Öcalan’ın görüş yasağı kaldırılmalı. Ailesi, avukatları, vasisi ve siyasi heyetle görüşmesi sağlanmalı. Sürece ilişkin görüş ve önerileri doğrudan kamuoyu ile paylaşılması sağlanmalı. Bugün, geniş kamuoyunun bunu beklediği ve arzuladığını söylemek mümkün. Öcalan’ın önerileri doğrultusunda çözüm sürecinin bundan sonra nasıl ilerleyeceğini konuşmak, tartışmak ve sonuçlandırmak daha gerçekleşebilir bir yol olacağından eminiz. Çünkü son iki yılda çözüm sürecinde ne kadar ilerleme sağlandığıysa bu Öcalan önerileri çerçevesinde olduğu artık kabul etmemiz ve içselleştirmemiz gerek.”
KCK’nin “Kürt sorununu silahlı mücadeleyle çözeceğiz biçiminde bir stratejiye sahip olmadığımız herkes tarafından bilinmelidir” cümlesiyle dikkat çektiği noktanın önemli olduğunu kaydeden Tahmaz, “Artık ne PKK ne de Türkiye savaş stratejisiyle bir sonuç alınamayacağını tecrübe edindi. Her iki tarafta bunu çeşitli biçimlerde ifade ediyor. Bu nedenle barış çağrısının cevap bulmamasının bir nedeni yok. Yeter ki çözümün siyasal muhataplarla çözülmesi benimsensin” dedi.