HPG Antep’teki patlamayla hiçbir ilgilerinin olmadığını açıkladı.
BDP ölümlere yol açan bu sabotajı protesto etti. Ama “fırsat” düşkünleri “fırsat bu fırsat” diyerek Antep BDP İl Başkanlığını, Şehitkamil ve Yavuzeli İlçe binalarını yaktı.
Demek ki, iç savaş “kuvvetleri” işbaşında. Bunların harekete geçmesi için, bir bombalı aracın herhangi bir sivil yerleşim yerinde patlaması yetiyor. O halde her kim bu ülkede Türklerin ve Kürtlerin birbirini boğazlamasını istiyorsa, o kimse bunu kolayca kışkırtabilir. Benzer bir bombalamanın İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Bursa ve Mersin’de patlaması iç savaşa neden olabilir.
AKP polisi Antep’te BDP binalarını yakanları göz altına almadı. Onları önlemek için kılını bile kıpırdatmadı. Polisin bu tutumu, iç savaş kundakçılarını cesaretlendiriyor. İçişleri Bakanı İ.Naim Şahin, Hakkari halkının kendisine karşı tepkisini BDP Hakkari İlinin örgütlediğini söylemişti. Hakkari’de BDP’ye saldıracak güç yok. Antep’te var. Bakanın verdiği işaretle iç savaş kundakçıları harekete geçti.
Hükümet iç savaş ipinde cambazlık yapıyor. Bu oyun çok tehlikelidir.
Bu ip cambazlığı ülkeyi felakete götürür. İç savaş, şu anda yürüyen savaşın kontrolden çıkması demektir. Savaş bir kere kontrolden çıkarsa, onu durdurmak zor olur.
HPG komutanlığı HPG birliklerine “duble yollara artık çıkmayın” dediği zaman bu birlikler “duble yola” çıkmaz. Karar verildiğinde kimseyi “kaçırmaz”, kimseyi “kucaklamaz.” TSK Genelkurmay Başkanlığı birliklerine “operasyona çıkma” dediği zaman asker operasyona çıkmaz. Karar verildiğinde kimseyi “esir almaz”, “öldürmez.” Ama iç savaşların “merkezi” yoktur. Emir komuta zinciri yoktur. İç savaşların kitabı, Allahı, Peygamberi yoktur. İç savaş acımasızdır. Kontrolden çıkmış savaş olarak iç savaş kana doyana kadar durmaz. Çarpışanların damarlarında akacak kan kalmayana kadar sürer. Taraflar takatsiz kalmadıkça, hiç değilse taraflardan birisi dökülen kanda boğulmadıkça, bu “hacamat” boğuşmasından bilistifade dış güçler, en iyi ihtimalle BM; ya da NATO, olmadı ABD-İngiliz işgali gerçekleşmedikçe iç savaşı hiç kimse dizginleyemez.
Bomba kendi başına iç savaşa neden olmaz. Bunu fırsat olarak kullanacak güçlerin var olması gerekir. Bu güç var. Bu güç AKP Hükümeti tarafından yaratılmıştır. Irkçı milliyetçi histeriyle baştan çıkarılmış, polis tarafından şımartılmış, eli benzinli kundakçılar iç savaş ateşini yakacak olan lümpenlerdir. Antep’te bunlar “Kürtlere ölüm” diye böğürerek yürümüş, parti binalarını ateşe vermişlerdir.
İç savaşı başlatmak kolay, ama bitirmek zordur. Demek ki, iç savaşı önlemek için ciddi olmak şarttır. Madem ki HPG “bombayla ilgimiz yok” dedi, sen buna “inanmak” zorundasın. Şundan dolayı inanmak zorundasın: İnanmazsan, “sergerdeleri” HPG “yapmamış” diyerek durdurmazsan, bizzat sen bu tür bombaların patlamasını teşvik etmiş olursun. İç savaş kışkırtmak isteyen bir kere senin bu “inançsızlığını” anlarsa, her fırsatta patlayan bombayı HPG’nin üstüne yıkmaya kalkıştığını görürse ne yapar? Bombalar…
Hükümet iç savaş provokatörlerine ortam hazırlıyor ve böylece kendi bindiği dalı da kesiyor. Ama eğer hükümet, HPG “biz yapmadık” dediğinde, “demek ki HPG yapmamış” dediği zaman, iç savaşı kışkırtmak isteyenlerin hevesleri kursaklarında kalır. O zaman Antep’teki serseri alayını hiç kimse BDP’nin ve Kürtlerin üzerine yürütemez. Hiç kimse BDP binalarını yakmaya teşebbüs bile edemez.
Hiçbir bomba, kendi başına iç savaş yaratmaz. Patlayan bombayı ikinci defa patlattığın zaman, yani bu bombanın patlamasını fırsat bilip de, serseri güruhunu harekete geçirdiğin zaman iç savaş patlar.
HPG “ilgim yok” diyorsa, bunu kabul edeceksin. Ve iç savaş güruhunu durduracaksın. Fırsattan istifade etmeye kalktığın zaman, bizzat sen iç savaş ipinde “takla” atmaya başladın demektir.
Düşersin. İpin kopar.
İç savaşın panzehiri, Kürt halkının demokratik taleplerini kayıtsız ve şartsız yerine getirmektir; demokrasidir. Barıştır, çözümdür.
Ama sen bombanın patlamasını durduracak en güçlü iradeyi, Öcalan’ı susturursan, bombanın patlamasının en büyük alternatifi olan Kürt halkının kitlesel mücadelesini zorbalıkla yasaklarsan, sen bombanın patlamasının demokratik alternatifini yaratacak olan BDP’nin bomba yerine milyonları sokaklara seferber etmesini kitlesel tutuklamalar ve miting yasaklarıyla önlersen…
O zaman bombalar patlar.
AKP Hükümeti şu anda, bombaları susturacak olanları susturdu. Vekillerin dokunulmazlığıyla oyun oynayarak bunu daha da derinleştiriyor. Bombaları susturacak olanları, Öcalan’ı, BDP’yi ve kitleleri susturursan, bombalar konuşmaya başlar.
Kürt sorununda sosyolojik kanun “bileşik kaplar” kanunu gibi bir şeydir.
Sokak ne kadar ıssızlaşırsa, dağlar o kadar kalabalıklaşacaktır. Diyalog, müzakere ne kadar tıkanırsa, dağlara giden geçit vermez yollar o kadar açılacaktır…
Parlamento ne kadar BDP’sizleşirse, Kürdistan o kadar PKK’lileşecektir…
Bunun tersi de doğrudur.
Bu savaş kazanılamaz. Ama barış kazanılabilir. Savaş ya barışla sonuçlanacak, ya da büyük felakete yol açacak…
Akıllar başa devşirilmelidir.
İç savaş bombayla patlamaz bomba bahanesiyle patlar