Yurtdışında siyaset her geçen gün biraz daha önem kazanıyor. Bu da ister siyasi nedenlerle yurtdışına çıkmış olsun, ister ekonomik nedenlerle göç etmiş olsun yurtdışındaki demokratlara olağanüstü sorumluluklar yüklüyor.
Göçmen kitlesine, yurtdışındaki Kürt nüfusa seslenmek, onları bilgilendirmek ve örgütlemek elbette Kürt Özgürlük Hareketinin ve müttefiki partilerin değişmez görevi.
Ama sanıyorum ki, şimdi bu görevi Avrupa, Rusya ve ABD kamuoyunu bilgilendirme görevi ile birleştirmek gerekiyor.
Elbette diplomatik çevrelere, hükümetlere, belediyelere yönelik çalışmalar önemlidir. Bu kurumlardaki sorumluların Türkiye’deki baskılara karşı konuşması Erdoğan rejimini korkutur.
Ancak, bu çevrelerin, hükümetlerin, Avrupa, Rusya, ABD parlamentolarının Türkiye’de olan bitenlere duyarlı hale getirilmesini garanti altına alacak çalışma, bu ülkelerdeki halk kitlelerini bilgilendirmektir.
Yaratıcı yöntemler üzerinde çalışmak iyi olur. Özellikle bulundukları ülkelerin dilini bilen gençler hiç biz yaşlıların aklına bile gelmeyecek yaratıcı yöntemlerle o ülkenin halkına seslenmeyi başarabilir.
O gençlere akıl vermek haddim değil. Ama yine de aklıma gelenleri yazmadan edemeyeceğim.
Kırk-elli ya da yüz kişiyle yapılan yürüyüşleri küçümsemem. Kim geliyorsa onlarla yürümekten vaz geçilmemeli. Ama örneğin Almanya’nın en işlek yerlerinde, "dev boyutlu" günlük "duvar gazeteleriyle", Türkiye’de olan biteni duyurmak ilginç olmaz mı?
Düşünün, genç ressamlarımız, karikatüristlerimiz, yazarlarımız örgütleniyor ve her gün, örneğin "on metreye yirmi metre" ebadında renkli, resimli bir günlük duvar gazetesi yayınlıyor. Her sabah yapılan yazı kurulu toplantılarında manşet belirleniyor. Elbette bu "manşetler", biz yaşlıların attığı manşetlerden çok farklı oluyor. Yoldan geçen yaşıtlarının merakla okuduğu böyle bir gazetenin Almanya’nın, Fransa’nın, İngiltere’nin, Belçika’nın, Hollanda’nın tüm büyük kentlerinde örgütlenmesi sizce nasıl olur?
Hiç kuşkusuz böyle bir "duvar gazetesinin" güvenliği de önemlidir. Hükümetin Avrupa’daki ajanları "duvar gazetesine" saldırabilir.
Eh, alın size bir görev daha...
Gazetemizin "öz savunması"nı elbette "silahsız" ama yıkılmaz bir "özgüvenle" gerçekleştirecek binlerce genç bu göreve seve seve koşacaktır.
Elbette bunları "örnek" olsun diye yazıyorum. Kürt Özgürlük Hareketinin ve müttefiklerinin gençliği benim aklımın yetmeyeceği yaratıcılıkta pek çok öneri ortaya atabilir.
Sorun, yeni durumda yeni yöntemler bulmanın en temel mücadele ilkesi olduğunu anlamaktadır. Eh, "yeni durum ve yeni yöntem" denince de, bunların keşfini "yeni nesilden" beklemek en akıllı tercih olur.
Söylemek istediğim, AB, Rusya ve ABD kamuoyunu ve özellikle buralardaki "sıradan insanları, özellikle gençliği, kadınları" Türkiye hakkında bilgilendirmenin önemidir. Bilgilenen insanların az sonra bizimle birlikte Erdoğan rejimini AB ülkelerinde, Rusya’da ve ABD’de sokaklarda protesto edeceğinden emin olabiliriz. Yeter ki, onlara hitap etmenin yaratıcı yollarını bulabilelim.
Bunu bulduğumuz ve kitleleri etkilediğimiz zaman, onlar kendi ülkelerindeki hükümetlerin üzerinde ciddi baskıda bulunacaklardır.
Bir başka ifadeyle söyleyecek olursam, mesele şu: Biz sistem içi güçlerin yaptığına benzer "lobi" faaliyetlerinde bulunamayız. Çünkü bunlar daha çok sermaye güçlerinin desteğinde yapılan faaliyetlerdir. Yahudi lobisi demek, o ülkedeki Yahudilerin o ülke insanlarıyla kurduğu ilişki demek değildir. Büyük kapitalist firmaları yöneten Yahudilerin, o ülkenin kapitalistleriyle ve hükümetleriyle kurduğu ilişki demektir.
Bizim "lobi" faaliyetimizin temeli, halklararası ilişkilerdir. "Kapitalist lobinin" alternatifidir bu.
Demokrasi güçleri birbirinden farklı "cephelerde" mücadele ediyor. Her "cephenin" tarzı, dili, yöntemi elbette bir diğerinden farklıdır.
Batı "cephesinde" Batılı gençleri, kadınları kazanmak, onlara onların diliyle hitap etmek, hareketin "barışçı" karakterini, rejimin "savaşçı" cibilliyetini sergilemek, bana öyle geliyor ki, çok önemlidir.
Şey... Unutuyordum: Bu yazdıklarım "gençleri nasıl örgütleriz" sorusuyla da ilgili.