Hükümette Biden hazırlığı

13 Kasım 2020 Cuma - 19:30

  • ABD seçimlerinden mevcut başkan Donald Trump’ın rakibi Joe Biden’ın galip çıkmasıyla birlikte karışan Ankara’da yeni dönemin hazırlıkları yapılıyor. Ekonomi yönetimi ve bürokrasi ile Dışişleri’nde düzenlemeye giden iktidar, farklı sinyaller de vermeye başladı.

Bütçe görüşmelerinde konuşan Türk Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, diyalog sürecinin bitirilmesini, tetikçilik görevi verilen DAİŞ’in Suruç, Ankara, Antep ve İstanbul Havalimanı’nda yaptığı katliamlara bağladı. 

Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Türk Milli Savunma Bakanlığı’nın (MSB) 2021 yılı bütçesi kabul edildi. Komisyon görüşmelerinde söz alan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Türkiye tarafından düzenlenen “Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Pençe Harekâtı, Barış Harekâtı” adındaki işgal saldırılarının, Kürt halkını hedef aldığını söyledi. “Savaş oldukça pahalı” diyen Hatimoğulları, Kürt Halk Abdullah Öcalan ile devlet arasında 2013 ile 2015 yılları arasında sürdürülen diyalog sürecini işaret ederek, bütçe rakamlarına dair şu bilgileri verdi: “Milli Savunma Bakanlığı bütçesinde önceki yıla göre 2,3 milyar artış yaşanmıştı. Çözüm süreci döneminde ciddi bir düşüş yaşandı. Milli Savunma’nın bütçesi 2014’te 1,4 milyar TL, 2015’te ise 9 milyar TL artış sağladı. Yani çözüm süreci, Türkiye’nin hazinesinin savunmaya daha fazla para ayırmasının önüne geçti. Kürt sorunun demokratik yöntemlerle çözülmesi için tarafların bir araya gelip diyalog sürecini başlatması gerektiğini düşünüyoruz. Suriye’de, Irak’ta, Türkiye askeri unsurları geri çekilmeli ve her iki ülkenin içinde bulunduğu durumdan çıkması için siyasi çaba sarf etmelidir. ‘Komşuda huzur varsa, bizim evde de huzur var’. Bu en iyi savunma stratejisidir.”

Siyasi irade gerekiyor

 HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu da savaş harcamalarının toplam bütçe içindeki payının yüzde 17 olduğunu belirterek, “Savunma harcamaları kısıtlı kaynaklarımızın önemli bir kısmını alıyor ve dolayısıyla da Türkiye’nin ekonomisinin gelişmesi için ihtiyaç duyduğumuz kaynaklar daha az olarak ayrılabiliyor. HDP olarak, savunma harcamalarının bu kadar yükselmesini istemiyoruz ve bunun çözümünün de olabileceğini söylüyoruz. İçeride, başta Kürt sorunu olmak üzere diğer başka sorunlarımızı da çözebilecek bir siyasi irade gerekiyor, bir vizyon gerekiyor” şeklinde konuştu.

 Akar, ‘diyalog süreci’ni savundu

 Bakan Akar, HDP’li Hatimoğulları’nın çözüm süreciyle ilgili açıklamaları üzerine şunları söyledi: “Şurada kartları da çıkarmıştık, sizin bildiğiniz bir şey ama bir daha hatırlatmak istiyorum; 2013-2015 çözüm süreci. Ya, burada çözüm sürecine karşı çıkanlar var, AK Partililerden, sağ cenahtan diyelim ‘buna ne gerek vardı?’ vesaire gibi. Hayır, bu çözüm süreci gerçekten bizim tarihimize not düşmek bakımından çok önemli olmuştur. Devlet bütün şefkatini göstermiştir, bütün sabrını göstermiştir, demiştir ki, ‘gelin, bu terörü bitirin, hep beraber oturalım, konuşalım, danışalım, bu işi çözelim.’ Fakat ne oldu? Antep, Ankara Gar, İstanbul Havalimanı, Suruç… Yani yüzlerce kişiyi katlettiler, cevap bu oldu. Bunun üzerine ne oldu? 24 Temmuz’daki bu katliamlardan sonra gerçekten çok büyük çaplı, o ana kadar tespit ettiğimiz terör hedeflerinin hepsi vuruldu, 24 saat, 48 saat vuruldu havadan.”

