7 Haziran'dan bu yana yaşanan sürecin ismini artık koymak gerekiyor. Zira AKP devletiyle Kürt halkı ve demokrasi güçleri arasında yaşananlar artık alışılan tanımları aşıyor. Görülmesi gereken diğer bir yan, genel geçer tanımlar AKP’nin yaratmaya çalıştığı algıyı besliyor ve iç savaş konseptini görünmez kılıyor. 

Birçok çevre uzun süredir yaşanan durumu çatışma, savaş, asayişi ve güvenliği sağlama, terörü önleme gibi kavramlarla adlandırdı. Ancak bunlar şimdiye kadar gerilla güçleriyle ordu birlikleri arasında uzakta, dağlarda süren ve günlük yaşamda çok hissedilmeyen bir çatışma durumunu anlattı. Oysa şu an yaşanan durum bunu çoktan aştı. Artık şehirlere yayılan, Türk ordu birlikleri, özel güçleri, kontra birlikleri ve her türlü kıyım gücüyle halk arasında yaşanan bir ''iç savaş'' var.

Türkiye’de iç savaşın, birçok örnekte olduğu gibi halklar arasında yaşanması çok mümkün değil. Nedenleri bir yana, Türkiye’de iç savaş da benzerlerinden farklı gelişmektedir. AKP faşizminin Kürt sorununda inkar ve imha siyaseti dışındaki tüm siyasal seçenekleri ötelediğini ilan etmesi ve saldırganlığını derinleştirmesiyle yeni bir döneme girilmiştir. İç savaş bu dönemi anlatan en gerçekçi isimlendirmedir. 

Şu anda AKP devleti bir iç savaş makinesi gibi çalışıp bu savaşı yürütüyor. Bunun asayiş ve güvenlik sorunu gibi sunulması da bir özel savaş taktiğidir, saptırmadır. Gerçeği görünmez kılma, farklı gösterme, muğlaklaştırma bir amaca dönüktür.

AKP Türkiye’de iç savaşı başlattı. Üç beş bin insanın yürüyüşe geçtiği ve birkaç zırhlı aracın hareket ettiği Arap ülkeleri için bir hafta içinde iç savaş tanımlaması yapan uluslararası kamuoyu da Türk devletinin bu algı operasyonuna destek sunuyor. ''Terörle mücadele'' adı altında bu iç savaş meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Kürt halkına karşı sürdürülen kıyım artık tüm Kürdistan’ı ve tüm Kürt halkını kapsayan bir iç savaşa dönüştü. 

7 Haziran öncesi gerillaya karşı askeri operasyonlar, halka karşı siyasi soykırım operasyonları, linç harekatları, yargısız infazlar ve kontrgerilla yöntemleriyle yürütülen saldırganlık, seçimler ardından bizzat ordu güçlerinin konvansiyonel silahlarla yürüttüğü bir iç savaş halini almıştır. Tank, top, uçak, helikopter, füze ve roket sistemleri kullanan ordu birlikleriyle halk arasında yaşanan bir savaş durumudur sözkonusu olan.

İnkar ve imha karşısında kendi iradesini yükselten ve bunu öz yönetim ilanlarıyla ortaya koyan Kürt halkına yönelik saldırılar ve buna karşı gelişen direniş nereden bakılırsa bakılsın artık bir iç savaş kapsamındadır. Türk devleti terörle mücadele adıyla bugüne kadar yürüttüğü iç savaşı açık bir iç savaş biçiminde yürütmek zorunda kalmıştır. ''DAİŞ’leşirseniz Kobani’leşiriz'' diyen Kürt halkı Kobani ruhuyla direnmekte, AKP devleti ise tüm gücünü harekete geçirmiş, DAİŞ'vari yöntemlerle saldırmaktadır. 

Özerklik ilanına giden ve kendi öz yönetimlerini oluşturan Kürt halkı artık inkar ve imha siyasetini hiçbir biçimde kabul etmeyeceğini insanüstü bir direnişle ortaya koymaktadır. 1 Kasım seçimlerinde ezici bir oy çokluğuyla tercihini öz yönetimden yana koymuştur. Geliştirdiği öz savunma direnişiyle de bunu savunma kararlılığını göstermektedir. AKP devletinin buna yanıtı halkın öz yönetim iradesini tanımama ve ezerek teslim almadır. Ortaya çıkan ise iç savaştır.

İller, ilçeler, köyler tanklarla kuşatılmakta, saldırı helikopterleri ve uçaklar kullanılmakta, onbinlerce ordu gücü hareket ettirilmekte, halkın silahlı direnişi büyümekte, özerk alanlara devlet güçleri girememekte, kendi özgücüyle örgütlenen ve direnen halk tüm yaşam alanlarında devletten kopuşu yaşamaktadır.

 Bu iç savaş tüm Kürt coğrafyasını olduğu kadar dalga dalga demokrasi ve emek güçlerini de kapsayarak derinleşecektir. Zira AKP’nin niyetinde çözüm, siyasal yollarla sorunu ele alma, uzlaşı yoktur. Yıldırma, korkutma, teslim alma ve biat ettirme vardır. Çözüm değil, imha vardır. 

Kürt halkı 40 yıllık direnişiyle boyun eğme, teslim olma eşiğini çoktan aştı. Türk devleti ise hala klasik sömürgeciliğin en dibinde debelenmektedir. Bunda ısrarın getirdiği nokta iç savaştır. 

Tarihin bu kesitinde kaybeden AKP faşizmi, kazanan halklarımızın kadın öncülüğünde yükselttiği direniş olacaktır. Kuşku duyan Kobani’ye bakabilir…