 Uzun süredir ‘diyalog süreci’nden söz etmeyen, o süreçte aktif olan AKP yöneticilerini geri planda iktidarın, Dolmabahçe Mutabakatı dahil tüm süreçte yer alan Efkan Ala’yı Dışişleri’ne getirmesinin ardından Savunma Bakanı’nın da bu açıklamayı yapması dikkat çekti.

HSK, Kavala ile ilgili belgeleri istedi

Dikkat çekici bir gelişme daha yaşandı. Hakim ve Savcılar Kurulu (HSK) önceki gün Osman Kavala’nın yargılamasının yapılacağı mahkemeye “Acele” notuyla bir yazı gönderdi. T24’ün haberine göre, Kavala’ya yönelik tüm evrakları, İstanbul Adli Yargı Komisyonu’ndan istedi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına uyulmamasına rağmen aylardır sessiz kalan HSK, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmamasının hakim ve savcıların yükselme kriterlerini doğrudan etkileyeceğine yönelik kuralı anımsatarak, Kavala ile ilgili iddianame, duruşma zabıtları, tutuklama ve tutuklamaya itirazın reddi kararlarının tümünün gönderilmesini talep etti. Yazıda, birinci sınıfa ayrılan hakim ve savcıların çalışmalarının değerlendirilmesine yönelik Resmi Gazete’de 15 Ocak 2020’da yayımlanan ilk kararına atıf yapıldı. Bu kararda, “Yargı bağımsızlığı ve hakimlik teminatı ilkeleri temelinde, AİHM ve Anayasa Mahkemesince yapılan incelemelerde ihlal kararına sebebiyet verip vermedikleri, neden oldukları ihlalin niteliği ve ağırlığı ile ilgililerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve anayasa ile teminat altına alınan hakların korunması konusundaki gayretleri göz önünde bulundurularak yükselmeye layık olup olmadıklarına karar verilir” ifadeleri yer aldı.

Yazıda, bu karar uyarınca Kavala ile ilgili tutuklama kararının, bu karara karşı yapılan itirazları reddeden mahkemelerin kararlarının, soruşturma ve kovuşturma aşamasında tahliye taleplerinin reddedilmesine ilişkin kararların, iddianame ve duruşma zabıtlarının HSK’ye gönderilmesi istendi.

 Gezi Parkı eylemlerine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 1 Kasım 2017’de tutuklanan Osman Kavala, 2 yıl 4 ay tutuklu olarak yargılandı. Ardından İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 18 Şubat tarihinde beraat etti ve tahliye edildi.

Tahliye işlemleri sırasında, 15 Temmuz darbeye teşebbüs soruşturması kapsamında Kavala tekrar gözaltına alındı ve “Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs” suçundan tutuklandı. Kavala, Silivri Ceza ve İnfaz Kurumu’na gönderildi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Aralık 2019’da Osman Kavala’nın siyasi nedenlerle tutuklandığına hükmederek ihlalin ortadan kalkması için derhal tahliye edilmesi çağrısı yaptı. Ancak yetkili mahkeme AİHM kararına uymadı.  ANKARA

 

HDP’den KHK için kanun teklifi

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile yapılan düzenlemelerin kaldırılması için kanun teklifi verdi. Gergerlioğlu, “Olağanüstü Hal İle İlgili Düzenlemelerin Yürürlükten Kaldırılmasına İlişkin Kanun Teklifi” ismiyle verdiği teklifin gerekçesinde, KHK ile 150 binden fazla kamu görevlisinin ihraç edildiğini, iş insanlarının mallarına el konulduğunu, birçok medya kuruluşu ile okul, üniversite, dernek, vakıf ve sendikanın kapatıldığına yer verdi. Hukukun temel kavramlarının hiçe sayıldığının belirtildiği gerekçede, Anayasa’nın 91’inci maddesindeki KHK’lerle ilgili usul kurallarına uyulmadığı ifade edildi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.